Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/1318 E. 2022/14727 K. 15.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1318
KARAR NO : 2022/14727
KARAR TARİHİ : 15.11.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar vekili, davacı …’ın eşi, diğer davacı …’ın annesi …’ın, 21/07/2013 tarihinde yaya iken, davalı … tarafından sigortalanmış bulunan … plaka sayılı aracın çarpması sonucu hayatını kaybettiğini, davalı tarafça bu güne kadar toplam 108.832,00 TL ödeme yapıldığını ancak bu ödemenin zararı karşılamadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 200,00 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacılar vekili birleşen davada; trafik kazası sonucu hayatını kaybeden …’ın desteğinden yoksun kalan müvekkillerinin uğradıkları zararın tazmini talebiyle, davalı aleyhine açılan İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/666 Esas sayılı dosyası ile dava konusunun aynı olması sebebiyle dosyanın söz konusu dava dosyası ile HMK m.166 gereğince birleştirilmesini, birleştirme taleplerinin kabul edilmemesi halinde İstanbul 5. ATM’nin dosyasında talep edilmeyen 98.249,86 TL destekten yoksun kalma tazminatının, KTK m.98/1 hükmü uyarınca sigorta şirketine ilk başvuru tarihinden başlayıp 8 iş gününün bittiği tarihten, bu tarihin belirlenememesi halinde sigorta şirketinin bir kısım ödeme yaptığı 25/09/2013 tarihi temerrüt tarihi olarak kabul edilip bu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … şirketinden tahisilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacılara 108.832,00 TL ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kazadan dolayı davacıların davalı … şirketini kayıtsız ve şartsız ve tamamen ibra ettiklerine dair ibraname bulunduğu, ibranamede fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğuna dair hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2015/8690 E. 2018/3313 K. sayılı 27/03/2018 tarihli ilamında özetle,”…Davacılar vekilince süresi içinde açılan davada, yapılan ödemelerin yetersiz olduğu belirtilerek bakiye tazminat talebinde bulunulmuş olup, mahkemece yapılacak iş, ilk önce ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemelerin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarı karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir. Şayet, ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa, bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davalı … şirketince yapılan ödemeye hesaplamanın yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz de uygulanarak, hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir.”gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama neticesinde asıl davada; davacıların davasının kabulüne, davacı … için 3.671,48 TL’nin, davacı … için 2.668,26 TL’nin 25/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, birleşen İstanbul 3. ATM’nin 2019/74 Esas, 2019/191 Karar sayılı davada; davacıların aynı kazadan dolayı destekten yoksun kalma zararı için açmış oldukları belirsiz alacak davasının derdest olduğu sırada davalarını açmış olmaları nedeniyle derdestlik nedeniyle birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 11/02/2021 gün ve 2020/77 Esas 2021/1206 Karar sayılı ilamında özetle, “Yargıtay Genel Kurulu kararında da belirtildiği üzere, ıslah hakkı bir defaya mahsus olduğundan bozmadan önce alınan 27/10/2014 tarihli bilirkişi raporuna göre davacılar vekili dava değerini ıslah etmiş, bozma sonrası alınan 15/01/2019 tarihli bilirkişi raporuna göre ikinci kez ıslah etme hakkı olmadığından, hesaplanan tazminatın asıl davada talep edilmeyen bakiye kısmı için ayrı bir dava açarak davaların birleştirilmesini talep etmiştir. Somut olayda kaza tarihi 21/07/2013, asıl davanın açılış tarihi 03/10/2013 ve birleştirilen davanın açılış tarihi ise 25/06/2019 olup, gerek asıl dava gerekse birleştirilen davanın zamanaşımı süresinde açıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklanan ilkelere göre Mahkemece, birleşen 2019/74 E. sayılı davanın, davacı tarafın daha önce aynı kazadan dolayı destekten yoksun kalma zararı için açmış oldukları 2018/666 E. sayılı belirsiz alacak davasının derdest olması nedeni ile reddine karar verilmesi doğru olmamıştır” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, tüm dosya kapsamına göre birleşen davada davacıların davasının kabulüne, … için 68.474,95 TL’nin, … için 29.774,91 TL’nin 25/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalı vekilinin yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 5.033,44 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 15/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.