Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/5993 E. 2021/7879 K. 01.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5993
KARAR NO : 2021/7879
KARAR TARİHİ : 01.11.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim davası hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetinin 19/10/2019 tarih ve 2019/İHK-14328 sayılı itirazın reddine dair verilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan … plakalı aracın 30/07/2016 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucunda bu araçta yolcu olan davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı saklı kalmak üzere 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; yargılama sırasında dava değerini 79.855,22 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, başvurunun kabulüne, 79.855,22 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 10/11/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerekçeye özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2) Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) Dava, trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma
Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda davacı vekilince dosyaya sunulan 08/05/2017 tarihli … Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen raporda davacının travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’ne göre sürekli iş göremezlik oranının %15 olduğu bildirilmiş; hakem heyetince bu rapor hükme esas alınarak talebin kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde kaza ile davacının psikolojik rahatsızlığı arasında illiyet bağı olmadığını savunmaktadır. Davacının maluliyetinin haksız fiil sorumlusunun fiili sonucu oluştuğunun, yani haksız fiil ile maluliyet arasında illiyet bağının bulunduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Ayrıca anılan maluliyet raporu olay tarihinde yürürlükte olmayan yönetmelik esas alınarak düzenlenmiştir. Bu nedenlerle bilirkişi raporu hüküm kurmaya elverişli değildir. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu durumda, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakı dosya arasına getirtildikten sonra muayenesi de yapılarak davacı için Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik’e göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen psikolojik rahatsızlıkların kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
B) Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması hâlinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Davalı vekili, taşıma kapasitesi (istiap haddi) aşılarak davacının araca binmesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu savunmuştur. İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin bu yöndeki itirazı kaza tespit tutanağında “istiap haddi aşılma miktarı” bulunmadığının (-) şeklinde tespit edildiği gerekçesiyle davalının bu husustaki itirazı reddedilmiştir. Ancak kaza tespit tutanağının incelenmesinden davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ve davacının içerisinde yolcu olduğu araç içerisinde sürücü dahil toplam 7 kişinin bulunduğu, yolculardan bir kısmının çocuk olduğu, dosya kapsamında kazaya karışan araca ait ruhsatın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, araç ruhsatının dosya arasına alınması ve buna göre koltuk sayısının belirlenmesi, araçta bulunan kişilerin kimlik bilgilerine göre nüfus kayıtları getirtilerek yaşları belirlendikten sonra İTÜ Öğretim Üyeleri veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği hükümlerine ve aracın özelliğine göre yolcu taşıma kapasitesinin aşılıp aşılmadığı, aşılmış ise bunun kazanın meydana gelmesine etkili olup olmadığı hususlarını irdeleyen gerekçeli ve denetime açık bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen İtiraz Hakem Heyeti kararının yukarıda (2/a-b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 01/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.