Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/13756 E. 2023/4427 K. 27.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/13756
KARAR NO : 2023/4427
KARAR TARİHİ : 27.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/178 E.,2022/299 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; davalılardan … aleyhine Muğla 1. İcra Müdürlüğü’nün 2005/2286 sayılı dosyası ile Akbank Muğla Şubesinin 103.131,54 TL alacağı için takip yapıldığını, takipte davacı …’nün bankaya bu borcu ödediğini ve böylelikle takip dosyasının kendisine bankaca temlik edildiğini, tapuda yapılan incelemede borçlu …’nin hakkında açılan takibi sonuçsuz bırakmak amacıyla Muğla ili, Ula ilçesi, Köprübaşı Mahallesi, … mevkii pafta 11 ada 21 parsel 3’de kayıtlı bulunan taşınmazını 22.12.2005 tarihinde davalı …’a 4.000,00 TL bedelle, … tarafından da 04.01.2006 tarihinde 4.500,00 TL bedelle …’a, 14.06.2006 tarihinde de … tarafından …’ya 7.000,00 TL bedelle devredildiğini belirterek İİK’nun 227 vd maddeleri uyarınca yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalı … cevap dilekçesinde; aciz vesikası şartı yerine getirilmediğinden davanın ön koşul yokluğundan reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

2. Davalı … cevap dilekçesinde; aciz vesikası şartı yerine getirilmediğinden davanın ön koşul yokluğundan reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

3. Davalı … cevap dilekçesinde; aciz vesikası şartı yerine getirilmediğinden davanın ön koşul yokluğundan reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

4. Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.01.2015 tarihli ve 2006/308 Esas, 2015/27 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafından sunulmuş bir kat’i aciz belgesi olmadığı gibi İİK’nın 105.maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliği taşıyan haciz tutanağı bulunmadığından, takip dosyası içeriğinden de davalı borçlu adına taşınmaz üzerine davacı tarafından konulmuş hacizler olduğu ve kıymet takdiri işlemlerinin devam ettiği anlaşıldığından ve yine davacıya verilen uygun süreye rağmen aciz vesikası da sunulamadığından asıl ve birleşen dosyaya ilişkin davaların dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 04.10.2021 tarihli ve 2021/14308 Esas, 2021/5989 Karar sayılı ilamı ile;
“…
Mahkemece; davacı tarafından sunulmuş bir kat’i aciz belgesi olmadığı gibi İİK’nın 105.maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliği taşıyan haciz tutanağı bulunmadığından bahisle asıl ve birleşen dosyaya ilişkin davaların, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmişse de; dava konusu takip dosyası içeriğinden davalı borçlu adına kayıtlı 44 ve 47 parseller ile iki aracın olduğu, anılan taşınmaz ve araçlara davacı tarafından haciz konulduğu, 47 parselin 22.2.2010 tarihinde icra yoluyla satıldığı ve davacıya 7.2.2014 tarihinde 16.452,64 TL ödendiği, borçlu adına kayıtlı araçlardan birinin vergi borcu nedeniyle ilgili vergi dairesi tarafından 26.2.2010 tarihinde 5.400 TL bedelle satıldığı ve davacıya para düşmediği, diğer … plakalı 1999 model ford kamyonet üzerinde davacının haczinden önce Akbank’ın rehni olduğu, hacizli 44 parselin de icra yoluyla satıldığı ancak ihalenin feshi davası sonucu satışın iptal edildiği 3.12.2014 tarihli kıymet takdiri sonucu taşınmazın değerinin 16.180 TL olarak belirlendiği 22.10.2015 tarihinde de anılan taşınmazın icra satışı sonucu 10.175 TL bedelle satıldığı 6.2.2014 tarihi itibarıyla davacı alacağının 279.882,35 TL’ye ulaştığı, davalı borçlunun iki taşınmaz ve iki araç dışında başka malvarlığı bulunmadığı, bunlardan da iki taşınmaz ve bir aracın icra sonucu satıldığı, 10.3.2010 tarihli haciz tutanağından borçlunun tebligat adresinden taşınmış olması nedeniyle haciz yapılamadığı, 20.2.2014 tarihli haciz tutanağından ise borçluya ait haczi kabil mal olmadığının belirlendiği anlaşıldığından 10.3.2010 ve 20.2.2014 tarihli haciz tutanaklarının İİK’nun 105 maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu kabul edilerek diğer dava koşulları yönünden dosyanın incelenmesi, diğer dava koşullarının varlığı halinde de dava konusu tasarrufun iptale tabi olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun olmayan gerekçeyle davanın reddi isabetli görülmemiştir. Tarafları ve davacının davalı borçlu hakkında yaptığı icra takip dosyasının aynı olduğu; Muğla 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 10.09.2014 tarih ve 2006/307-2014/502 sayılı tasarrufun iptali davasında da; Mahkemece davacı tarafından kat’i veya geçici aciz belgesi sunulmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmişse de, Yargıtay(Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 17.01.2017 tarih ve 2015/17284-2017/170 sayılı ilamıyla; aynı gerekçelerle; 10.3.2010 ve 20.2.2014 tarihli haciz tutanaklarının İİK’nun 105 maddesi kapsamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğu kabul edilerek diğer dava koşulları yönünden dosyanın incelenmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulduğu anlaşılmıştır.” gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazı birbirine devreden davalılar arasında herhangi bir akrabalık bulunmadığı gibi davalı …’nin borçlu olduğunu bilerek alacaklısına zarar verme kastı ile satış yapıldığı yönünde davacı tarafça herhangi bir somut delil getirilmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece Yargıtay 4.Hukuk Dairesi’nin bozma kararına uyulmasına rağmen verilen kararın, Daire ilamına direnme şeklinde olduğunu, taşınmazın bu kadar el değiştirmesinin 5(beş) ay gibi kısa bir süreye sığdırıldığını, borçlu …’nin borcun doğumundan kısa bir süre sonra taşınmazı elden çıkardığı gibi, diğer davalıların kısa aralıklarla taşınmazın el değiştirmesini sağlamaya çalıştıklarını, borçlu …’nin takipten kısa bir süre önce taşınmazı elden çıkarmasının alacaklıyı zarara uğratmak fiiline uygun olduğunu, tapudaki satış bedelleri dikkate alındığında da edimler arasında fahiş fark bulunduğunu belirterek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 277 ve devamı maddeleri.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davalı …’ın ve davalı …’ın davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun ispat edilemediği, davalılar arasında akrabalık veya başkaca bir tanıdıklık ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmakla; asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.