YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9868
KARAR NO : 2022/15944
KARAR TARİHİ : 30.11.2022
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hüküm, süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiş, istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş olup, davacı vekili tarafından bu kararın temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 23.09.2015 tarihinde davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 500,00 TL geçici işgörmezlik, 500,00 TL daimi işgörmezlik olmak üzere toplam 1.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kısmen kabulü ile davacının daimi işgöremezlik tazminatı talebinin reddine, 6.191,57 TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu oluşan yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin meydana gelen kazada yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuştur.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğine,
20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda; Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun 12/01/2018 günlü raporunda davacının geçirdiği trafik kazasına bağlı yaralanmasının Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğe göre değerlendirilmesi sonucunda maluliyetine neden olacak şekilde araz bırakmadığından maluliyet tayinine mahal olmadığı, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiş, anılan rapor karara esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre düzenlenmesi gereklidir.
23.09.2015 kaza tarihi itibari ile yürürlükte olan “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümleri esas alınması gerekirken kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmeliğe göre düzenlenen raporun karara dayanak yapılması doğru olmamıştır.
O halde, Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalından (psikiyatri uzmanı da olan heyetten) kaza tarihi itibari ile yürürlükteki ” Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre usulüne uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla yeni bir rapor alınıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu yerel mahkeme kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, HMK 373/1 maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin esastan red kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi gönderilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 30.11.2022 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Somut olayda Adli Tıp Kurumu Üçüncü İhtisas Kurulu’nun 12.01.2018 günlü raporunda davacının trafik kazasına bağlı yaralanmasının, Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’ne göre değerlendirildiği ve maluliyetinin bulunmadığının, iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, mahkemece alınan bu rapor karara esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verildiği, hükme karşı davacının istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi’nce başvurunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı hakkında her ne kadar kaza tarihi olan 23.09.2015 tarihinde “Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik” hükümleri esas alınması gerekiyor ise de; kaza nedeniyle davacının kalıcı maluliyetinin bulunmadığı uzman doktorlarca tespit edilmiş olduğundan kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerinin önemi bulunmamaktadır. Keza, maluliyet tayinine yer olmadığı tespit edildiğine göre, burada bir maluliyet oranından da söz edilemez. Davacının geçici iş göremezlik süresi hakkında da mahkemece değerlendirme yapılmış ve karar verilmiştir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşüncesi ile değerli çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.