Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/5597 E. 2021/6490 K. 11.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5597
KARAR NO : 2021/6490
KARAR TARİHİ : 11.10.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 05/11/2019 tarih ve 2019/İHK-15941 sayılı itirazın reddine dair verilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan … plakalı aracın 14/04/2018 tarihinde karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda araçta yolcu konumunda olan küçük …’nun vefat ettiğini, ölenin müvekkilinin oğlu olduğunu, ölenin desteğinden yoksun kalınması nedeniyle müvekkiline davalı tarafından yapılan ödemenin yetersiz olduğunu belirterek 100.000 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, başvurunun kısmen kabulü ile 56.621,01 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; davalı vekili tarafından karara itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerekçeye, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2) Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 51. maddesinde, hâkimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; aynı kanunun 52. maddesinde ise zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmıştır.
Müteveffanın içerisinde yolcu olduğu aracın sürücüsü ve aynı zamanda müteveffanın babası olan … ifadesinde, kaza sırasında müteveffanın ön koltukta, kardeşi ile birlikte oturduğunu ve emniyet kemerinin takılı olmadığını beyan etmiştir. Davalı taraf, müteveffanın olay tarihinde 6 yaşında olduğunu ve arka koltukta çocuk koltuğunda seyahat etmesi gerekirken ön koltukta, kardeşi ile birlikte ve emniyet kemeri takılı olmadan seyahat ettiğini belirterek müterafik kusurlu olduğunu savunmuştur.

İtiraz Hakem Heyetince, müteveffanın yaşı, eğitim durumu, gerek ailesi gerekse ilişkili olduğu toplumun bu konuda yeterli bilince sahip olmaması dikkate alındığında müteveffanın aracın ön koltuğunda emniyet kemeri takılı olmadan seyahat etmenin sonuçlarını değerlendirme yeteneğinden uzak olduğu, bu konuda özen göstermesi gereken kişinin müteveffanın babası olan sürücü olduğu gerekçesiyle müteveffanın müterafik kusuru bulunduğu yönündeki itirazın reddine karar verilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma mecburiyeti başlıklı 150. maddesinde “M1, M1G, N1, N1G, N2 ve N3 sınıfı araçlarda 150 cm’den kısa ve 36 kg’ın altındaki çocukların taşınması sırasında çocukların ağırlığına uygun bu Yönetmeliğin ekinde yer alan (1) sayılı cetvelde yer alan çocuk bağlama sistemlerinin kullanılması zorunludur. Ancak, 135 cm’den uzun çocuklar çocuk bağlama sistemleri yerine ön koltukta oturmamak şartıyla diğer koltuklardaki emniyet kemerlerini kullanabilirler.” şeklinde düzenlenme bulunmaktadır. Müteveffa …’nun kaza tarihinde altı yaşında olduğu dikkate alındığında araç içerisinde yolculuk yaptığı esnada yönetmelik maddesinde açıklandığı üzere özel donanımlı tertibatla taşınması gerektiği aşikar olup bu hususta gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü velayet hakkı kapsamında araç sürücü olan baba ve davacı anneye aittir.
Dosya içerisindeki belge ve bilgiler dikkate alındığında müteveffanın yolcu olduğu araçta, bahsi geçen yasal düzenlemeye uygun şekilde taşınmasına yönelik gerekli tertibatların bulunmadığı, ön koltukta emniyet kemeri takılı olmaksızın yolculuk ettiği, müteveffanın yaşı itibarıyla bu hususlara yönelik tedbirleri alma yükümlülüğünün yalnızca sürücü babaya ait olmayıp davacı annenin de yükümlülük altında olduğu anlaşıldığına göre müterafik kusurun varlığının kabulü gerekmekte olup mahkemece hesaplanan tazminattan uygun bir miktar indirim yapılması gerekmektedir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
b) Somut olayda, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince; 56.621,01 TL tazminatın davalıdan tahsiline ve kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi gözetilerek 6.578,31 TL vekalet ücretine hükmedilmiş; davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik itirazı, İtiraz Hakem Heyetince reddedilmiştir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu 30/17 md. ve 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin 13. fıkrasına “(13) (Ek:RG-19/1/2016-29598) tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir.
İtiraz Hakem Heyetince verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen İtiraz Hakem Heyeti kararının yukarıda (2/a-b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 11/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.