YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11215
KARAR NO : 2022/14234
KARAR TARİHİ : 09.11.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.12.2019 tarihli dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın kısmen kabulü ile davanın kabulüne dair verilen 21.01.2020 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; davacının yolcu olarak bulunduğu araç ile trafik sigortası bulunmayan davalı tarafça sigortalı bulunan aracın karıştığı kazada davacının yaralandığını, %15 oranında maluliyetinin oluştuğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 41.00,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiş; 18.11.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 150.826.29 TL’ ye yükseltmiştir.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın usulden reddine dair verilen karara davacı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından; Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından verilen 25.05.2020 tarih ve K-2020/44488 sayılı karara davacı vekilinin yapmış olduğu itirazın kısmen kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kabulü ile 147.716,40 TL sürekli iş göremezlik, 3.109,89 TL geçici iş göremezlik olmak üzere toplam 150.826,29 TL tazminat 20.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş ; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklı bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/17. md. ve 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 6. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 13. fıkrasına “tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir” hükmü eklenmiştir.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 17/2. maddesinde ise “Sigorta Tahkim Komisyonları, vekalet ücretine hükmederken, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak kaydıyla Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Tarifenin üçüncü kısmına göre nisbi avukatlık ücretine hükmedilen durumlarda da talebi kısmen ya da tamamen reddedilenler aleyhine tarifeye göre hesaplanan nisbi ücretin beşte birine hükmedilir” düzenlemesi yapılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyeti’nce davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16.13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kararın 6100 sayılı HMK’nun 370/2.maddesi uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının 3. bendindeki ” 18.278.50 TL” ibaresi çıkartılarak yerine ” 3.655.07 TL” ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekli ile DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 09.11.2022 gününde Üye … ve Üye …’un karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Bu başvuru dava şartıdır(HMK 114/2).
Başvuruya ilişkin dava şartının yerine getirildiğinin kabul edilebilmesi için hak sahiplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri sigorta kuruluşuna ibraz etmeleri zorunludur(2918 sayılı KTK 99).
Bu belgelerden birisi de cismani zarara uğrayan hakkında yürürlükteki mevzuat uyarınca hazırlanmış ve kesinleşmiş sağlık kurulu raporudur.
Kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik’in 6. maddesinde özürlü sağlık kurulunun teşkili 7. maddesinde yetkili sağlık kurumları 8. Maddesinde raporların düzenlenmesi ve özür oranının belirlenmesi 9. maddesinde özürlü sağlık kurulu raporunun doldurulması 10. maddesinde ise özürlü sağlık kurulu raporuna itiraz prosedürü düzenlenmiştir.
Adı geçen yönetmeliğin 10. maddesine göre özürlü sağlık kurulu raporuna özürlü velisi veya vasisi veyahut raporu isteyen kurum tarafından itiraz edilebilir. İlgililer itiraz dilekçesi ve ilk özürlü sağlık kurulu raporunun tasdikli bir örneği ile birlikte bulunduğu ilin sağlık müdürlüğüne başvurur. İl sağlık müdürlüğünce özürlü sağlık kurulu raporu alacak kişi en yakın farklı bir özürlü sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneye gönderilir. İtiraz edilen özürlü sağlık kurulu raporu ile itiraz üzerine verilen özürlü sağlık kurulu raporundaki kararlar aynı yönde ise özürlü sağlık kurulu raporu kesinleşir.
Özürlü sağlık kurulu raporlarının farklı olması durumunda Sağlık Bakanlığınca belirlenmiş olan hakem hastanelerden kişinin ikamet ettiği yere en yakın bir hakem hastaneye kişi yeniden muayene edilmesi ve özürlü sağlık kurulu raporu tanzim edilmesi amacıyla yine il sağlık müdürlüğü kanalı ile gönderilir. Hakem hastanenin özürlü Sağlık kurulunca verilen kararı kesindir.
Somut olayda; davalı sigorta şirketi tarafından davacının başvuru sırasında sunduğu sürekli iş göremezlik raporuna itiraz edildiği, ancak davacı tarafça yukarıda belirtilen Yönetmeliğin 10. maddesi gereğince itiraz prosedürü işletilmeksizin tahkime başvurulduğu anlaşılmaktadır.
Anayasaya veya yürürlükteki kanunlara aykırı olmadıkça ikincil mevzuatın (tüzük, yönetmelik vesair) yargı organlarınca da uygulanması gerektiği izahtan varestedir. Dairemiz çoğunluğunca yönetmeliğin itiraz prosedürüne ilişkin hükmünün neden uygulanmadığı konusunda bir açıklamaya yer verilmemiştir. Bundan başka, bir taraftan sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi hususunda (kaza tarihindeki meri yönetmelik olması sebebiyle) anılan yönetmeliğin ekindeki cetvellerin uygulanması benimsenirken ve bu kapsamda bir kısım hükümleri tatbik edilirken diğer hükümleri ise görmezden gelinmek suretiyle çelişkiye düşülmüştür.
Açıklanan tüm bu sebeplerle kesinleşmiş bir sağlık kurulu raporu mevcut olmaksızın yapılan başvurunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. ve 99. maddelerindeki düzenlemenin hem lafzına, hem de ruhuna aykırı olduğunu, buna göre başvurunun usulden reddi yerine esastan kabulüne karar veren itiraz hakem heyeti kararının bozulması gerektiğini düşündüğümüzden aksi yönde tezahür eden çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.