Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/9832 E. 2023/2560 K. 28.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9832
KARAR NO : 2023/2560
KARAR TARİHİ : 28.02.2023

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/2339 E., 2020/622 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddine- davacının istinaf talebinin esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/730 E., 2018/342 K.

Taraflar arasındaki trafik kazasında dolayı cismani zarar nedeniyle maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 02.03.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanarak sürekli iş göremez hale geldiğini, kazanın oluşumunda karşı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu bu sebeple aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasını yapan davalı … şirketinin de doğan zararlardan poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, davacının yaralanması nedeniyle hayatı boyunca bakıcıya ihtiyacı bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 3.500,00 TL bakıcı gideri tazminatının 26.10.2017 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde davalı şirket tarafından davacının zararının giderildiğini, hesaplanan poliçe teminat limitinin tamamı olan 150.000,00 TL ve ferilerinin 18/09/2013 tarihinde, 20.485,00 TL’nin ise 01.04.2014 tarihinde ödendiğini, zararın fazlasıyla karşılandığını, davalının başkaca sorumluluğu kalmadığını, Karayolları Trafik Kanunu’nun 111 inci maddesi uyarınca 2 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davacının bakıcı giderine ilişkin olarak dava açtığı ancak davacı tarafından davalı … ile imzalanan 17.09.2013 tarihli ibraname, feragatname ve makbuz başlıklı belgeye göre, detaylı olarak yapılan hesap üzerinden davacıya 281.440,00 TL ödeme yapıldığı, ibranamenin aynı poliçeden kaynaklanan tüm talepleri kapsar şekilde düzenlendiği ve dava konusu olan bakıcı giderini de kapsadığı KTK’nun 111 inci maddesi gereğince ibranamenin düzenlenme tarihinden dava tarihine kadar 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; trafik kazasına bağlı olarak yaralanan davacının Osmaniye 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/581 Esas sayılı dosyası ile açtığı davanın ve bu dava nedeni ile düzenlenen ibranamenin iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğunu, eldeki davanın ise bakıcı giderine ilişkin olarak açıldığını, düzenlenen ibranamenin bakıcı giderine ilişkin olmaması nedeni ile davanın reddine dair verilen kararın hatalı olduğunu, bir an için ibranamenin geçerli olduğu kabul edilse dahi, davacının zararını karşılamayan ve zaruret halinde imzalanan ibranamenin geçerli olamayacağını belirterek usul ve yasaya aykırı olarak verilen kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davacının 17.09.2013 tarihli ibraname ile 02.03.2010 tarihinde meydana gelen kazaya bağlı ve 17326693 nolu poliçeden doğan tüm zararını davalıdan aldığını, açacağı davalar ve fazlaya ilişkin hakları da dahil olmak üzere alacağı kalmadığını kabul ettiği, ibranamenin düzenleniş şekli ve kapsamı itibari ile davacının başkaca herhangi bir talep hakkını saklı tutmadığı, tazminat miktarına ilişkin olupta yetersiz ve fahiş olduğu iddia edilen anlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilirse de sözkonu ibraname iptal edilmemiş olup geçerli olduğu davacının maddi tüm zararının ibranamede belirtildiği şekilde giderildiği, ibranamenin ifa edildiği sabit olduğundan iş bu dava ile yapılan bakıcı giderine ilişkin talebi reddine karar verilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı” gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun bakıcı gideri talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90, 91 ve 111 inci maddeleri, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

3. Değerlendirme:
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davanın KTK’nun 111 inci maddesindeki 2 yıllık hak düşürücü süreden sonra açıldığının sabit olması ve kayıtsız şartsız nitelikte ibraname imzalanmış olmasına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacı …’e yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.