Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/15522 E. 2023/5868 K. 03.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/15522
KARAR NO : 2023/5868
KARAR TARİHİ : 03.05.2023

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1259 Esas 2022/1281 Karar
HÜKÜM/KARAR : Ret – Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİH : 28.05.2019
SAYISI : 2018/521 Esas 2019/658 Karar

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların murisinin sürücüsü olduğu ve davacı …’ın yolcu olarak bulunduğu davalıya sigortalı araç ile 10.06.2014 tarihinde yaptıkları tek taraflı kaza neticesinde sürücünün vefat ettiğini, davacının ise yaralandığını, murislerinin ölümü nedeni ile eş…ve çocuk …’ın destekten yoksun kaldıklarını beyan ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ve sonradan artırılmak üzere şimdilik davacı eş … için 1.000,00TL, davacı çocuk … için 1.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 25.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davacı … için şimdilik 500,00 TL daimi maluliyet tazminatının temerrüt tarihi olan 25.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan talep etmiştir. Davacı vekili 28.03.2019 tarihinde davacı … için maluliyet tazminatı ve destekten yoksun kalma tazminatı bakımından toplam 356.685,46 TL, davacı … için 101.615,61TL destekten yoksun kalma tazminatı olarak dava değerini artırmıştır.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; sürücünün kendi kusuruyla meydana gelen kazada vefat ettiğini, davacılar lehine tazminata hükmedilmesinin doğruluk ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, üçüncü kişiler üzerinden yansıma yoluyla meydana gelen zararın işletenden ve sigortacıdan istenemeyeceğini, bu nedenle destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin kabul edilemeyeceğini, davacı …’ın sürekli sakatlık tazminatı yönünden şirketlerine dava öncesi yapılan başvuru neticesinde tedavi evraklarının medikal ekspere incelettirildiğini, inceleme raporuna göre davacının sakatlığının olmadığı yönünde görüş bildirildiğini, sürekli sakatlık tazminatının reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davaya konu aracın davalı nezdinde trafik sigorta poliçesi ile 06.12.2013-2014 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, sakatlanma veya ölüm halinde kişi başı azami sorumluluk limitinin kaza tarihinde 268.000,00 TL olup araç sürücüsünün kusur oranında ve oluşan zarar nispetinde sorumluluklarının bulunduğunu, davacının gelirinin somut belgelerle ispatlanması gerektiğini, sigortacı yönünden sigorta bedeli ödeme yükümlülüğünün belgelerin eksiksiz ve yeterli ibrazından itibaren 8 iş günü olduğunu, başvuru olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren talebin muaccel hale geleceğini, yasal faiz talep edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “sürücü …’ın sevk ve idaresindeki aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi neticesinde ölümlü ve yaralamalı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın oluşumunda sürücünün %100 kusurlu olduğunu, poliçenin incelenmesinde davalıya 06.12.2013 – 06.12.2014 tarihleri arasında sigortalı olduğu ve 268.000,00 TL teminat bulunduğunu, alınan kusur raporu ile müteveffa sürücünün tam ve asli olarak kusurlu bulunduğunu, davacı Sevginin maluliyetinin tespiti maksadı ile Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana bilim Dalı tarafından sunulan raporda, davacının söz konusu kaza nedeni ile olay tarihindeki yaşına göre %8.1 oranında, rapor tarihindeki yaşına göre ise %9 oranında maluliyetinin olduğunun belirlendiğini, aktüerya hesaplaması neticesinde davacı …’ın 274.288,63 TL, davacı …’ını 101.615,61 TL destek tazminatına hak kazandıklarını, davacı Sevginin maluliyeti nedeni ile toplam 91.997,87 TL tazminat hesaplaması yapıldığını, poliçeye göre kişi başıı sakatlık ve ölüm teminatı 268.000,00TL, kaza başı ise ölüm teminatının ise 2.680.000,00TL olduğu, destekten yoksun kalma tazminatının diğer bir kişi belirlenen 268.000,00 TL’lik ölüm teminatı içinde değerlendirilmesi gerektiğini, davacıların toplam destek tazminat miktarının 375.904,24 TL olduğu ve teminat limitini aştığı bu nedenle 268.000,00TL teminat miktarın davacılara garame hesabına göre dağıtılması gerektiğini, davacı … için 195.553,40 TL, davacı … için 72.446,60 TL destek tazminatı olacağını, her ne kadar kazada müteveffanın %100 kusuru bulunsa da sigorta genel şartları ve yargıtay uygulamaları gereğince zarar gören 3. kişi sıfatıyla poliçe kapsamında destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilecekleri” gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davacı … için 90.691,04 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 16.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, geçici iş göremezlik tazminatı talebinin ise reddine karar verildiği, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı taleplerinin kısmen kabulüne sigorta limiti ve garame hesabına göre davacı … için 195.553,40 TL, davacı … için 72.446,60 TL destek tazminatının 16.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; sürücünün kusuru ile ölümüne sebep olduğu kaza nedeni ile davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep edemeyeceklerini, davacının ibraz ettiği maluliyet raporunu kabul etmediklerini Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, kendileri tarafından alınan medikal raporun irdelenmediğini beyan etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ” davacı tarafından alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde geçerli Yönetmelik olan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik hükümlerine göre tanzim edildiğini ve karara esas alınmasında isabetsizlik olmadığını, davacı …’nin kazada zararın artmasına etken davranışına dair dosyaya delil ibraz edilmediğini, aracın şarampole yuvarlanmasına rağmen araçtan fırlama olmadığını, davalınında bu hususu istinaf aşamasında dile getirdiğini, murisin hayatını kaybettiğini 10.06.2014 tarihli kazanın eski 12.08.2003 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre belirleneceğini, 2918 sayılı yasanın 92/g maddesinde belirtilen nedenler dışındakilerin teminat kapsamında olduğunun kabul edildiğini, kaza tarihi ve poliçe tarihi esas alınarak Yargıtayın istikrar kazanan uygulamasına göre, davacı yanın ölenin salt mırasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatı ile dava açtığını, ölüm nedeni ile doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağını, dolayısıyla araç sürücüsü ve işletenin tam kusurlu olmalarının davacıları etkilemeyeceğini, alnan tazminat raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu” gerekçeleri ile davalının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerle kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı … tarafından karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası (…) poliçesi ile teminat altına alınan, desteğin sürücüsü olduğu aracın 10.06.2014 tarihli trafik kazası sonucu destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli iş göremezlik talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53 ve 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 352 nci maddesinin 1. Fıkrasının b bendi

3. Değerlendirme
I. Davacı … yönünden;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere; davalı tarafından düzenlenen … poliçesini 06.12.2013-06.12.2014 vadeli olduğu ve davaya konu kazanın 10.06.2014 tarihinde gerçekleştiği, kaza ve poliçe tarihi itibari ile davalının sorumluluğu 12.08.2003 tarihli ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre belirleneceğinden, 01.06.2015 tarihli yeni … Genel Şartları’nın yürürlüğünden önce meydana gelen trafik kazalarındaki ölümler bakımından, HGK’nın 15.06.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK’nın 22/02/2012 gün 2011/17-787 Esas – 2012/92 Karar, HGK’nın 16.01.2013 gün ve 2012/17-1491 Esas – 2013/74 Karar sayılı ilamlarında vurgulandığı üzere, davacının talebinin ve iddia ettiği zararın ölenin mirasçısı sıfatına değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatına dayanmış olmasına, dosyaya ibraz edilen maluliyet raporunun her ne kadar kaza tarihi itibari ile geçerli olmayan Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlendiği belirtilmiş ise de maluliyet raporunun incelenmesinde kaza tarihi itibari ile geçerli Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik eki cetvellerinin kullanıldığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin davacı … için aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

II. Destekten yoksun kalma tazminatına esas zararın tespitinde, destekten yoksun kalanlara, ölenin sağlığında sağlamış olduğu/olacağı yardımın miktarı doğru şekilde belirlenmelidir.

1.Dairemizin yerleşik uygulamasına göre; desteğin çocuğu yok ise gelirini eşi ile eşit paylaşacağı kabul edilerek gelirden destek ile eşin %50’şer pay alacağı; desteğin çocuğu var ise destek ile eşin 2’şer, her bir çocuğun 1’er pay alacağı; desteğin eşi, çocuğu, ana ve babası var ise destek ile eşin 2’şer, çocuklar ile ana ve babanın 1’er pay alacağı kabul edilmektedir. Türk aile yapısıyla da uyumlu olan bu sistemde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri (özellikle çocuklar) arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, azaldıkça gelirden alınacak pay artmaktadır.

2.Yine istikrarlı uygulamamız gereğince; çocukların pay dağılımından çıkması durumunda, bu çocuğun payı destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılmakta, ana ve babaya verilmemektedir. Ana ve babadan birinin pay dağılımından çıkması hâlinde ise payı diğerine aktarılmakta, ana ve baba ile çocukların tamamının pay dağılımından çıkması durumunda ise desteğin gelirini eşi ile eşit paylaşacağı varsayımı ile gelirden destek ile eşin %50’şer pay alacağı kabul edilerek tazminat hesaplanmaktadır.

3. Mahkemece hükme esas alınan 20.02.2019 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, müteveffanın destek tazminatı hesabı yapılırken; desteğin anne ve babasına pay ayrılmadığı, desteğin tüm gelirini eşi ve çocuğu ile paylaşacağı varsayımı ile hesaplama yapıldığı görülmektedir. Raporda 2014-2036 yılları arası için gelirin 2/5 desteğe, 2/5 eşe, 1/5 çocuğa verildiği, 2037-2050 yılları arası için ise gelirin 1/2 ‘sinin desteğe, 1/2’sinin ise eşe verildiği anlaşılmaktadır. Destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş, çocukları ile sağ olan ana ve babasına ayıracağı varsayıldığından destekten yoksun kalanlardan bir kısmının destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmadığı durumda, talepte bulunmayan kişilerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir.

2. Bu durumda; destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmayan ve sağ olan anne ve babanın payı ayrılarak destek paylarının belirlenmesi, daha sonra Dairemizin yerleşik uygulamaları ile belirlenen ve yukarıda ifade olunan destek payları esas alınmak suretiyle bilirkişiden ek rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi maksadı ime ak rapor alınması gerektiğinden, kararın davacı … yönünden bozulmasına karar verilmiştir.

III. Davacı … Yönünden;
Miktar ve değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, HMK’nın 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde, anılan Kanunu’nun 366 ncı maddesi atfıyla 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz delikçesinin reddine karar vermek gerekir.

HMK’nın 362/1.a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 Sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen ek 1 inci maddesinde öngörülen yeniden değerleme oranı da dikkate alındığında 2022 yılı için 107.090,00 TL’dir

Anılan kural gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 107.090,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir.

Somut olayda dava dilekçesinde, davacı … için 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmiş, 28.03.2019 tarihinde talep 101.615,61 TL olarak ıslah edilmiştir.

İlk derece mahkemesi davacı … için 72.446,60 TL destekten yoksun kalma tazminatına karar vermiş, kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.

Bu karara karşı davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.

Somut olayda; ihtiyari dava arkadaşı olan davacılar yönünden temyiz sınırı her bir dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenecektir. Aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunan davacı … yönünden davalı aleyhine hükmedilen ve temyize konu edilen miktar, yukarıda belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında kaldığından, davalı vekilinin davacı …’a yönelik temyiz dilekçesinin HMK’nın 362/1-(a) maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.

KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2 .Değerlendirme bölümünün (I) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin, davacı … yönünden diğer temyiz itirazlarının REDDİNE

3. Değerlendirme bölümünün (II) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davacı … yönünden temyiz dilekçesinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

4. Değerlendirme bölümünün (III) nolu bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin davacı … yönünden miktardan REDDİNE,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.05.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.