Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/7430 E. 2022/11418 K. 04.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/7430
KARAR NO : 2022/11418
KARAR TARİHİ : 04.10.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılaması sonunda başvurunun kabulüne dair verilen kararın davacılar vekili ve davalı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının kısmen kabulüne, davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın süresi içinde davacı … vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacılar vekili, 18/08/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacılar desteğinin vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak her bir davacı için 5.000,00’er TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini davacı … için 76.766,00 TL’ye, davacı … için 14.262,00 TL’ye, davacı … için 25.146,00 TL’ye arttırmıştır.
Davalı vekili, talebin reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; başvurunun kabulü ile davacı Kübra için 76.766,00 TL, davacı … için 14.262,00 TL, davacı Selma için 25.146,00 TL tazminatın 04/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına davacılar vekili ve davalı vekilince itiraz edilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının kısmen kabulüne, davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. Karar, davacı … vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından temyiz sınırı davalının her bir davacıya yönelik temyizi bakımından ayrı ayrı belirlenecektir.
5684 sayılı Sigortacılık Yasasının 30/12.maddesi gereği sigorta tahkim komisyonlarının 40.000 TL’yi geçmeyen kararları kesindir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir. Uyuşmazlık Hakem Heyeti; davacı … için 14.262 TL, davacı … için 25.146,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar vermiştir. Bu sebeple karar kesin niteliktedir. Davalı vekilinin davacılar … ve …’a yönelik temyiz isteminin miktar yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı … vekili ve davalı vekilinin davacı …’a yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Dava, trafik kazasından kaynaklı destekten yoksun kalma istemine ilişkindir.
HMK’nın 266. ve devamı maddeleri gereğince çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir, hükmüne yer verilmiştir.
Dosya kapsamından, kaza tespit tutanağında destek sürücünün kavşaklara yaklaşırken yavaşlamama, geçiş hakkı olan araçlara geçiş hakkını vermeme kuralını, davalıya zorunlu trafik sigortalı araç sürücüsünün ise aracının hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmama kuralını ihlal ettiği belirtilmiştir. Ceza dosyasında hükme esas alınan 24/09/2019 tarihli İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporunda desteğin asli ve tam kusurlu olduğu tespit edilmiş, ceza mahkemesinde yapılan yargılama sonucu sanık sıfatındaki sigortalı araç sürücüsünün beraatine karar verilmiş ve karar istinaf incelemesinden geçerek kesinleşmiştir. Eldeki dosya kapsamında alınan 30/09/2018 tarihli raporda destek sürücünün %90, sigortalı araç sürücüsünün %10 oranında kusurlu olduğu, hükme esas alınan 26/01/2019 tarihli raporda ise desteğin %75 oranında, sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş, hakem heyetince sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olarak tespit edildiği 26/01/2019 tarihli rapor hükme esas alınarak karar verilmiştir.
Bu hali ile aynı kazaya ilişkin düzenlenen bilirkişi raporları arasında açık çelişki mevcuttur. O halde İtiraz Hakem Heyetince, ceza dosyası da getirtilerek İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan oluşturulacak heyetten ceza mahkemesi dosyasının da dosya arasına temininin ardından, kaza tespit tutanağı, kusur raporları irdelenmek suretiyle oluşan çelişkiyi giderecek mahiyette, kusur dağılımına ilişkin, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alındıktan sonra sonucuna göre (bu yöndeki temyiz itirazı kabul edilen davalı lehine oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek) karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması doğru olmayıp hükmün bozulması gerekmiştir.
4-Dosya kapsamına göre, davacılar desteğinin öğretmen olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınana aktüerya raporunda desteğin, SGK bildirgesine göre 2018 yılında aylık ortalama 3.000,00 TL gelir elde ettiği, bu tutarın net hali olan 2.327,57 TL’nin esas alındığı ve 2019 yılı asgari ücret artış oranında güncelleme yapılarak en son ücret tutarının aylık 2.934,00 TL olduğu kabul edilerek bu rakam üzerinden tazminat hesabı yapılmıştır. Davacı vekilince temyiz dilekçesi ekinde dosyaya sunulan desteğin maaş bordrolarına göre desteğe 2018/7. Ayda ödenen net maaşın 3.254 TL olduğu görülmektedir. Yine desteğin ek ders ücreti ödemesi aldığına dair banka kayıtları sunulmuştur. Bu haliyle davacılar desteğinin kaza tarihi itibariyle mesleği ve branşı itibari ile tüm yıl boyunca çalışıp çalışamayacağının ve yıl içerisinde çalışabileceği dönemlere göre yıllık ve aylık ortalama gelirinin Milli Eğitim Bakanlığı’ndan sorulup araştırılarak ölmeden önceki ortalama gelir durumu tespit edildikten sonra dosyanın aktüerya uzmanı bilirkişiye tevdii ile yeniden ek rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
5-Sigortacılık Yasası 30/17 md. ve 19/01/2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazete’de yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin 13. fıkrasına “(13) (Ek:RG-19/1/2016-29598) tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi ancak hesaplanan miktarın maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin davacılar … ve … yönünden hakem kararının kesin olması nedeniyle REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) ve (5) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile davacı … hakkındaki İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ve davacı …’a geri verilmesine 04/10/2022 gününde Üye … ve Üye …’un karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Başvurucular 18/08/2018 gününde meydana gelen çift taraflı trafik kazasında desteklerinin vefat ettiğini bildirerek, destekten yoksun kalma tazminatı isteminde bulunmuşlardır.
Uyuşmazlık hakem heyetince başvurunun kabulüne karar verilmiş; tarafların itirazı üzerine itiraz hakem heyetince davacıların itirazı kısmen kabul edilip, davalı tarafın itirazı reddedilmiştir. Kararı davalı taraf kusur yönünden temyiz etmiştir.
Dosya kapsamından, olayla ilgili kaza tespit tutanağında başvuranlar desteğin kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak, geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını verememek kurallarını ihlal ettiğini ve (42) metre sürüklendiği belirtilmiştir. Davalı tarafından sigortalanan aracı sürücünün yargılandığı Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/196 esas 2021/848 karar sayılı dosyasında verilen kararın gerekçesinde “ana yolda seyir halinde olan sanığın Balya kavşağının geldiği sırada bir tırın gölgesinde kaldığı, maktül Emre tarafından da tırın arkasından hemen yola çıkıldığı, olay mahallindeki yolun bölünmüş ve tek yönlü olduğu, kaza mahallinin yerleşim yeri dışında olduğu, açık havada gündüz vakti ve düz yolda ve yol yüzeyinin de kuru olduğu, çarpma öncesi fren izinin olmadığı, maktül sürücünün kavşağa giriş yönüne hitap eden ” DUR” levhasının bulunduğu, sanık sürücünün kavşak yaklaşım yönüne hitap eden kavşak ikaz levhalarının olduğu bir ortamda, sanığın alacağı herhangi bir etkin önlem bulunmadığı, kamyon gölgesinden maktülün aniden yola çıkması sebebiyle sanığın frene basacak vaktinin dahi olmadığı, sanığa atfı kabil bir kusur bulunmadığı” belirtilerek beraat kararı verilmiş; bu karara karşı katılanların istinaf başvurusu Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesi tarafından esastan reddedilerek ceza mahkemesinin kararı kesinleşmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan Türk Barolar Kanunun 74. Maddesi uyarınca hukuk hakimi ceza hakiminin beraat kararıyla bağlı değilse de, ceza mahkemesinin yukarıda anılan gerekçeli kararında belirttiği ” davalı sigortalısı aracın sürücüsünün alabileceği bir önlem olmadığı” şeklindeki maddi vaka tespiti ile bağlıdır. Bu haliyle davacılardan …’ın başvurusunun reddi gerektiği gerekçesiyle davalının davacılardan …’a yönelik temyizinin kabulü ile kararın davalı yararına bozulması, bozma nedenine göre davacılardan …’ın temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun 2. bentteki bozma gerekçesine katılmıyorum.

KARŞI OY

Başvurucular vekili 18/08/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında müvekkillerinin desteğinin hayatını kaybettiğini belirterek, karşı taraf sigorta şirketinden destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti başvuruyu kabul etmiş, itiraz üzerine İtiraz Hakem Heyetince başvurucuların itirazı kısmen kabul edilmiş, sigorta şirketinin itirazı reddedilmiş, kararı sigorta şirketi kusur yönünden temyiz etmiştir.
Dosyada bulunan olaya dair kaza tespit tutanağında, “başvuranlar desteğinin kavşaklara yaklaşırken hızını azaltmamak, geçiş üstünlüğü olan araçlara geçiş hakkını vermemek kurallarını ihlal ettiği belirtilmiş, sigorta şirketince sigortalanan aracın sürücüsünün yargılandığı Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/196 Esas 2021/848 Karar sayılı kararında özetle” “ana yolda seyir halinde olan sanığın kavşağa geldiğinde bir tırın gölgesinde kaldığı, ölen Emre’nin kullandığı araçla hemen yola çıktığı, olay mahallindeki yolun bölünmüş ve tek yönlü olduğu olay yerinin yerleşim alanı dışında olduğu, açık havada gündüz vakti düz yolda ve yol yüzeyinin de kuru olduğu, çarpma öncesi fren izinin bulunmadığı, ölen sürücünün kavşak yakalaşım yönüne hitap eden “DUR” levhasının bulunduğu, sanık sürücünün kavşak yaklaşım yönüne hitap eden kavşak ikaz levhalarının olduğu bir ortamda ATK raporunda belirtildiği gibi sanığın alacağı herhangi bir etkin önlem bulunmadığı, kamyon gölgesinden ölenin aniden yola çıkması sebebiyle sanığın frene basacak vaktinin dahi olmadığı, toplanan deliller kapsamında sanığa atfı kabil kusur bulunmadığı” gerekçesi ile beraat kararı verilmiş Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesince istinaf istemleri esastan reddedilmiş karar kesinleşmiştir.
Şu durumda Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi uyarınca hukuk hakimi ceza hakiminin beraat karar ile bağlı değilse de ceza yargılamasındaki maddi vakıa tespiti ile bağlıdır. Ceza yargılamasında sigortalı aracın sürücüsünün alabileceği bir önlem bulunmadığına dair tespit, hukuk hakimini de bağlayacağından başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğinden sayın çoğunluğun bozma yönünde oluşan gerekçesine katılmıyorum