YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11722
KARAR NO : 2022/15074
KARAR TARİHİ : 21.11.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nce davanın kabulüne dair verilen karara davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 15/08/2018 tarih 2018/İHK-6854 sayılı itirazın esası hakkında hüküm ve karar verilmesine yer olmadığına, işten el çekilerek dosyanın Sigorta Tahkim Komisyonuna iadesine dair kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davacının sevk ve idaresindeki kamyonet ile davalı nezdinde … poliçesi olan otomobilin karıştığı çift taraflı kazada davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile talebini 53.462,59 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kabulü ile 53.462,59 TL sürekli işgöremezlik tazminatının 13/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Anılan karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının esası hakkında hüküm ve karar verilmesine yer olmadığına, işten el çekilerek dosyanın Sigorta Tahkim Komisyonuna iadesine, tarafların genel mahkemeye başvurmakta serbest olmalarına karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Eldeki dosyada, davacının davaya konu trafik kazasında yaralanarak malul kaldığı, kazadan kaynaklanan maluliyeti sebebiyle sürekli işgöremezlik tazminatı talebinde bulunduğu, dosya kapsamında aktüer bilirkişiden alınan 10/05/2018 tarihli raporda PMF 1931 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamada davacının talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatının 53.462,59 TL olduğu kanaatine varıldığı, Uyuşmazlık Hakem Heyetince anılan rapor benimsenerek davacı lehine 53.462,59 TL sürekli işgöremezlik tazminatına hükmedildiği, davalı vekilinin söz konusu karara, hesaplamanın TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılması gerektiği ve hükme esas alınan maluliyet oranının da hatalı olduğu hususunda itiraz ettiği, İtiraz Hakem Heyetince dosyadaki maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmeliğe uygun olarak düzenlendiği gerekçesiyle davalının maluliyet raporuna ilişkin itirazının reddine karar verildiği, ancak davalının TRH 2010 yaşam tablosuna ilişkin itirazının kabulü gerektiği, kaza ve poliçe tarihine göre yeni genel şartların yürürlükte olduğu bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosu ve % 1,8 teknik faize göre tazminatın yeniden hesaplanması gerektiği kanaatine varıldığı, İtiraz Hakem Heyetince 13/08/2018 tarihli ara karar ile TRH 2010 Yaşam tablosuna ve % 1,8 teknik faize göre tazminatın yeniden hesaplanması için ek rapor alınmasına, taraf vekillerinden 1 aylık ek süre istenmesine, Sigortacılık Kanununun 30/16. maddesi uyarınca taraf vekillerine bir aylık ek süre istemine açık ve yazılı muvafakatlerini bildirmeleri için ara kararın kendilerine tebliğinden başlamak üzere beşer günlük kesin süre verilmesine karar verildiği, davalı vekilinin 14/08/2018 tarihli e-posta ile; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre yeni maluliyet raporu alınması gerektiği, ancak buna ilişkin itirazları değerlendirilmeden dosyadaki rapor üzerinden karar verilmesi nedeniyle mağdur olacaklarını, bu nedenle tahkim yargılamasının 1 aylık ek süre ile uzatılmasına muvafakat etmediklerini ve görevli mahkemede uyuşmazlığın çözülmesi gerektiğini beyan ettiği, davacı vekilinin ise süre uzatımı için muvafakat verdiği, İtiraz Hakem Heyetince, ara kararda belirtilen işlemlerin yapılmasının 2 ayda tamamlanamayacak olması sebebiyle, 1 aylık ek süre alınmasına ihtiyaç duyulduğu ancak davalının 1 aylık ek süreye muvafakat etmediği, bu durumda sürenin uzatılamayacağı, yasada öngörülen 2 aylık süre içinde itirazın değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması olanağı bulunmadığından, Sigortacılık Kanunu madde 30/16’ya göre uyuşmazlığın genel mahkemelerde çözümlenmesi gerektiği, bu nedenle davalının itirazının esası hakkında hüküm ve karar verilmesine yer olmadığına, işten el çekilerek dosyanın Sigorta Tahkim Komisyonuna iadesine karar verildiği, kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 12. fıkrasında itiraz talebi hakkında işin heyete intikalinden itibaren iki ay içinde karar verileceği, 16. fıkrasında hakemlerin, görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar vermeye mecbur olduğu, aksi halde, uyuşmazlığın yetkili mahkemece çözümleneceği, ancak, bu sürenin tarafların açık ve yazılı muvafakatleriyle uzatılabileceği belirtilmiştir.
Yukarıdaki yasal düzenlemeye göre; bir aylık ek sürenin iki aylık süre içinde hakem yargılamasına ilişkin işlemlerin yapılmaya başlanıp sürenin yetmemesi halinde söz konusu olacağı, eldeki dosyada davalı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyetinin kararına ilişkin itiraz başvurusunun İtirazın İtiraz Hakem Heyetine sevk tarihinin 16/06/2018 olduğu, İtiraz Hakem Heyetinin işin kendisine intikalinden itibaren 2 aylık sürenin dolmasına 3 gün kala 13/08/2018 tarihli ara kararı oluşturduğu ve taraflardan ek süre istediği, ara karardan önceki iki aylık süre içinde ise herhangi bir işlem yapılmadığı anlaşılmış olup, buna göre İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazlarının 2 aylık süre içinde değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu süre içinde herhangi bir işlem yapılmayarak sürenin bitiminde ek süre istenmesi ve davalı vekilinin ek süreye muvafakat etmemesi sebebiyle dosyadan el çekme kararı verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 21.11.2022 tarihinde Üye …’un karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.