Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/6994 E. 2021/10330 K. 14.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6994
KARAR NO : 2021/10330
KARAR TARİHİ : 14.12.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki maddi tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacı vekilinin itirazının kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın davacının idaresindeki araca çarpmasıyla oluşan kaza sonucunda, davacının alınan kurul raporuna göre % 20 oranında malul kaldığını, davalı tarafından 70.328,00 TL tazminat ödenmişse de bu bedelin gerçek zararı karşılamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL sürekli, 1.000,00 TL geçici işgöremezlik zararının ve 354,00 TL rapor ücretinin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle taleplerini 168.016,83 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; 12.07.2019 tarihinde ibraname karşılığında davacıya 70.328,00 TL ödediklerini, maluliyet ve kusura itiraz ettiklerini, tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini de belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nce başvurunun kabulü ile, 159.493,50 TL maluliyet tazminatının ve rapor ücretinin 23.08.2019 tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline karar verilmiş, karara davalı vekilinin yaptığı itirazların reddine dair karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, 2918 sayılı KTK madde 111 gereği, davadan önceki ibranın makbuz hükmünde olmasına; kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik ile eki cetvellere uygun biçimde davacının maluliyet oranını belirleyen uzman bilirkişi heyeti raporunun karara esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından davaya konu edilen kazanın oluşumunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu kabul edilerek karar verildiği ve bu belirlemenin de kaza tespit tutanağına göre yapıldığı görülmektedir. Kazanın oluş biçiminin
tereddüte mahal vermeyecek biçimde belli olduğu durumlarda, hakimin (hakemin) kusur oranlarını kendisinin belirlemesi kabul edilebilirse de, bu belirleme yapılırken olayın oluş biçimine etki eden tüm unsurların değerlendirilmesiyle belirleme yapılması gerekeceği gözetilmelidir.
Davaya konu kazaya ilişkin olarak düzenlenen kaza tespit tutanağı incelendiğinde; sigortalı araç sürücüsünün dört yönlü kavşakta yolun sağ şeridinden giderken aniden sola dönüş yaptığı sırada karşı sol istikametten gelen motosikletle çarpışması neticesinde kazanın meydana geldiği, karşı sürücünün “doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma kuralını”ihlal ettiği için tam kusurlu kabul edildiği, davacı sürücünün kural ihlali olmadığı belirlenmiştir. Tutanaktaki tüm bu tespitlerden, meskun mahalde gerçekleşen kazada davacının aracını uygun hız sınırlarında kullanıp kullanmadığının ve bu durumun kazaya etkisinin tespiti gerekliliği doğmaktadır.
Açıklanan vakıalar karşısında; davacının kaza anındaki hızının ve uygun hızla seyrini devam ettirip ettirmediğinin tespiti ile hızının yüksek olması halinde bu durumun kazaya etkisinin saptanmasında zorunluluk bulunduğu da gözetilerek, trafik kazasında uzman bilirkişiden anılan hususları karşılayan kusur raporu alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.