Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/7355 E. 2021/11041 K. 27.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7355
KARAR NO : 2021/11041
KARAR TARİHİ : 27.12.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının kabulü ile davanın reddine ve yargılama giderleri yönünden kararın düzeltilmesine dair verilen kararın davacı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın tam kusurlu olarak davacının yolcu olarak bulunduğu araca çarpmasıyla oluşan kaza sonucunda davacının yaralanıp %4 oranında malul kaldığını belirterek, belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.100,00 TL. maluliyet tazminatının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 19/04/2019 tarihli artırım dilekçesiyle taleplerini 33.354,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davaya konu kaza saatinden sonra … poliçesinin düzenlendiğini ve zarardan sorumlulukları bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davaya konu edilen kazanın saatinin 22:30 ve davalı poliçesinin düzenlenme saatinin 23:09 olduğu, poliçenin kazadan sonra düzenlendiği ve davalının zarardan sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karara davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacı vekilinin itirazının reddine; davalı vekilinin itirazının kabulü ile UHH kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle, davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin, zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir sorumluluk sigortası türüdür. Bu sigorta kapsamında sigortacının zarardan sorumlu tutulabilmesi için, rizikonun poliçe vadesi içinde gerçekleşmesi gerekir.
Davaya konu edilen kaza ve dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6. kitabında sigorta hukuku düzenlenmiş olup TTK’nın 1401- 1452. maddeleri arasında, tüm sigorta türleri bakımından uygulama alanı bulacak olan, sigorta sözleşmelerine ilişkin genel esaslar belirlenmiştir.
6102 sayılı TTK’nın 1405/1. maddesindeki “sigortacı ile sigorta sözleşmesi yapmak isteyen kişinin, sözleşmenin yapılması için verdiği teklifname, teklifname tarihinden itibaren otuz gün içinde reddedilmemişse sigorta sözleşmesi kurulmuş sayılır” düzenlemesi ile, sigorta sözleşmelerinin kuruluşu hüküm altına alınmış; sigortacının sorumluluğunun başlangıcı ise, TTK’nın 1421/1. maddesinde “aksine sözleşme yoksa, sigortacının sorumluluğu primin veya ilk taksidinin ödenmesi ile başlar” şeklinde düzenlenmiştir.
TTK’nın 1458/1. maddesinde geçmişe etkili sigorta; “sigorta, sigorta koruması sözleşmenin yapılmasından önceki bir tarihten itibaren sağlanacak şekilde yapılabilir. Ancak, rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalkmış olduğu, sözleşmenin yapılması sırasında, sigortacı ile sigorta ettiren ve sigortadan haberi olmak şartıyla, sigortalı tarafından biliniyorsa sözleşme geçersizdir. Rizikonun gerçekleştiği veya gerçekleşme ihtimalinin ortadan kalktığının sigorta ettiren veya sigortalı tarafından bilinip sigortacı tarafından bilinmediği durumlarda, sigortacı sözleşme ile bağlı olmamakla birlikte, ödenmesi gereken primin tamamına hak kazanır” denilmek suretiyle düzenlenmiştir.
Somut olayda; davaya konu kazanın tarih ve saatinin, kaza tespit tutanağında 14/07/2015 saat 22:30 olarak belirtildiği; davalıya husumet yöneltilmesine yol açan trafik sigorta poliçesinin tanzim tarihinin 14/07/2015 saat 23:09 ve poliçe başlangıç saatinin ise aynı gün saat 12:00 olduğu görülmektedir. Davalı adına acentesi tarafından 23:09’da poliçe tanzim edilmiş olup sigorta prim tutarının peşin ödeneceği kararlaştırılmıştır. Anılan bu belgelere göre, poliçenin tanzim saati, davacının bedensel zarara uğradığı kazanın saatinden sonraki bir zaman dilimine ilişkin görünmekte; sigortacının üstlendiği rizikonun gerçekleşmesinden sonra poliçenin tanzim edildiği izlenimi uyandırmaktadır. Bu itibarla; davalı sigortacının sigorta poliçesi gereği sorumluluğunun başlamasından sonra, davaya konu kazanın gerçekleşip gerçekleşmediğinin (rizikonun poliçe vadesi içinde olup olmadığının) saptanması önem kazanmaktadır. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, sigortacının sorumluluğunun başlaması için, poliçede kararlaştırılan primin ödenmiş olması gerekli olup, prim ödendiği anda sorumluluğu başlayacak olan sigortacı bakımından poliçeye kaydedilen tanzim saatinin bir önemi kalmayacaktır ki bu hususta hiçbir araştırma yapılmadan karar verilmesi, eksik inceleme niteliğindedir.
Açıklanan nedenlerle; davalı sigortacının trafik sigorta poliçesi kapsamında davacının zararından sorumluluğunun doğması için, davalı poliçesinin vadesi içinde gerçekleşmiş bir kazanın olması gerektiği; davalı trafik sigortacısının sorumluluğunun, ancak poliçe priminin ödendiği andan itibaren başlayacağı hususları gözetilerek, kazaya ilişkin tüm belgeler incelenip kaza saatinin netleştirilmesi; davalı sigortacı ile poliçe tanzim eden acentesine ait ticari kayıtları üzerinde yapılacak incelemeyle poliçe priminin tahsil edildiği saatin ve poliçenin davalı sigortacının sistemine girdiği saatin saptanması; bu belirlemelerden sonra, yukarıda anılan yasal düzenlemeler de dikkate alınıp davalı sigortacının hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem kararının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 27/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.