Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/10398 E. 2022/14686 K. 15.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10398
KARAR NO : 2022/14686
KARAR TARİHİ : 15.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkim davası hakkında Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetinin itirazın kısmen kabulüne dair kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü;
K A R A R
Davacı vekili, 05/11/2014 tarihinde müvekkilinin sevk ve idaresindeki motorsiklet ile trafik sigortalı bulunmayan aracın çarpışması neticesinde, davacının yaralandığını ve %13 oranında vücut fonksiyon kaybına uğradığını, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.100,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Bilirkişi raporu doğrultusunda dava değerini 122.083,83 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; davanın kabulü ile 122.083,83 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 23/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili itiraz yoluna başvurmuşur. İtiraz Hakem Heyetince, davalı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 113.944,90 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 23/06/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, davalı vekili kararı temyiz etmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde,zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013-01/06/2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015-20/02/2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20/02/2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Eldeki dosyada; kaza sonrası düzenlenen ve hükme esas alınan 05/03/2020 tarihli Süleyman Demirel Üniversitesi Adli Tıp raporuna göre davacının kazadan kaynaklı maluliyetinin %13 olduğu rapor edilmiş, ancak hangi yönetmelik hükümlerinin esas alındığı anlaşılamamıştır. Bu sebeble karara dayanak yapılması doğru olmamıştır.
O halde İtiraz Hakem Heyetince; temyiz edenin sıfatına göre, davacı tarafından kararın temyiz edilmediği ve usuli kazanılmış haklar gözetilerek, davacının kaza tarihi ve sonrasındaki tüm tedavi evrakları da eklenerek (eksik varsa temin edilerek), dosya kapsamında hükme esas alınan rapor da irdelenmek suretiyle, kaza tarihinde yürürlükte olan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde, ATK ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
3-Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi, belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.
Somut olayda, motosiklet sürücüsü olan davacının kaza tespit tutanağında kask takmadığı işaretlenmiştir. Davacının kazadan kaynaklı maluliyetinin, kafa travması sonucu gelişen beyin kanaması, kommosyo/kontüzyo serebri arızası olduğu anlaşılmaktadır. Davalı vekili savunmalarında, davacıda kask olmadığı için belirlenecek zarardan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş, Hakem Heyetince savunmaya itibar edilmemiştir.
Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince; davacının kafasından yaralandığı anlaşılmakla dairemiz yerleşik uygulamalarına göre hesaplanan tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken, yazılı şekilde bu husus tartışılıp değerlendirilmeden hüküm tesisi doğru olmamış, eksik incelemeye dayalı kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, dosyanın saklayan mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 15/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.