YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/583
KARAR NO : 2023/2801
KARAR TARİHİ : 02.03.2023
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2209 E., 2020/1783 K.
HÜKÜM/KARAR : Davacının İstinaf İsteminin Kısmen Kabulü/
Davalı Vekilinin İstinaf İsteminin Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/239 E., 2018/274 K.
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun ihbar edilen yönünden kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müteveffa …’na gerekli teşhis ve tedavinin uygulanmaması sebebiyle hayatını kaybettiğini, müteveffanın yakınları tarafından kurum aleyhine açılan Manisa 1. İdare Mahkemesi’nin 2008/5087 esas, 2013/654 karar sayılı dosyası ile tazminata hükmedildiğini ve yakınlarına 16.09.2013 tarihinde ödeme yapıldığını, dava dışı …’nun Uşak Devlet Hastanesinde görevli doktor olan davalının rahim ameliyatı sonrası iyileşmeden taburcu edilmesi ve devam eden tetkikleri yapmaması nedeniyle kusurlu olduğunu ve davalı doktorun görevini yerine getirirken kusurlu davranarak idareyi tazminat ödemek zorunda bıraktığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 326.802,70 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini isemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davayı kabul etmediklerini, davalı müvekkilinin tedavide hatası ve ihmalinin söz konusu olmadığını, yapılan ameliyattan iki ay sonra hasta …’nun vefat ettiğini, ikinci ameliyatı yapan doktor …’in kusurlu olduğunu, ayrıca çalışma koşullarının olumsuzluğundan dolayı tazminattan indirim yapılmasını gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…dosya kapsamına alınan Adli Tıp Kurumu 1.Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 02.12.2016 tarihli raporu ile taraf vekillerinin itirazı üzerine Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu’ndan alınan 30.11.2017 tarihli raporda, 29.08.2007-03.09.2007 tarihleri arasında hastanın Uşak Devlet Hastanesi’nde muayenesi yapılarak gerekli tetkiklerinin yapıldığı, hastalığın tanısının doğru konulmuş olduğu, ameliyat sonrasında gelişen pelvik infeksiyon, apse nedeniyle yapılan drenajının ve seçilen antibiyotiklerin uygun olduğu, ancak antibiyotik dozunun yetersiz olduğu, intraabdominal enfeksiyonların tedavilerinin komplike olduğu, Enfeksiyon Hastalıkları konsültasyonu yapılması gerektiği, Enfeksiyon Hastalıkları konsültasyonu yapılmaması nedeniyle davalı doktor …’nun kusurlu olduğu ve kusur oranının 2/8 olduğunun mütalaa edildiği, diğer davalı doktor … yönünden ise kusur belirlenmediği” gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı …’nun kusur oranına göre belirlenen 81.700,67 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, diğer davalı … yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı Op. Dr. …’nun dava dışı hastanın tedavisi sonrası meydana gelen ölüm olayında tam kusurlu olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince kabul kararı verilmesi gerektiğini, ayrıca dava dışı doktor …’in davada taraf olmadığını, sadece davanın kendisine ihbar edildiğini, bu nedenle ihbar edilen konumunda olduğunu, buna rağmen İlk Derece Mahkemesince … hakkında hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, ilk ameliyatta davalı doktor, hastanın ince bağırsağının kesilmesine neden olduğundan tüm zarardan sorumlu olması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde; davalı müvekkilinin tedavide hatası ve ihmalinin söz konusu olmadığından davanın tümden reddedilmesi gerekirken kısmen müvekkil aleyhine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve ayrıca çalışma koşullarının olumsuzluğundan dolayı tazminattan indirim yapılmasını gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…Davacı tarafından yapılan ödemenin rücu edilmesi sırasında teselsül söz konusu olmadığından davalının kusur oranına göre sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığından davacı idare vekilinin ve davalı doktor vekilinin anılan hususlara değinen tüm istinaf nedenlerinin yerinde bulunmadığı, rücuen tazminatın kapsamı belirlenirken, tarafların, zararın oluşumuna hangi oranda etki ettikleri, davacı idarenin zararın doğması veya artmasında etkili olması hallerinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52 inci maddesi gözetilerek hükmedilecek tazminat miktarından kusur durumu yanında uygun miktarda hakkaniyet uyarınca indirim yapılması gerektiği, ancak eldeki davada davalı doktor tarafından yapılar rahim ameliyatı ile sonrasında gelişen pelvik infeksiyon ve apsenin tedavisinde antibiyotik dozunun yetersiz olması, enfeksiyon hastalıklarından konsültasyon alınmaması, davalının çalışma koşullarından yada hasta yoğunluğundan kaynaklanan bir eksiklik olmadığından, üçüncü kişiye ödenen tazminattan davalının kusur oranına isabet eden 2/8’in üzerinden, davalı yararına 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52 inci maddesi uyarınca müterafik (bölüşük) kusur indirimi dışında hakkaniyet uyarınca ayrıca bir indirim yapılması için yasal koşullar gerçekleşmediğinden davalı doktor vekilinin bu hususa değinen istinaf isteminin yerinde görülmediği, ilk derece mahkemesince davada taraf olmayan ve davalı talebi ile ihbar edilen konumunda bulunan … ile ilgili olarak kısa kararda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 61 inci ve devamı hükümlerine uygun olarak herhangi bir hüküm kurulmadığı halde, gerekçeli kararda davada taraf gibi olayda kusuru bulunmadığından bahisle davanın reddine şeklinde hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya ugun olmadığı, ancak davada taraf sıfatı bulunmayan … mirasçıları ile ilgili kurulan hüküm, hukuken geçerli bir sonuç doğuracak nitelikte görülmediğinden; 10/04/1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında kısa karar, gerekçeli karar çelişkisi olarak değerlendirilmediği, zira asıl davalı hakkındaki kısa karar ve gerekçeli karar arasında bir çelişki bulunmadığı, bu nedenlle, istinaf mahkemelerinde hem hukuki hem de maddi denetim yapılabildiği ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b-2) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi kararını düzelterek karar verebilme yetkisi olduğuna göre; 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355 inci maddesi uyarınca davada davalı sıfatı olmayan … ile ilgili hüküm kurulması kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğinden, bu kısmın hüküm fıkrasından çıkarılması suretiyle yanlışlığın düzeltilebileceği” gerekçesiyle davacı idare vekilinin ihbar olunan … ile ilgili hüküm kurulmaması gerektiği yönündeki istinaf istemi dışındaki diğer tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b-1) bendi uyarınca kısmen esastan reddine, davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesi 1 inci fıkrasının (b-1) bendi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin ihbar olunan ile ilgili hüküm kurulmasına yönelik istinaf istemi yerinde görüldüğünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b-2) bendi uyarınca istinaf istemin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle; davanın kısmen kabulü ile davalının 2/8 kusuruna isabet eden 81.700,67 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı …’ndan tahsiline, ihbar olunan ve dava devam ederken ölen … Mirasçıları hakkında davada taraf olunmaması nedeniyle hüküm kurulmasına gerek ve yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Taraf vekilleri temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yaptığı istinaf başvurusuna konu edilen nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı doktorun tedavi hatası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle davacı kurum tarafından vefat eden kişinin yakınlarına ödenen tazminatın davalı doktordan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 297 nci maddesinin 2 nci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6908 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 52 inci ve 53 üncü maddesi maddesi, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun geçici 13 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Resmi Gazetede 27.05.2022 tarihinde yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15 inci maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13 üncü madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir.
Dosya kapsamından, davalı doktor …’nun Uşak Devlet Hastanesinde Kadın Doğum Uzmanı olduğu, dava dışı … isimli hasta yakınları tarafından Uşak Devlet Hastanesinde uygulanan rahim ameliyatında hizmet kusuru olduğundan bahisle Sağlık Bakanlığı aleyhine Manisa 1. İdare Mahkemesinde 2008/5087 esas 2013/654 karar sayılı dosyası ile açılan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı idare tarafından ölenin yakınlarına ödenen bedelin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Kararın bu nedenle re’sen bozulması gerekir.
2. Bozma nedenine ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un HMK 371. maddesi gereğince re’sen BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının taraflara iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.