YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/10994
KARAR NO : 2022/13365
KARAR TARİHİ : 31.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı … Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen başvurunun kısmen kabulüne dair karara karşı taraf vekilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine … tarafından 28.01.2019 tarih 2019/İHK-380 sayılı davalı vekilinin itirazlarının kabulüne, kararın kaldırılmasına, talebin kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 12.03.2016 tarihinde müvekkilinin yolcu olduğu tescilsiz motosiklete plakası tespit edilemeyen aracın çarpması şeklinde oluşan çift taraflı trafik kazasında yaralandığını ve malul kaldığını, Güvence Hesabına başvurduklarını ancak yapılan ödemenin zararı karşılamadığını iddia ederek, oluşan zararlarının tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 354,00 TL rapor ücretinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 117.773,63 TL’ye ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
… tarafından, talebin kısmen kabulüne, 89.816,63 TL sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara taraf vekilleri tarafından itiraz edilmiştir.
… tarafından, davalı vekilinin itirazlarının kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, talebin kısmen kabulüne, 104.564,71 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 25.05.2020 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekilinin temyiz itirazları yönünden;
Trafik kazasında cismani zarara uğrayan ve buna dayalı olarak işgücü kaybı tazminatı isteminde bulunan hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvellerine göre saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmıştır. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda; Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne alındığında, Dairemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosu’na göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.
Eldeki davada; davacının hak kazanabileceği işgücü kaybı tazminatının hesaplanması için Uyuşmazlık Hakem heyetince alınan bilirkişi raporunda, PMF 1931 ve progressif rant usulü ile hesap yapılmış, Uyuşmazlık Hakem Heyetince PMF 1931 ve Progressif rant usulüne göre yapılan hesaplama sonucu bulunan zarar hükme esas alınmış, davalının itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyetince TRH 2010 ve 1,8 teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiği gerekçesi ile tekrar bilirkişi raporu alınmış ve alınan rapor hükme esas alınarak davalının itirazı kabul edilmiştir.
İtiraz Hakem Heyetinde hükme esas alınan tazminat raporunda, yeni ZMSSGŞ ve ekindeki cetvellere göre hesaplama yapılmış ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile KTK’nun 90. maddesindeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir” bölümündeki “bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; işgücü kaybı tazminatı hesabında, yeni Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, %1,8 teknik faiz uygulanmadan yapılması gereklidir ki, … tarafından esas alınan rapor bu yönüyle yeterli bir rapor değildir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacı için, PMF 1931 Tablosu’na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi (davalı lehine olacak biçimde daha kısa ömür süresi belirlediği halde davacı vekilinin temyiz dilekçesindeki talebiyle bağlı kalınması gerektiğinden) davacının talebi dikkate alınarak PMF 1931 progressif rant usulüne göre belirlenen tutara hükmedilmesi gerekirken TRH 2010 ve 1,8 teknik faiz esasına göre belirlenen tutar esas alınarak hüküm tesisi doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davalının temyiz itirazlarına gelince;
a-Dava konusu olayda kaza tespit tutanağı düzenlendiği ancak tutanakta çarptığı belirtilen aracın olay yerinde olmaması sebebiyle kusur dağılımı yapılamayacağının belirtildiği, hakem heyetlerince kusur oranı yönünden rapor alınmadan hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. İtiraz Hakem Heyetince kusur dağılımına yönelik araştırma yapılmadan, davacının olaydaki müterafik kusuruna ilişkin rapor alınmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. Dosya bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir.
O halde, İtiraz Hakem Heyetince İTÜ Karayolları Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kurulundan, tarafların kusur dağılımına, davacının müterafik kusur durumuna ilişkin ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alındıktan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
b-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik’i, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik’i, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Hakem Heyetince hükme esas alınan Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığının 02.03.2018 tarihli maluliyet raporuna göre başvuranın özür oranının % 15,2 oranında olduğu bildirilmiştir. Ne var ki, anılan bu raporun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kapsamında düzenlendiği anlaşılmıştır.
Somut olayda, 12.03.2016 olan kaza tarihi itibari ile Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlükte olup, kaza tarihinde yürürlükte olmayan yönetmeliğe göre rapor düzenlenmiştir. Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde Adli Tıp Kurumundan veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla, yeni bir rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
c- Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 17. fıkrası ve 19.01.2016 tarihli, 29598 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin 13. fıkrasında vekalet ücretine ilişkin düzenleme getirilmiş, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 17. maddesi, 2. fıkrasında da, vekalet ücretinin tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bu durumda, İtiraz Hakem Heyetince başvuru sahibi lehine vekalet ücretine karar verilirken Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin 13. fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi 2. fıkrası gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tam nisbi vekalet ücretine karar verilmesi de isabetli olmamıştır.
3-Bozma nedenlerine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına, (2-a,b,c) numaralı bentlerde belirtilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte belirtilen nedenle bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ile davacıya geri verilmesine 31.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.