YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13450
KARAR NO : 2022/15147
KARAR TARİHİ : 22.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; uyulmasına karar verilen Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/5445 Esas-2020/4338 Karar sayılı 02/02/2020 günlü bozma kararı sonrası kararda yazılı nedenlerden dolayı yargı yolu yönünden davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davacıya konut sigorta poliçesi ile sigortalanan ve sigortalının maliki olduğu konutun İSKİ’ye ait logardan geri tepen sular nedeni ile hasarlandığını, hasar bedelinin sigortalısına ödendiğini belirterek 8.400,00 TL alacağın ödeme tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava konusunun idari yargıda çözümlenmesi gerektiğinden yargı yolu yönünden davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, konut sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Dava dosyasında, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2015/16052 Esas-2015/13632 Karar sayılı 08/12/2015 günlü kararı ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 22/03/1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava olmadığı, halefiyet davası bir ticari dava sayılmadığı, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibi olduğu ve sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusu olduğu belirtilerek somut olayda davacı … şirketinin sigortalısının halefi olarak açtığı davada, uyuşmazlığın haksız fiilden kaynaklandığı gerekçesi ile davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir. Mahkemece bu bozma ilamına uyularak davanın kabülüne, 8.400,00 TL alacağın 14/08/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/5445 Esas-2020/4338 Karar sayılı 02/02/2020 günlü kararı ile mezkur karar incelenerek, mahkemece hasarın meydana geldiği yerin kanal bağlantısına ait evraklar, Deşarj Yönetmeliği hükümleri ve geri tepmenin oluş şekli değerlendirilmek suretiyle zararın meydana gelmesinde davacının sigortalısı veya binayönetimi ile davalının müterafik kusurunun olup olmadığı yönlerinde bilirkişi kurulundan ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/5445 Esas-2020/4338 Karar sayılı 02/02/2020 günlü bozma kararına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam edildikten sonra dava konusunun idarenin hizmet kusuru nedeni ile uğranılan zararın tazmini olduğu ve Uyuşmazlık Mahkemesi’nin anılan kararları ile aynı nitelikte olduğu anlaşılmakla davanın konusunun idari yargıda çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle yargı yolu yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak bozma kararına uyulmakla bozma kararında belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09/05/1960 gün ve 21/9 sayılı Y.İ.B.K.). Bu ilke kamu düzeni ile ilgili olup, Yargıtay’ca kendiliğinden dikkate alınması gerekir.
Somut olayda mahkemece; bozma kararına uyulduğu hâlde gerekleri yerine getirilmemiş, bozmaya uygun karar verilmemiş, bozma kapsamı dışına çıkılarak davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarı açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.