YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/11870
KARAR NO : 2022/15746
KARAR TARİHİ : 29.11.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki maddi tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, kararda yazılı nedenler, uyulmasına karar verilen Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 2019/5040 Esas-2020/8658 Karar sayılı 17.12.2020 günlü kararı sonrası davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen hüküm, davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmekle, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 17.04.2011 tarihinde davalıya zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olup davacının içinde yolcu olarak bulunduğu aracın dava dışı şahsın idaresinde iken direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi sonucu oluşan tek taraflı trafik kazasında, özürlü sağlık kurulu raporuna göre %28 malul kalacak şekilde yaralandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 1.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, istemini 197.868,57 TL’ye ıslah etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili sigorta şirketinin aracın sigortacısı olduğunu, poliçe limitinin 175.000,00 TL olduğunu, gerekli belgeler ile kendilerine başvuru olmadığından temerrüt oluşmadığını, kusur ve maluliyetin Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenmesi gerektiğini, hesaplamanın uzman kişilerce yapılmasını, davacının gerçek gelirinin asgari ücret olabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece uyulmasına karar verilen Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 2019/5040 Esas-2020/8658 Karar sayılı 17.12.2020 günlü kararı, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; davanın kısmen kabulü ile 188.637,14 TL geçici ve kalıcı işgöremezlik tazminatının 17/05/2012 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya (temlik alana) verilmesine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar sebebiyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Uyulmasına karar verilen Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 2019/5040 Esas-2020/8658 Karar sayılı 17.12.2020 günlü kararında “Bozma öncesi hükme esas alınan 12.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda raporun alındığı tarihteki asgari ücret verilerine göre hesaplama yapılmıştır. Mahkemece bozma sonrası alınan 14.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda, yeniden resen hesaplama yoluna gidilmiş; bilinen dönem rapor tarihi 2018 yılına
kadar devam ettirilmiş, rapor tarihi 2018 yılına kadar olan artışlar da gözetilerek hesaplama yapılmıştır. Böylece, hüküm davalı yararına bozulmuş olmasına rağmen ilk hükümde esas alınan son tarihli raporda hesaplanan zarardan daha yüksek bir zarar ortaya çıkmıştır. Oysa ki, karar bozma ilamı ile maluliyet raporunun olaya uygun yönetmelik hükümlerince alınması yönünden bozulmuş, diğer veriler için davalı yararına usulü kazanılmış hak doğmuştur. Bu durum gözetilerek bilinen (işlemiş) dönem zararının ilk rapordaki veriler esas alınarak bozma kararımız sonrası yeni belirlenen maluliyet oranına göre hesaplanması gerekirdi.Bu durumda, Dairemiz bozma ilamında işaret edilen ilkeler doğrultusunda bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir” gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
Bozma kararı sonrası mahkemece hükme esas alınan 14.02.2022 tarihli aktüer raporunda, bozma ilamında belirtildiği şekilde 12.01.2015 tarihli raporda yer alan asgari ücret verileri hesaplamada dikkate alınmışsa da sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin TRH 2010 Yaşam Tablosu ve prograsif rant hesap yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmış ve bu rapora göre hesaplanan tazminata hükmedilmiştir.
TRH 2010 Yaşam Tablosundaki daha uzun yaşam süresine göre yapılacak hesaplamanın kararı temyiz eden davalı aleyhine sonuç yaratacağı da gözetildiğinde, PMF 1931 Tablosuna göre bakiye ömür süresi belirlenerek ve progresif rant tekniği kullanılarak hesaplama yapılması için daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 29/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.