Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/1331 E. 2022/13554 K. 01.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1331
KARAR NO : 2022/13554
KARAR TARİHİ : 01.11.2022

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı … vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 01/11/2022 Salı günü davacı vekili Av. … ile davalı … vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, borçlu … hakkında yapılan takibin semeresiz kaldığını, borçlunun alacaklılardan mal kaçırma amacı ile İstanbul 13. İcra Müdürlüğünün 2012/8478 ve 8479 nolu takip dosyalarındaki alacaklarını diğer davalı şirkete temlik ettiğini belirterek, bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu … vekili, dava konusu takiplerin henüz kesinleşmediğini, bekletici mesele yapılması gerektiğini, borçlunun aciz hali olmadığını, davacı alacaklının borçlu şirketin taşınmazları üzerinde ipotekleri olduğunu, temlikin ticari hayatın gereği olarak yapıldığını belirterek, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı … vekili, aynı yönde savunma yapmıştır.
İlk derece mahkemesince, davalılar arasında yapılan temlik işleminin sadece demir alımından ibaret olduğunun belirtilmesine rağmen davalıların aynı vekalet ilişkisi içinde bulundukları avukat ile hareket etmeleri, vekalet işleminin temlik işleminden hemen sonra gerçekleşmesi ve vekillerin … Petrol’den gelen çeklerin karşılıksız çıkması sonucu ödeme güçlüğü çekildiğinin belirtilmesi gibi hususlar, davalı borçlunun basiretli davranmayarak alacağın temliki yoluyla mevcudunu eksilttiği ve kendisinin de bunu bilerekyaptığı değerlendirildiğinde, davalıların temlik işlemlerinin muvazaalı ve alacaklı davacıyı zarara uğratma kastıyla yapıldığı anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı borçlu …. Sanayi ve Ticaret A.Ş ile firma sicil bilgilerine göre inşaat ve taahhüt işlerini yapmak ve yaptırmak işiyle uğraşan davalı 3’üncü kişi … arasında önceye dayalı ticari ilişki bulunduğu, cevap dilekçesi ekinde sunulan belgeden adları geçen davalı borçlu ile davalı 3’üncü kişi arasında çok sayıda binanın inşaatından kaynaklanan ticari ilişki olduğu, bu itibarla davalı 3’üncü kişi …’nin, aynı sektörde faaliyet gösteren ve aralarında çok sayıda inşaattan kaynaklanan ticari ilişki bulunan davalı borçlunun malî durumunu ve alacaklılarına zarar verme kastını bilebilecek durumda olduğu, diğer bir anlatımla bilmesini gerektiren açık belirtilerin bulunduğu anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, gerekçesi ile davalı … vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun HMK’nin 353/1-b/1’inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, karar davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına illişkindir.
1-Tasarrufun iptali davası, borçlu tarafından alacaklısını zarara uğratmak kastıyla gerçekleştirilen tasarruftan zarar gören alacaklının, borçlunun mal varlığından çıkarmış olduğu, mal ve hakların veya bunların yerine geçen kıymetlerin, tekrar borçlunun mal varlığına geçmesini sağlamak ve bu yolla alacağını elde etmek amacıyla açtığı davadır. Bu nedenle diğer dava koşullarının yanında, davacı alacaklının borçludan bir alacağının bulunması ve bu alacağın varlığının yargılama boyunca devam etmesi gerekir.
Somut olayda, davacı alacaklı, borçlu şirkete verdiği kredinin teminatı olarak aldığı anlaşılan senedi Bursa 11. İcra Müdürlüğünün 2013/4892 sayılı dosyasından, 3.649.363,61 TL alacak olarak 14/05/2013 tarihinde takibe koymuştur. Davanın dayanağını bu takip dosyası oluşturmaktadır. Davacı banka, 26/06/2013 tarihinde bu kez borçlunun aldığı aynı kredinin teminatı olarak verdiği ipoteklerin paraya çevrilmesi için İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2013/2860 sayılı dosyasından, tahsilde tekerrür olmamak üzere takibe geçmiştir.Bu takipte alacak kalemleri olarak, 3.855,323,51 TL kredi, 90.000 TL çek yaprağı alacağı, 1.047.999,00 TL teminat mektubu alacağı olarak toplam 4.993.712,51TL alacağı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takibe koymuştur. Bu dosyada davacı lehine 3094 ada 1 parsel üzerinde 4.000.000,00 TL, 1711 parselde 2.000.000,00 TL ipotek bulunmaktadır. 17/06/2014 tarihinde 1711 parsel ihalede 1.150.000,00 TL satılmış, banka 28/08/2014 tarihinde 1.099.345,04 TL tahsil etmiştir.Bundan sonra 30/10/2014 tarihinde , geri alan 3094 ada 1 parseldeki 4.000.000,00 TL ipotek alacağını tüm ferileri ile 3.100 000,00 TL bedel karşlığında dava dışı … İnşaat Ltd. Şti.’ne temlik etmiştir. Bu halde davacı banka bu takip dosyasındaki alacağını 4.199,000,00 TL olarak tahsil etmiştir. Mahkemece davacının bu davayı açmakta hukuki yararı olup olmadığı ve aciz halinin varlığı konusunda bilirkişi raporu alınmış ise de rapor hükme elverişli nitelikte bulunmamıştır.
Şu halde, davacı bankanın aynı borç ilişkisinden kaynaklanan alacağı hem ipotek ile hem de senet ile teminat altına alındığından, tahsilde tekerrür olmayacak şekilde ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip sonucu iki ipotekli taşınmazdan birinin paraya çevrildiği, diğeri üzerindeki 4.000,000,00 TL ipotek hakkının ise 30.01.2014 tarihinde 3.100,000,00 TL bedel ile dava dışı şirkete temlik edildiği nazara alınarak, aynı kredi borcuna ilişkin dava dayanağı 2013/4892 sayılı dosyada 30/01/2014 tarihi itibari ile bir borç bulunup bulunmadığının, konusunda uzman bilirkişi raporu ile tesbit edilmesi, alacaklının bu yönde yaptığı şikayet veya menfi tesbit davası bulunup bulunmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Kabule göre ise, gerçek bir alacağı bulunan alacaklıya borçlunun bir başkasından olan para alacağını temlik etmesi ticari örfe dayalı geçerli bir ödeme aracıdır. Burada önemli olan temlik alanın, bu temliki gerektirir nitelikte ve boyutta borçludan alacağının olduğunun sabit olması ve borçlu ve üçüncü kişi arasında temlikten önce ve sonrasında devam eden bir ticari ilişkinin bulunmasıdır. Davalı … vekili, müvekkillinin borçlu ile süre gelen ticari ilişkisi nedeni ile borçlu şirketten olan alacağa karşılık olarak bu temlikin yapıldığını iddia ettiğinden, yapılacak iş, şirketlerin ticari defterleri üzerinde, inceleme yapılarak temlik işleminden öncesinde ve sonrasında aralarında devam eden bir ilişki olup olmadığı, temlik konusu miktar kadar borçlunun davalı üçüncü kişiye borcu olup olmadığı belirlenip, oluşacak sonuca göre karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi gereğince dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …’ne verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … geri verilmesine 01/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.