YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/868
KARAR NO : 2021/7376
KARAR TARİHİ : 25.10.2021
MAHKEMESİ : Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki asıl davada davalılar … ve … vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 15.06.2021 Salı günü asıl dava da davalılar vekili Av…. ve Av. … …, davalı … vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Yargılamanın yenilenmesi talep edenler vekili; yargılamanın yenilenmesi talebine konu dosyada Düzce Ağır Ceza Mahkemesinin 1997/197 esas sayılı dosyasının delil olarak dosya arasına alındığını, ancak içeriğinde dosyanın asli unsurları olan mimari proje ve statik projenin bulunamadığını, projelerin müvekkilleri tarafından aranmasına rağmen de bulunamadığını, akabinde dava dosyasının üçü de teknik bilirkişi olan … Mühendislik Fakültesi akademisyenlerine gönderildiğini, teknik bilirkişilerin ”özel hukuk” bilirkişisi gibi davranarak çeşitli tespitlerde bulunduklarını, hatta dosyayı ilk teslim alan bilirkişinin bilirkişi heyetini beğenmeyerek kendi bilirkişi heyetini oluşturduğunu, bu hususun Bilirkişi Yönetmeliğine aykırı olduğunu, söz konusu heyet tarafından Düzce Ağır Ceza Mahkemesinin mahkumiyet hükmüne dayanak aldığı bilirkişi raporu incelenmek suretiyle kusur raporu düzenlendiğini, ancak mimari proje ve statik proje olmadan düzenlenen bu bilirkişi raporundaki kusur oranları ile ceza mahkemesinde hükme esas alınan rapordaki kusur oranlarının farklı olduğunu, kendileri tarafından binanın yüklenicilerine karşı açılan 2007/56 esas sayılı dosyada alınan ilk bilirkişi kurul raporunda ”projeler incelenmeden rapor tanzim
edilemeyeceği” hususunun bilimsel bir gerçeklik olarak ortaya konulduğunu, dolayısıyla bilirkişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve soruşturmanın devam ettiğini belirterek, hükme dayanak alınan bilirkişi raporlarının gerçek olmadığının tespiti ile adil yargılanma hakkının tesisi için yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunmuştur.
İlk derece mahkemesince, bilirkişi veya tercümanın hükme esas alınan husus hakkında kasten veya gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olmasına dayanılarak dava açılabilmesi için bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkumiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlanmış olduğundan talebin reddine karar verilmiş; karara karşı istinafa başvurulması üzerine de bölge adliye mahkemesince, dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karar, yargılamanın yenilenmesini talep edenler vekilince temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Yargılamanın iadesi sebepleri başlıklı 375. maddesi “(1) Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesi talep edilebilir:
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması.
c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması.
ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması.
d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması.
e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması.
f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması.
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması.
ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması.
h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması.
ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması.
i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi.
(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir. “ şeklinde düzenleme getirmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 165/1. maddesi “Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.” şeklindedir. Bir davadaki asıl sorun hakkında karar verilebilmesi için daha önce çözülmesi gereken bir sorunun başka bir mahkeme tarafından başka bir davada karara bağlanması gereken hallerde bekletici mesele söz konusu olur. Derdest olan bir davanın sonuçlanmasının başka bir davada bekletici sorun yapılabilmesi için bekletici mesele yapılacak davanın başka bir mahkemede görülmekte olması ve iki dava arasında bağlantı bulunması gerekir.
Talep dilekçesinden; yargılamanın yenilenmesi isteminin 375/1-f bendinde düzenlenen bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması maddesine dayandırıldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından da, asıl davada verilen hükme dayanak oluşturan kusur ve hesap raporunu düzenleyen öğretim üyesi bilirkişiler hakkında öncelikle savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu, Giresun Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/1465 sayılı soruşturma dosyasında, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu gereği soruşturma yapmaya veya soruşturma emri vererek bir muhakkik eli ile soruşturma yaptırmaya yetkili makamın bilirkişilerin …’nde öğretim üyesi olması nedeniyle, belirtilen üniversite olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek, dosyanın …’ne gönderildiği, … Üniversitesince 21711/2019 tarih ve 346 sayılı kararla, ilgili dosyada bilirkişilik yapan öğretim üyeleri hakkında ceza soruşturması açılmasına gerek olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu karara karşı da talep edenler vekilince idare mahkemesine itiraz edildiği ve Ankara 16. İdare Mahkemesi’nin 2021/813 esas sayılı dosyası üzerinden talebin incelemesine devam edildiği anlaşılmakta olup mahkemece, idare mahkemesindeki davanın sonucunun eldeki davaya etkisi nedeniyle bekletici mesele yapılarak, idare mahkemesinin dava dosyasının karara bağlanması ve kesinleşmesinin beklenmesi ve sonucuna ve dosya kapsamına göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu
durum Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre yargılamanın yenilenmesi talep edenler vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 3.050,00 TL vekalet ücretinin asıl davada davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan asıl davada davalılar … ve …’ya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …’ya geri verilmesine 25/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.