YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/12729
KARAR NO : 2022/14612
KARAR TARİHİ : 14.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Dairemizin 14.10.2021 gün 2021/2391 Esas-2021/6881 Karar sayılı ilamında; “Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Dosyadaki belge ve bilgilerden, davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsünün ehliyetsiz olduğu ve maluliyet tespiti için alınan raporlarda davacının yaralanma biçimine ilişkin tıbbi değerlendirmeler dikkate alındığında kask ve diğer koruyucu tedbirleri almadan seyahat etmiş olduğu anlaşılmaktadır. Şu halde mahkemece, davacının bilerek ehliyetsiz motosiklet sürücüsünün arkasında gereken koruyucu tedbirleri almadan yolculuk ettiği dikkate alınarak yerleşik içtihatlarımıza göre yukarıdaki yasal düzenleme kapsamında davalı lehine müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, asıl dava yönünden davacının davasının kısmen kabulü ile, tedavi gideri yönünden açılan davanın açılmamış sayılmasına, geçici ve sürekli işgörmezlik zararına yönelik maddi tazminat davasının kabulü ile 181.531,68 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakıcı gideri yönünden açılan davanın kabulü ile 2.400,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, birleşen dava yönünden; davanın kısmen kabulü ile 18.468,32 TL bakiye tazminatın davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine, alacağa dava tarihi olan 19/02/2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmiş; karar davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Eldeki dosyada; kaza sonrası düzenlenen ve mahkemece hükme esas alınan 21.11.2014 tarihli maluliyet raporuna göre davacının kazadan kaynaklı sürekli işgücü kaybının %18 olduğu rapor edilmiştir. Mahkemece verilen ilk kararda %18 maluliyet oranına göre hazırlanan aktüer bilirkişi raporu benimsenerek davacı lehine 226.914,60 TL geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatına hükmedildiği, anılan kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 16.10.2018 gün 2015/12227 Esas- 2018/9166 Karar sayılı ilamı ile hükme esas alınan 21.11.2014 tarihli maluliyet raporunun davalı vekiline tebliğ edilmediği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine söz konusu raporun davalı vekiline tebliğ edildiği, davalı vekilinin rapora itirazı üzerine mahkemece Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Tayfur Ata Sökmen Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalının hazırladığı 29.01.2020 tarihli raporun alındığı, yeni alınan raporda davacının kazadan kaynaklı sürekli işgücü kaybının %26 olduğunun rapor edildiği, mahkemece %18 oranlı ilk alınan maluliyet raporu esas alınarak davacı lehine 226.914,60 TL geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatına hükmedildiği, anılan kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 14.10.2021 gün 2021/2391 Esas-2021/6881 Karar sayılı ilamı ile ehliyetsiz sürücünün aracına binme ve koruyucu tertibat giymeme nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği gerekçesiyle hükmün ikinci kez bozulmasına karar verildiği, bozmadan sonra davacı vekili tarafından davalıya karşı ek bir dava açıldığı, bu dava ile asıl davanın birleştirilmesine karar verildiği, davacının ek davasında ikinci kez alınan % 26 oranlı maluliyet raporu ile ilk alınan % 18 oranlı maluliyet raporu arasındaki farktan kaynaklanan 23.085,40 TL bakiye sürekli işgöremezlik tazminatı talep ettiği, mahkemece verilen son kararda asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü ile asıl dava yönünden davacı lehine 181.531,68 TL geçici ve sürekli işgörmezlik tazminatı, birleşen dava yönünden 18.468,32 TL bakiye sürekli tazminatına hükmedildiği, kararın davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Yargıtayca bozulmasına karar verilen hususlar yönünden yeniden yapılan yargılamada, kesinleşen kısımlar hakkında hüküm kurulamaz. Yalnızca bozulan kısımlar hakkında inceleme yapılarak hüküm kurulması gerekir. Bozma ilamına uyulmakla, bozma ilamı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşur ve bozma ilamının gereğinin yerine getirilmesi gerekir.
Şu durumda; mahkemece 13.10.2020 tarihli karar ile %18 maluliyet oranına göre hesap edilen sürekli işgöremezlik tazminatına hükmedildiği, davacı tarafça kararın temyiz edilmediği, Dairemizin 14.10.2021 günlü bozma ilamı ile davacı lehine %18 maluliyet oranı üzerinden sürekli işgöremezlik tazminatına hükmedilmesi hususunun kesinleştiği ve %18 maluliyet oranı bakımından davalı sigorta şirketi yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmasına göre, Yargıtay bozma ilamından sonra mahkemece davacı tarafından açılan ek dava ile talep edilen %26 oranlı maluliyet raporu ile ilk alınan %18 maluliyet raporu arasındaki farktan kaynaklanan 23.085,40 TL bakiye sürekli işgöremezlik tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı lehine hesaplanan tazminattan, davacının müterafik kusuru nedeniyle mahkeme tarafından yapılan indirim sonucu belirlenen tazminat tutarları hüküm altına alınırken, davanın kısmen reddine karar verildiğinden, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir. Oysa, yasal düzenlemeler gereği, TBK’nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinin gözönüne alınması gerekirken, davalı yararına müterafik kusur indiriminden dolayı reddedilen kısım için vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 14.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.