YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11545
KARAR NO : 2023/7830
KARAR TARİHİ : 12.06.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/489 Esas – 2022/1561 Karar
DAVACILAR : 1. … 2. …
vekili … …
DAVA TARİHİ : 08.02.2016
HÜKÜM/KARAR : Kabul/Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/64 Esas – 2019/580 Karar
Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanmadan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; polis memuru olan müvekkili …’ın, davalının maliki ve işleteni olduğu aracın 01.08.2015 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucunda ömür boyu bakıma muhtaç kalacak şekilde sakat kaldığını, meydana gelen trafik kazası sonucu davacı …’in … gücü kaybına uğradığını, araç maliki ve işleten olan davalının 2198 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85 inci maddesi gereğince zarardan sorumlu olduğunu, davacı …’ın eşinin ömür boyu sakat kalması sonucunda üzüntü duyduğunu belirterek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107 nci maddesi gereğince davacı … için 10.000,00 TL maddi tazminat ile davacı … için 70.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 20.08.2019 tarihli dilekçesi ile davacı … için sürekli … göremezlik tazminatı talebini 1.740.580,00 TL’ye, bakıcı gideri talebini ise 608.372,00 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 86 ncı maddesi gereğince üçüncü kişinin ağır kusurunun bulunması halinde araç işleteninin sorumluluğunun kalkacağını, meydana gelen trafik kazasında kazaya karışan diğer aracın sürücüsü …’nun asli kusurlu olduğunu, müvekkiline ait aracı kullanan sürücünün kusuru olmadığını, kaza sırasında kaza yapan emniyet aracının arkasında seyir halinde olan jandarma aracında bulunan personelin ifadesinde, müvekkile ait aracın siren ve selektör yoluyla uyarıda bulunmasına rağmen diğer araç sürücüsü …’nun ilerleyerek emniyet aracının yolunu kapattığını beyan ettiklerini, diğer araç sürücüsü …’nun kaza sırasında telefon ile görüşmesi nedeniyle uyarıları duymadığının tespit edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafından kazaya karışan diğer aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan … Sigorta A.Ş’ye karşı açılan … 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasında alınan raporda davacının maluliyet oranının %100 olduğunun belirlendiği, meydana gelen olayda davacının yolcu olduğu aracın sürücüsü … …’ın %25 oranında, sivil araç sürücüsü …’nun %75 oranında kusurlu olduğu, Emniyet Genel Müdürlüğü Nakdi Tazminat Komisyonu tarafından davacıya 224.086,00 TL ödendiği, nakdi tazminatın hem maddi hem manevi tazminatı içermesi nedeniyle yarısının maddi, yarısının manevi tazminat olarak kabul edildiği, … 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/295 Esas sayılı dosyasında 290.000,00 TL … göremezlik tazminatına hükmedildiği, alınan hesap bilirkişi raporunda davacının %100 maluliyetine göre 2.152.790,24 TL maddi tazminat hesaplandığı, bu miktardan nakdi tazminat ve faizi olan 122.209,75 TL ile Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından hüküm altına alınan 290.000,00 TL maddi tazminatın mahsubu sonucunda 1.740.580,50 maluliyet zararının oluştuğu, 1.216.745,04 TL bakıcı gideri hesaplandığı, %50 hakkaniyet indirimi uygulanarak bu miktarın 608.372,52 TL olduğunun belirlendiği, davalı Emniyet Genel Müdürlüğünün davacının içinde bulunduğu aracın işleteni olması nedeniyle tehlike sorumluluğunun bulunduğu, davalının sorumluluğunun objektif kusursuz sorumluluk olduğu, yine 2918 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinde düzenlenen bu sorumluluktan kurtulmasını gerektirecek derecede 3. kişi olan …’nun ağır kusurunun bulunmadığı, davalıya ait aracın sürücüsünün de %25 oranında kusurlu bulunduğu, davacının tam maluliyeti nedeniyle … göremezlik tazminatı ile bakıcı giderinden sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı …’ın yaralanması nedeniyle 1.740.580,00 TL sürekli … göremezlik tazminatı ile 608.372,00 TL sürekli bakıcı giderinin olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, davacı …’ın manevi tazminat talebinin kabulü ile 70.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 86 ncı maddesine göre üçüncü kişinin kusurunun bulunduğu hallerde araç işleteninin sorumluğunun kalkacağının hüküm altına alındığını, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.10.2003 tarihli ve 2003/11267 Esas ve 2003/12088 Karar sayılı kararında da bu hususun hükme bağlandığını, üçüncü kişinin ağır kusurunun, zararla motorlu aracın işletilmesi arasındaki uygun illiyet bağını keseceğini, böylelikle kazanın meydana gelmesinde motorlu aracın işletme tehlikesini önemsizleştireceğini, olayda da dava konusu trafik kazasının üçüncü kişi olan …’nun kusurundan kaynaklandığını, trafik kazası tespit tutanağında kaza oluşumunda diğer aracın sürücüsü …’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84 üncü maddesinde belirtilen asli kusurlardan “kavşaklarda geçiş önceliğine uymama” kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğunu, müvekkile ait aracın sürücüsü … …’ın kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, Hınıs Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/259 Esas sayılı dosyasında alınan … Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen kusur raporunda, sanık sürücü …’nun asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, bakıcı giderlerinin tedavi giderleri arasında sayıldığını ve tedavi giderlerinden trafik sigortacısının sorumlu olduğunu, bu yönüyle de verilen kararın usul ve yasaya aykırı olup reddi gerektiğini, idare tarafından davacılara yapılan nakdi tazminat ödemelerinin tazminat hesaplamalarında göz önüne alınması gerektiğini, ayrıca kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin de tazminattan düşülmesi gerektiğini … sürerek usul ve yasaya aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında, davalının 2918 sayılı Kanunu’nun 3 ve 85 inci maddesi gereğince araç işleteni olarak diğer sorumlular ile birlikte aynı kanunun 88 inci maddesi gereğince müteselsilen sorumlu olması nedeniyle tazminattan sorumlu tutulmasında, davalıya ait araç sürücüsünün de kusurlu olması nedeniyle üçüncü kişinin kusurunun davalının sorumluluğunu ortadan kaldırmamasına, davacıya yaralanması nedeniyle 2330 sayılı Kanun kapsamında yapılan ödemelerin faizi ile birlikte belirlenen sürekli … göremezlik tazminatından mahsup edilmiş olmasında bir usulsüzlük bulunmamasına ve istinafa başvuran taraf lehine oluşan kazanılmış haklar dikkate alınarak aleyhine değerlendirme yapılamamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353 üncü maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı cümlesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu olayda idarenin herhangi bir kusuru olmadığını, zarar ile idare arasında illiyet bağı bulunmadığını, davacı tarafından hizmet kusurunun ispat edilemediğini, ortada toplumsal bir risk söz konusu olmadığından idarenin objektif-kusursuz sorumluluğuna da gidilemeyeceğini, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 86 ncı maddesine göre üçüncü kişinin kusurunun bulunduğu hallerde araç işletenin sorumluğunun kalkacağının hüküm altına alındığını, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.10.2003 tarihli ve 2003/11267 Esas ve 2003/12088 Karar sayılı kararında da bu hususun hükme bağlandığını, üçüncü kişinin ağır kusurunun, zararla motorlu aracın işletilmesi arasındaki uygun illiyet bağını keseceğini, böylelikle kazanın meydana gelmesinde motorlu aracın işletme tehlikesini önemsizleştireceğini, olayda da dava konusu trafik kazasının üçüncü kişi olan …’nun kusurundan kaynaklandığını, trafik kazası tespit tutanağında kaza oluşumunda diğer aracın sürücüsü …’nun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 84 üncü maddesinde belirtilen asli kusurlardan “kavşaklarda geçiş önceliğine uymama” kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğunu, müvekkile ait aracın sürücüsü … …’ın kusurunun bulunmadığının tespit edildiğini, Hınıs Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/259 Esas sayılı dosyasında alınan … Adli Tıp Kurumu Başkanlığınca düzenlenen kusur raporunda, sanık sürücü …’nun asli kusurlu olduğunun belirtildiğini, bakıcı giderlerinin tedavi giderleri arasında sayıldığını ve tedavi giderlerinden trafik sigortacısının sorumlu olduğunu, davacının sebepsiz zenginleşmesinin önlenmesi için zarardan sorumlu olan kişilere karşı dava açılıp açılmadığının ya da haricen ödeme alınıp alınmadığının tespit edilmesi gerektiğini, Danıştay 10. Dairesince oluşturulan içtihatlar somut olaya uygulandığında bilirkişi raporunda fahiş tazminat hesaplandığının anlaşılacağını, olayda hizmet kusuru bulunmadığından manevi tazminat şartlarının da oluşmadığını, davacının talep ettiği tazminatlar yönünden faiz başlangıç tarihinin dava ve ıslah tarihi olması gerektiğini, manevi tazminata faiz işletilemeyeceğini, Bölge Adliye Mahkemesi Kararının bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olduğunu … sürerek bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının işleteni olduğu aracın karıştığı trafik kazası sonucunda araçta yolcu olan davacı …’ın yaralanmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı … Borçlar Kanunu’nun 49, 51 ve 54 üncü maddeleri, 2918 sayılı Kanun’un 85, 86, 88 ve 89 uncu maddeleri, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun’un 4 üncü ve 6 ncı maddeleri, 5434 sayılı … Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu’nun 129 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dosyanın incelenmesinde; davacı … Karaslan’ın 01.08.2015 tarihinde geçirdiği dava konusu trafik kazası sonucunda %100 oranında sürekli … göremez olduğu ve vazife malullüğüne karar verildiği, davacı … tarafından … 8. … Mahkemesinin 2022/129 Esas sayılı dosyasında açılan davada 2330 sayılı Kanun kapsamına alınarak aylıklarının yükseltilmesinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne ve davacının parasal haklarının 2330 sayılı Kanun kapsamında vazife malulü sayılması gerektiğinin tespitine karar verildiği, kararın istinaf edildiği ve halen istinaf incelemesinde olup henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
2330 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinde “Bu Kanun hükümlerine göre ödenecek nakdi tazminat ile bağlanacak emekli aylığı uğranılan maddi ve manevi zararların karşılığıdır.
Yargı mercilerinde maddi ve manevi zararlar karşılığı olarak kurumların ödemekle yükümlü tutulacakları tazminatın hesabında bu kanun hükümlerine göre ödenen nakdi tazminat ile bağlanmış bulunan aylıklar gözönünde tutulur.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Yine 5434 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesi ise “Vazifeleri içinde veya dışında her hangi sebeple zarar görmüş veya tehlikeye düşmüş ve bundan dolayı adi malul durumuna girmiş iştirakçilerin veya bunlardan ölenlerin, dul ve yetimlerinin; sebep olanlar aleyhine açacakları davaları Sandık dahi kovuşturmaya ve bu davalara üçüncü şahıs olarak girmeye ve dul ve yetimler tarafından dava açılmamış ise bunu doğrudan doğruya açmaya yetkilidir.
Dava sonunda para tazminatı da alınırsa bundan kovuşturma için yapılan masraflarla birlikte emekli, adi malullük, dul ve yetim aylıkları bağlanan hallerde bu aylıkların beş yıllığı; (Toptan ödeme) yapılan hallerde de bunların toplamının yarısı Sandıkça alınarak, varsa, geri kalanı ilgililere ödenir.
Sebep olanlar iştirakçi ise ve bunlara bu kanuna göre Sandıklarca her hangi adla olursa olsun ödeme yapılacaksa istihkakları dava sonuna kadar hükmolunacak tazminata karşılık olmak üzere ödenmez.” şeklinde düzenlenmiştir.
Bu durumda; yukarıda anılan yasal düzenlemeler de gözetilerek … 8. … Mahkemesinin 2022/129 Esas sayılı dosyası da gözetilerek davacıya yapılacak ödemelerin rücuya tabi olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazları şimdilik incelenmemiştir.
VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12…..2023 tarihinde Başkan …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
HMK’nın 362/1.a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 Sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen ek 1 inci maddesinde öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2022 yılı için 107.090,00 TL’dir.
Somut olayda davacı … yönünden 70.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiş olup hükmün davacı … yönünden bozulmasına karar verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin davacı … yönünden miktardan reddine karar verilmesi kanaatinde olduğumdan, … çoğunluğun davacı … yönünden de bozma nedenine göre temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığı şeklindeki 2) numaralı bentteki görüşüne katılmıyorum.