Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/12658 E. 2022/17602 K. 22.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12658
KARAR NO : 2022/17602
KARAR TARİHİ : 22.12.2022

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 22. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muvazaa nedeniyle işlemin iptali davasının mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın usulden reddine dair verilen 29.12.2020 günlü karara karşı davacı vekili istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf isteminin esastan reddine dair verilen 23.06.2022 günlü İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi kararının Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, davalılardan …’in müvekkiline borçlu olduğunu, bu nedenle … aleyhine kambiyo senetlerine mahsus takip başlatıldığını, bu takipler sırasında borçluya ait herhangi bir mal varlığına ulaşılamadığından tahsilat yapılamadığını ancak davalı borçlunun borcun doğum tarihinden çok yakın bir tarihte kendisine ait İstanbul İli … İlçesi … Mah. Dahilindeki 1172 parsel sayılı taşınmazını davalı çocuklarına devrettiğini ve bu taşınmazın daha sonra borçlunun çocukları tarafından takip konusu çeklerin vade tarihinden bir gün sonra 21.04.2016 tarihinde …’in yakın arkadaşı davalı …’na, … tarafından da borçlu …’in kızı …’in eşi davalı …’e satıldığının tespit edildiğini, bu satışların çok kısa süre içerisinde ve birbirine çok yakın kişiler arasında yapılması ve gerçek değerlerinin çok altındaki bedellerle gerçekleştirilmiş olması da değerlendirildiğinde davalılar arasında yapılan taşınmaz devrine ilişkin tasarrufların danışıklı işlem niteliğini taşıdığını belirterek davalılar arasında yapılan taşınmaz devrine ilişkin işlemlerin TBK’nun 19. madde hükmü uyarınca iptali ile birlikte icra dosyalarına konu alacağın bu taşınmaz üzerinden tahsil edebilmesine imkan verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, taşınmaz satışlarının mal kaçırma amacı ile yapıldığı iddiasının haksız olduğunu, açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince; davanın TBK’nun 19. maddesinde düzenlenen muvazaa hukuksal nedenine dayalı olduğu, bu gibi davalarda eldeki davanın dinlenebilmesi için iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılması gerektiğini, somut olayda icra takibinin dayanağını oluşturan çeklerin keşide tarihlerinin 20.04.2016, 20.05.2016 ve 20.06.2016 olduğu, borçlu … tarafından yapılan tasarruf tarihinin ise 06.04.2015 bulunduğu, bu durumda tasarrufların görünürdeki alacak tarihlerinden önceki tarihte yapıldığı anlaşılmakta ise de, çek bir ödeme vasıtası olup, dayandığı hukuki ilişkinin yani borcun doğum tarihinin iptali istenen tasarruf tarihinden önceye ait olmasının mümkün bulunduğu, başka bir deyişle alacağın çekin keşide tarihinden önce doğmuş olabileceği, bu durumda davacı taraftan çekin keşide edilmesine neden olan borcun doğumuna ilişkin hukuki veya ticari ilişkinin hangi tarihte başladığının sorulması varsa buna ilişkin delillerin istenilmesi ve taraflar arasındaki temel ilişki incelenerek çekin düzenlenme nedeni olan alacağın hangi tarihte doğduğunun saptanması gerekeceği, davacı tarafça taraflar arasındaki ticari ilişkinin Mayıs 2015’te başladığının kabul edildiği, bu durumda TBK’nun 19. maddesi gereğince açılan davalarda da iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılması ön koşul olduğundan ve eldeki davada bu ön koşulun oluşmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu tasarruf tarihinin, borcun doğum tarihinden önce olduğu buna göre ilk derece mahkemesince verilen kararın doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön bulunmamasına, dairemizin ve giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri gereğince, gerek İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davalarında, gerekse BK’nın 18. maddesine (TBK m.19) dayalı muvazaalı işlemin iptali davalarında, davanın görülebilmesi için iptali istenilen işlemin borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş olmasının gerekmesine ve bu koşulun somut olayda bulunmadığının anlaşılmış bulunmasına göre dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre, davacı vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK’nın 373. maddesi uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 80,70 TL temyiz peşin harcının onama harcına mahsubuna 22.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.