Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/14431 E. 2023/5611 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/14431
KARAR NO : 2023/5611
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/393 E., 2022/106 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki yersiz ödeme nedeniyle istirdat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; kurum emekli memur sigortalısı olan davalının, yaşlılık aylığı almakta iken 01.08.2001 tarihinde Bafra Belediye Başkanlığında 4/a kapsamında çalışmaya başladığını, davalının yaşlılık aylığının Bafra Belediye Başkanlığında işe giriş tarihi itibariyle kesildiğini belirterek davalıya haksız yere ödenen aylıklar toplamının faizi ile tahsili isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının serbest çalışan doktor olduğunu, emekli olduktan sonra muayenehane işlettiğini ve sonrasında da tıp merkezi ortağı olduğunu, ortaklık döneminde destek primi kesintisi yapıldığını, davalının kötüniyetli bir tavrı olmadığını, davalının iyiniyetli zenginleşen olduğunu ve bu sebeple de elinde kalan miktarla sorumlu olduğunu, davalının elinde kalan para olmadığını bu sebeple de sorumlu olmadığını, idarenin dava zamanaşımı geçtikten sonra dava açtığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 21.09.2017 tarih ve 2016/188 Esas, 2017/322 Karar sayılı kararı ile; “davalının emekli olduktan sonra 1999 ile 2003 yılları arasında özel muayenehanesinde, 2003 ile 2010 yılları arasında ise ortağı olduğu Özel Bafra Uzmanlar Tıp Merkezinde çalıştığı, bu sürelerde aynı zamanda Bafra Belediye Başkanlığı ile yapmış olduğu iş yeri hekimliği sözleşmesi gereğince ücret mukabilinde iş yeri hekimliği yaptığı ancak bu sözleşmenin bağımlılık unsuru içermemesi nedeniyle iş akti olarak nitelendirilemeyeceği ve davacının emekli olduktan sonra kendi nam ve hesabına çalışan statüsünde olduğu” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 14.10.2018 tarih ve 2018/2796 Esas, 2018/5911 Karar sayılı ilamı ile “Dosyanın incelenmesinde, davalının emeklilik sonrası çalıştığı kurum ve davacı SGK nezdindeki dava konusuyla ilgili bilgi, belge ve evraklar istenerek konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş oduğu” gereğine dayanılarak kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, bozma ilamına uyularak alınan 07.01.2022 tarihli bilirkişi raporu denetime elverişli kabul edilerek davanın kısmen kabulü ile, 133.467,62 TL’nin dava tarihi olan 30.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; talep olunan faizin orantısız kaldığı yönündeki Mahkeme kanaatinin yerinde olmadığını, davaya konu yersiz ödemeye ve kurum zararına davacının kendi kusuru ile yol açtığını, 5510 sayılı Yasa’nın 96/a maddesine göre aylıkların ödenme tarihlerinden itibaren işleyecek faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiğini, uyuşmazlığın kurum hatasından veya denetim eksikliğinden doğmadığını, kurumun kusurlu olduğuna dair değerlendirmeyi kabul etmemekle birlikte; mahkeme gerekçesinin yerinde olduğunun kabulü halinde dahi, davacının maaşından yersiz ödemeye konu tüm dönemlerde SGDP kesintisi yapılmış gibi, talebe konu tüm dönemler yönünden faiz talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; Anayasa Mahkemesi’nin Genel Kurulunun karar tarihi: 14.01.2021 esas: 2019/ 104 karar: 2021 / 3 sayılı kararı ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 62. maddesinin birinci fıkrası ile davanın dayanağı olan yasal hükmün Anayasa Mahkemesi kararı ile ortadan kaldırılmış olup, açılan davanın reddi gerektiğini, davalının hiçbir zaman belediyenin bağımlılığı altına girmediğini, kendi nam ve hesabına çalıştırdığı, gelir vergisini ve sosyal güvenlik destekleme primi ödediği kendi özel muayenehanesini kapatmadığını ve belediyenin hakimiyeti altına girmediğini, belediyece tahsis edilen bir yerde hizmet vermediğini, davalı ile Bafra Belediyesi arasında yapılan sözleşmenin gerçek anlamda hizmet sözleşmesi sayılamayacağını, müvekkil davalının İyi niyetli olduğunu, faiz sorumluluğunun kapsamına ilişkin olarak; ödemeleri davalının kasıtlı veya kusurlu davranışlarından mı doğduğu, yoksa kurumun hatalı işlemlerinden mi kaynaklandığı belirlenerek 96’ncı madde hükmüne göre uygulama yapılması gerektiğini, davalının Emekli Maaşından yıllardan beri davacı Kurum tarafından kesinti yapılmakta olup, davacı Kurumdan müvekkil davalının emekli maaşından yapılan kesintilerin istenerek, gerekli mahsup işleminin yapılması gerektiğini, urumu yanıltmayan ve kurumun ihmali sonucu kendisine yaşlılık aylığı bağlanan kişinin yersiz ödemeden doğan iade borcu belirlenirken; o kişinin iyi niyetli olduğu ve yaşamını devam ettirebilmek için aylıkları tükettiği dikkate alınması gerektiğini, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada 10 yıllık süre için hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, 5434 sayılı Kanun’un 121. maddesinde hatalı işlemlerin düzeltildiği tarihten geriye doğru hesap edilecek beş yıllık tutarın tahsil edileceği belirtildiğinden borç çıkarma işlem tarihinden geriye doğru beş yılı aşan kısım için davalı adına borç çıkartılmasında hukuka uyarlık bulunmadığını, 5434 sayılı Kanun’un Ek-I1 maddesinde; emekli iken tekrar çalışmaya başlayanların çalışmalarının işveren tarafından kuruma bildirilmesi gerektiği düzelenmekle bildirim yükümünün müvekkil davalıda olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporu hüküm vermeye ve denetime elverişli olmamasına rağme, yerel mahkemece 07/01/2022 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, emekli olarak davacı kurumdan yaşlılık aylığı almakta olan davalı doktorun, belediye bünyesinde hizmet akdine bağlı çalışmalarını bildirmeyerek aylıkları almaya devam etmesi nedeniyle davacı kurum tarafından yersiz ödenen aylıkların istirdadı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu’nun (mülga) Geçici 4 üncü maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96 ncı maddesi, 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun’un 30 uncu maddesi

3. Değerlendirme
1. Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm ve davacının aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dosya kapsamından, davacı kurumda emekli memur sigortalısı olan davalının yaşlılık aylığı almaktayken Belediye Başkanlığında 4/a kapsamında iş akdine bağlı çalışmaya başladığının tespit edilmesi üzerine tahsis edilen ve ödenen haksız aylık toplamı olan 135.290,91 TL’nin her bir aylığın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilinin talep edildiği, mahkemece sigorta hukuku alanında uzman bilirkişiden alınan 07.01.2022 tarihli bilirkişi raporuyla, 25.10.2001-25/10/2011 yılları arasında davacı kurum tarafından davalıya yapılan ödemelerin 133.467,02 TL olduğu işbu ödemelere ilişkin, ödeme yapılan tarihten 25.10.2011 tarihine kadar işlenmiş faizin 70.240,03 TL olduğunun rapor edildiği, mahkemece davalının belediyeye vermiş olduğu hizmetin hukuki niteliği değerlendirildiğinde; davalı ile belediye arasında hizmet sözleşmesi yapıldığı, davalının işçi olarak çalıştığı bu bağlamda 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun’un 30 uncu maddesinin 2 nci fıkrasına göre davalının Bafra Belediyesinde hizmet akdi kapsamındaki çalışmasının emeklilik aylıkları kesilmeksizin çalışmasını engellediği, kanunu bilmemek mazeret sayılmayacağından, bildirim yükümülüğünü yerine getirmeyen başvurucunun kusurlu bulunduğu, bu sebeple davalı kurumca yapılan ödemelerin tahsil edilebileceği, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96 ıncı maddesinin (a) bendi uyarınca davacı kurumun hatalı işlemin tespit tarihinden itibaren geriye dönük 10 yıllık sürede yapılan ödemeleri talep hakkının olduğu, faiz konusunun değerlendirilmesinde ise Sosyal Güvenlik Destek Primi kesen davacı kurumun kesintinin 5335 sayılı Yasa kapsamında kalıp kalmadığını tespit görevi olduğundan ve bu görevi yerine getirmediğinden kusurlu olması sebebi ile yersiz ödenen paranın faizinin talep edilmesinin orantısız olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 133.467,62 TL’nin dava tarihi olan 30/05/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 96 ıncı maddesinin “a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,…” aynı Kanun’un 4 üncü paragrafı ile; “itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.” şeklinde düzenleme yapılmış olması ve davacı kurum tarafından yapılan her bir yersiz ödemenin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsili yönünde talepte bulunulması karşısında, mahkemece yersiz gerekçeyle belirlenen asıl alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesi doğru görülmemiş, usul ve yasaya aykırı olan kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin tüm ve davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeple davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın BOZULMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,

26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.