YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11183
KARAR NO : 2022/13367
KARAR TARİHİ : 31.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen başvurunun kabulüne dair karara karşı davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından 20/11/2020 tarih 2020/İHK-18412 sayılı davalı vekilinin itirazlarının kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına, talebin kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; 30.08.2017 tarihinde plakası tespit edilemeyen aracın davacı yayaya çarpması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını, sigorta şirketine başvuru yapıldığını, ancak yapılan ödemenin zararı karşılamadığını iddia ederek, oluşan zararlarının tazmini için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, talebin kabulüne 183.966,72 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına ve talebin kısmen kabulüne, 175.164,15 TL sürekli iş göremezlik tazminatının kabulüne, geçici iş göremezlik tazminatının reddine dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamından; kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, davacı tarafın aldığı kusur raporunda yayanın kural ihlalinin bulunmadığı, sürücünün ise yayaya çarpmak, trafik kazası sonrası gerekli tedbirleri almamak, kazayı yetkili ve görevli memura bildirmemek, bunlar gelinceye kadar kaza yerinden ayrılmamak kuralını ihlal etmesi sebebiyle kusurlu olduğu belirtilmiş; davalı tarafın sunduğu kusur raporunda ise davacı yayanın yaya kaldırımı bulunmasına rağmen araç yolundan yürüdüğü ve akımı arkasına alarak sağ taraftan yürüdüğü, bu nedenle kazanın oluşumunda %75 asli kusurlu olduğu, araç sürücüsünün ise yayayı görmek için gerekli dikkati ve özeni göstermediği, yolun durumuna göre hızını ayarlamadığı bu nedenle kazanın oluşumunda %25 tali kusurlu olduğu, belirtilmektedir. Hakem heyetince sürücünün % 100 kusurlu olduğunun kabulü ile zararın hesap edildiği, davalı vekilinin kusura yönelik itirazları doğrultusunda kusur raporu alınmadan hüküm tesis edildiği anlaşılmaktadır.
6100 Sayılı HMK 266 ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir. Trafik kazasında sürücülerin kusur oranlarının belirlenmesi uzmanlık gerektiren konulardandır. Bu sebeple eksik incelenme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
O halde, İtiraz Hakem Heyetince, soruşturma dosyası ve varsa ceza mahkemesi dosyası var ise dosya içerisine alınarak, ceza dosyası içinde hukuk yargılamasında karar vermeye elverişli kusur raporunun olup olmadığı, alınmış rapor var ise uyumlu olup olmadıklarının denetlenmesi ve değerlendirilmesi, raporun olmaması ve uyumlu olmaması halinde ise dosyanın Adli Tıp Kurumu, İTÜ Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman bilirkişi kuruluna tevdii ile tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 31.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.