YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10041
KARAR NO : 2022/17359
KARAR TARİHİ : 20.12.2022
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki tespit davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı vekili ve davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi gereği düşünüldü;
K A R A R
Davacı vekili; müvekkillerinin miras bırakanı …, davalı …’ndan 10.02.2011 tarihinde almış olduğu konut nedeniyle 10 yıl süreli kredi kullandığını, 10 yıl süreli davalı … nezdinde hayat sigortası yapıldığını ve 12.01.2011 tarihinde ilk priminin tahsil edildiğini, prim ödemesinde hayat sigortası süresinin 120 ay olduğunun açıkça belirtildiğini, sigortalı …’ın vefatından sonra davalı banka maktülün sigortalı olmadığından bahisle kredilerin ödenmesini talep ettiğini, müvekkili davacıların da ödeme dekontlarına itiraz kayıt koymak suretiyle icra takibine maruz kalmamak için ödemeyi gerçekleştirdiklerini, müvekkillerinin miras bırakanı …’ın kullanmış olduğu kredi nedeniyle 12.01.2011-12.01.2021 tarihleri arasında hayat sigortalı olduğunun tespitini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı T.İş Bankası A.Ş. vekili müvekkili banka ile müteveffa arasında imzalanan sözleşme çerçevesinde mütevaffanın talep etmiş olduğu hayat sigortası Anadolu Sigorta A.Ş. firması nezdinde yapıldığını, yapılan hayat sigortasına ilişkin olarak poliçe formu incelendiğinde müvekkili bankanın dain-i mürtehin sıfatı ile lehtar olduğunun hüküm altına alındığını, davanın muhattabının Anadolu Sigorta A.Ş. olması gererekir iken davacının davalı olarak müvekkili bankayı göstermesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı davasının yerinde olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı …. vekili sigortalı … ile müvekkili şirket arasında sigortalının T. İş Bankası A.Ş. …. Şubesi’nden kullanmış olduğu krediye istinaden yapılmış 12.01.2011 tarihli, 10 yıl vadeli, 211/5955914 poliçe numaralı sözleşmenin imzalandığını, sözleşme uyarınca sigortalının primleri 83,61 TL’lık taksitler halinde ödeneceğini, sigortalının primlerini ilk yıl ödediğini, ikinci yıl ödemediğini, sigortalıya ihtar gönderildiğini, TTK 1434/3. Maddesi gereğince sözleşmenin feshi gerektiğini, müvekkili şirketin mevzuat hükümleri doğrultusunda hareket ettiğini, mevzuata aykırı herhangi bir uygulamada bulunmamış olup, mevzuat dahilinde yürürlükte bir poliçe söz konusu olmaması nedeniyle müvekkili şirketin herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Davalı … Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin hayat dışı branşlarda faaliyet gösterdiğini, davaya ilişkin olarak hiç bir belge sunulmadığını, davada Anadolu Hayat A.Ş.nin taraf gösterilmesi gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen dosya dava dilekçesinde davacıların miras bırakanı …’ın İş Bankası’ndan kredi kullandığını, kredi kullanılırken yapılan hayat sigortasının kredi sözleşmesi boyunca devam edip etmediğinin tespiti için açılan davanın Ankara 3. Tüketici Mahkemesi’nin 2012/2522 Esas sayılı dosyası üzerinden yürüdüğünü ancak 3.Tüketici Mahkemesi’nde yürütülen davada davalı olarak Anadolu Hayat Emeklilik A.Ş.’yi değil Anadolu Sigorta’yı gösterdikleri için iş bu dava ile Anadolu Hayat Emeklilik A.Ş.’yi davalı göstererek taraf teşkili sağlamak istediklerini ve her iki davanın birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece iddia savunma toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre asıl dava ve birleşen dava açısından davanın kısmen kabul, kısmen reddine, muris …’ın davalı …’ndan kullandığı konut kredisi nedeniyle diğer davalı … Sigorta A.Ş. ile yapılan Hayat Sigortası’nın ilk prim taksitlerinden sonraki taksitlerin ödenmemesi nedeniyle sigortanın primden muaf=tenzile tutulmuş poliçe sigortası olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş, davacı ve davalılar vekillerince karar temyiz edilmiştir.
1-Dava, konut kredisi nedeni ile hayat sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
03.12.2012 dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın, bu kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı açıkça düzenlenmiştir.
28.11.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun’un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.
6502 sayılı TKHK’nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır.
Bunun yanında Kanun’un 83. maddesinde de taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlenme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
Ancak somut olayda; dava tarihi olan 03.12.2012’de 28.11.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un ilgili maddeleri yürürlükte değildir. Taraflar arasında sigorta sözleşmesi vardır, sigorta sözleşmeleri de TTK’da düzenlenmiş olup mutlak ticari dava söz konusudur.
O halde dava tarihi itibari ile yürürlükte olmayan kanun maddesinin uygulanmasının söz konusu olamayacağı ve davanın mutlak ticari dava olması gözetildiğinde somut olayda davanın görülmesinde ticaret mahkemeleri görevlidir. Mahkemenin işin esasına girerek ihtilafı çözümlemesi kanunun yürürlük tarihinin 28.05.2014 olduğu gözetildiğinde yerinde değildir.
Bu durumda mahkemece işin esasına girmeksizin ticaret mahkemelerinin görevli olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle esas yönünden karar verilmiş olması doğru değildir.
2-Bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün tüm taraflar yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle tüm taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 20.12.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.