Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/9908 E. 2022/12779 K. 24.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/9908
KARAR NO : 2022/12779
KARAR TARİHİ : 24.10.2022

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Cihanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)

Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacı … yönünden maddi tazminat isteminin kabulüne, diğer davacılar yönünden maddi tazminat istemlerinin reddine, tüm davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacılar vekili ile davalı … vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; davacılar ile davalı …. vekillerinin istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacı …’ın maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, diğer davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine, tüm davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi davalılar … ve … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacılar vekili; 03.10.2014 tarihinde davalıların trafik sigortacısı, işleteni ve sürücüsü olduğu aracın, davacılar desteği yaya …’a çarpması sonucu vefat ettiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla anne Medine için 15.000,00 TL, kardeşler … ve … için 2.500,00’er TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan, anne Medine için 250.000,00 TL ve kardeşler … ve … için 100.000,00’er TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 22.04.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle anne Medine yönünden maddi tazminat talebini 113.067,23 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı … vekili, sigortalının kusurlu bulunması durumunda sorumluluğun sigortalının kusuru oranında ve azami limitle sınırlı olduğunu, manevi tazminat talebinin poliçe teminatı dışında olduğunu savunmuş, diğer davalılar vekili, kazanın meydana geldiği yerin bölünmüş yol olup yaya trafiğine kapalı olduğunu, davacılar desteğinin aniden yola çıktığını, sürücünün kazanın oluşumunu önleyemediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince; davalı sürücünün %20, davacılar desteğinin %80 kusurlu bulunduğu, davacı kardeşler yönünden destek ilişkisinin ispat edilemediği gerekçesiyle; davacı anne Medine için 113.067,23 TL maddi tazminatın davalı … şirketinden dava tarihi olan 17.11.2014, diğer davalılardan kaza tarihi olan 13.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve davalı … şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla müştereken ve müteselsilen tahsiline, diğer davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile anne Medine için 10.000,00 TL, davacı kardeşler … ve … için 5.000,00’er TL manevi tazminatın 13.10.2014 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmiş; davacılar vekili ile davalı …. vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacılar aleyhine manevi tazminat yönünden hükmedilen vekalet ücretinin fazla takdir edilmesinin yerinde olmadığı, davalı sürücünün %20, yaya olan davacılar desteğinin %80 kusurlu olduğu, sigorta şirketinin işleten ya da onun sorumlu olduğu sürücünün kusuru oranında tazminattan sorumlu olduğu, ilk derece mahkemesince desteğin kusuru tenzil edilmeksizin %100 kusur üzerinden sigorta şirketinin sorumluluğuna hükmedilmesinin hatalı olduğu, ancak yalnızca sigorta şirketinin istinaf yoluna başvurduğu ve davacı lehine oluşan kazanılmış haklar nazara alınarak, yalnızca sigorta şirketinin %20 oranında sorumluluğuna hükmedildiği belirtilerek; davacılar ile davalı … şirketinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davacı …’nin maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 113.067,23 TL maddi tazminatın (davalı … şirketinin 22.613,44 TL ile sınırlı olarak sorumlu olması kaydıyla) dava tarihi olan 17.11.2014 tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 13.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ve davalı … şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olması kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, diğer davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı anne Medine için 10.000,00 TL ve diğer davacılar için 5.000,00’er TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacılar vekili ile davalı …. vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar … ve … vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nın 361. maddesinde “(1) Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. (2) Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu durumda, kural olarak istinaf yoluna başvurmayan tarafın temyiz yoluna başvuramayacağı, ancak hukuki yararının bulunması halinde kararı temyiz edebileceği açıktır. Bir başka deyişle, diğer tarafın istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aleyhine hüküm kurulması halinde temyiz yoluna gidebilecektir.
Somut olayda; ilk derece mahkemesi tarafından davacı … lehine 113.067,23 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline dair hüküm kurulduğu, davacı vekili ve davalı …. tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, davalılar … ve … tarafından istinaf yoluna başvurulmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden hüküm tesis edilmiş ise de, davalılar … ve …’a yönelik maddi tazminat hükmüne dokunulmayarak hükmün aynı kaldığı, bir başka ifadeyle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından anılan davalılar yönünden ilk derece mahkemesince kurulan hükümden daha aleyhe bir hüküm kurulmadığı, temyize gelen davalıların temyiz dilekçesi incelendiğinde de hükmün sadece maddi tazminat yönünden temyiz edildiği, bu itibarla davalılar … ve … yönünden ilk derece mahkemesi kararının, Bölge Adliye Mahkemesince maddi tazminat yönünden değiştirilmeyerek aynı kalması sebebi ile kesinleşmiş bulunduğu, adı geçen davalıların temyiz yoluna başvurmaya hakları bulunmadığı gibi, bu yönde bir başvurunun da kendilerine bir yarar sağlamayacağı, o halde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın, aleyhine yeni bir durum oluşmadıkça temyiz yoluna başvuramayacağı gözetildiğinde, davalılar … ve …’ın temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …’a geri verilmesine 24.10.2022 tarihinde Başkan …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun müteselsil sorumluluğu düzenleyen “dış ilişkide” başlıklı 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” düzenlemesi, “iç ilişkide” başlıklı 62. maddesinde ise “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” hükmü yer almaktadır.
Yine aynı Kanun’un müteselsil borçlulukta iç ilişkiyi düzenleyen 167. maddesinde ‘‘Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.
Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.
Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.’’ düzenlemesi mevcuttur.
Somut olayda davalılar yaya olan desteğe çarpan aracın zorunlu trafik sigortacısı, sürücüsü ve işleteni olup ilk derece mahkemesince davacı … lehine 113.067,23 TL maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir. Hükmün davacı ve davalı … şirketince istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince istinaf isteminin kısmen kabulü ile bu kez davalı … şirketinin davacı … için 113.067,23 TL maddi tazminatın diğer davalılarla müştereken ve müteselsilen ancak 22.613,44 TL ile sınırlı olarak sorumluluğuna hükmedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı sürücü ve işleten tarafından maddi tazminata yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Yukarıdaki düzenlemeler gereğince haksız fiil sorumlusu zarar görenin zararını karşılarsa bunu kimseye rücu edemeyecektir. Kanundan dolayı trafik kazasından sorumlu olan kişi zarar görenin zararını öderse haksız fiil sorumlusuna ya da poliçe ilişkisi gereği kendi sigorta şirketine rücu edebilecektir. Dolayısıyla istinaf yoluna başvurmayan haksız fiil faili olan davalı sürücü … yönünden diğer davalılara rücu hakkı bulunmadığından temyizde hukuki yararının bulunmaması nedeniyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak davalı … aracın işleteni ve sigortalı olup Bölge Adliye Mahkemesince kendi davalı zorunlu trafik sigortacısının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu miktar daraltıldığından, davalı … zararın tamamını ödemesi durumunda kendi zorunlu trafik sigortacısı olan davalı … şirketine rücu etmek istemesi halinde ödediğinin tamamı yerine sadece Bölge Adliye Mahkemesince sınırlandırılan kısmını rücu edebilecek duruma geldiğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizde hukuki yararı bulunmaktadır. Bu nedenle temyiz istemi esastan incelenerek ancak istinaf yoluna başvurmadığı için temyiz isteminin reddi ile hakkındaki hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünde olduğumdan, davalı … yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar veren sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.