Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/836 E. 2022/13410 K. 31.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/836
KARAR NO : 2022/13410
KARAR TARİHİ : 31.10.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; Mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; dosya içerisindeki bilgi ve belgeler ile Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/115 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden her iki davanın tarafları aynı olmakla birlikte dava konusunun o dosyada ikinci kez ıslah yapılamadığı için talep edilemeyen alacağa ilişkin ve birbirinden farklı olduğu, davacının iş bu davadaki isteminin ek dava olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle derdestlik itirazının kabulünün doğru olmadığı, mahkemece asıl davanın sonucu ve kesinleşmesi beklenerek, işin esası incelenip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız el koyma nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Dosyadaki bilgi ve belgeler ile ceza dosyası içerisinde mevcut 20/07/2004 tarihli olay yeri tespit ve zaptetme tutanağına göre davacının aracının bagajında bulunan stepnesinde iç lastik içine koli bandı ile bantlanmış ve gizlenmiş şekilde istiflenmiş 499.500 euroya yurda kaçak yollardan getirildiği gerekçesiyle suç şüphesiyle el konulduğu, Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/292 Esas ve 2009/295 Karar sayılı ilamıyla da sanığın üzerine atılı suçun kanunda suç olarak tanımlanmaması ve paranın suçtan elde edildiğine dair kesin delil elde edilemediği gerekçesiyle sanık davacının beraatine ve 499.500 euro paranın sanığa iadesine karar verildiği, bu kararın Yargıtay tarafından onanarak 25/11/2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Ceza mahkemesi kararına istinaden el konulan para davacıya iade edilmiştir. Davacı ise eldeki davada el koyma tarihi ile iade tarihi arasındaki sürede, para üzerinde tasarrufta bulunamaması nedeniyle uğradığı zararın tazminini talep etmektedir.
Zamanaşımı, bir talep ve dava hakkının kanunda belirtilen süre içinde kullanılmaması halinde, usul hukukunca öngörülen şekilde ileri sürülmek koşuluyla borçluya borcunu ödememe olanağı veren bir hukuki savunma yoludur. Usul hukuku anlamında ise bir def’idir. Yasalarda def’i, davalının yerine getirmesi gereken bir edimi, özel bir nedenle yerine getirmekten kaçınması olanağı sağlayan bir hak olarak tanımlanmaktadır. Zamanaşımı ise, borcu ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, doğmuş ve var olan bir hakkın istenebilirliğini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu nedenle zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır ve zamanaşımı def’i olarak ileri sürülmesi gerekir. Somut davada, dava dilekçesi davalı idareye 12/08/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili de 19/08/2014 tarihli cevap dilekçesiyle süresinde zamanaşımı def’inde bulunmuştur.
Ceza dosyası kararının kesinleştiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60. maddesinde haksız fiil sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemli davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, her halde haksız fiil tarihinden itibaren on yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi olarak düzenlenmiştir. Çeşme Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/292 Esas ve 2009/295 Karar sayılı ilamı 25/11/2010 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı ise en geç Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/115 Esas sayılı dosyasındaki dava tarihi olan 25/03/2011 gününde fiil ve faili öğrenmiş kabul edilecektir. Ek dava niteliğindeki eldeki dava ise 23/07/2014 gününde açılmıştır. Şu halde; fiil ve failin öğrenilmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra tazminat istemli dava açılmış olup davanın zamanaşımından reddi gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin işin esası incelenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 36,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 31/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.