Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/14222 E. 2022/17168 K. 19.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14222
KARAR NO : 2022/17168
KARAR TARİHİ : 19.12.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı Türkiye İş Bankası vekili Av. … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 12/10/2015 gününde verilen dilekçe ile muvazaalı senede dayalı icra takibi nedeniyle alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair verilen 18/05/2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R

Dava TBK’nın 19. maddesine dayalı muvazaalı senede dayalı icra takibi nedeniyle alacak istemidir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne Yargıtay(Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 04/02/2020 tarihli 2016/7277 esas ve 2020/658 karar sayılı ilamında “sıra cetveline itiraz davalarında davalının alacağının gerçek olduğunu ispat etmek zorunda olmasına rağmen maaş hacizlerinde üst sıralarda bulunan alacaklar aleyhine açılan davaların genel muvazaa mahiyetinde olup genel ispat kurallarının geçerli olduğunu, mahkemece ispat yükünün davacıya yüklenerek uyuşmazlığın TBK’nın 19. maddesinde düzenlenmiş genel muvazaa ilkelerine uygun olarak çözümlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu alacağın Türkiye İş Bankası tarafından Dünya Varlık Yönetim AŞ’ye devredilmesi nedeniyle davacı tarafta taraf değişikliği yapıldıktan sonra ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Muvazaa; tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacı ile ve fakat kendi gerçek iradelerine uymayan ve aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak hususunda anlaşmalarıdır, şeklinde tanımlanabilir.
Muvazaa daha çok sözleşmenin yorumuyla ilgili olduğundan öğreti ve uygulamada kapsamlı olarak incelenmiş ve belirli kurallara bağlanmıştır. Gerek öğretide ve gerekse uygulamada muvazaa, mutlak ve nispi muvazaa olarak ikiye ayrılmaktadır: Mutlak muvazaada taraflar herhangi bir hukuki işlem yapmayı istemezler, yalnız görünüşte bir hukuki işlem için gerekli irade açıklamasında bulunurlar; nispi muvazaada ise taraflar gerçekten belli bir hukuki işlem yapmak isterler, ancak onu saklamak amacıyla, bir başka hukuki işlemin kurulduğu görüşünü yaratmak üzere irade açıklamasında bulunurlar. Yanlar, ister salt bir görünüş yaratmak için, ister başka bir sözleşmeyi gizlemek amacıyla, sözleşme yapsınlar görünüşteki sözleşme gerçek iradelerine uymadığından geçersizdir.
Somut olayda; davalı …’nun, alacağı temlik eden Türkiye İş Bankası’ndan 13/10/2014 tarihinde tüketici kredisi kullandığı, kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine Türkiye İş Bankası tarafından davalı … aleyhine Adana 8. İcra Müdürlüğünün 2015/11888 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, yapılan bu takip sırasında davalı borçlu …’nun maaşından Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2015/709 sayılı dosyasına haciz ve tahsilat yapıldığı tespit edilmiştir.
Muvazaalı olduğu iddia edilen Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2015/709 sayılı dosyasının incelenmesinde ise; 15/01/2015 tarihinde davalı borçlu … aleyhine diğer davalı … tarafından ilamsız icra takibi başlatıldığı, 80.000,00 TL asıl alacak ve 19.909,59 TL işlemiş faizi ile birlikte toplam takip miktarının 99.909,59 TL olduğu, takibin dayanağının ise 15/11/2012 tanzim ve 19/12/2012 vade tarihli 80.000,00 TL’lik bono olduğu, davalı borçlu …’nun anılan icra dosyasına sunduğu 02/02/2015 tarihli dilekçede maaşının 1.880,00 TL olduğunu ve bunun 1.650 TL’sinin haczedilmesine muvafakat ettiğini bildirdiği, bu beyan üzerine icra müdürlüğünce yazılan maaş haczi müzekkeresinin davalı borçlu … tarafından elden alındığı anlaşılmaktadır. Ayrıca dosya kapsamından davalılar … ile …’nın abla kardeş oldukları görülmektedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacının alacağının 13/10/2014 tarihinde doğduğu, davalılar arasındaki icra takibinin ise davacının alacağının doğumundan sonra 15/01/2015 tarihinde başlatıldığı, davalıların abla kardeş oldukları, davalılar arasındaki takibin dayanağının taraflar arasında her zaman düzenlenme imkanı olan bono olduğu, muvazaalı olduğu iddia edilen Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2015/709 sayılı dosyasının itiraz edilmeksizin kesinleştiği, davalı borçlu …’nun icra müdürlüğüne bizzat başvurarak almakta olduğu maaşın tamamına yakınının haczine yönelik muvafakat verdiği, bu hususun hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalıların bono düzenlenmesine sebep olan ilişkiyi ispata yarar delil sunmadıkları hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davalılar arasındaki Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2015/709 esas sayılı
dosyasında takibe konu alacağın muvazaalı olduğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda mahkemece, davalılar arasındaki Adana 11. İcra Müdürlüğünün 2015/709 esas sayılı dosyasında takibe konu alacağın muvazaalı olduğunun kabulü ile bu doğrultuda bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA. peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 19.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.