Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/15586 E. 2023/1208 K. 06.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/15586
KARAR NO : 2023/1208
KARAR TARİHİ : 06.02.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi

Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı … İnş Nak. Ltd. Şti.’nden alacaklı olduğunu, alacakla ilgili Konya 6. İcra Müdürlüğünün 2011/5864 sayılı dosyası üzerinden takip yaptıklarını, davalının borcu karşılayacak yeteri kadar malı bulunmadığını, aciz durumda bulunan davalı ile ilgili yaptıkları araştırma sonucunda davalının dava konusu taşınmazlarını diğer davalılara devrettiğini belirterek yapılan tasarrufların İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar … ve … vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın hukuka uygun olmadığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazın mülkiyetini devralmada kötü niyetli olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 29.12.2017 tarihli ve 2017/479 Esas, 2017/885 Karar sayılı kararı ile dava konusu edilen taşınmazlardan bir kısmı yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer dava konusu taşınmazlar yönünden ise; davalıların kötü niyetli olduklarına yönelik herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı, taşınmazın tapu satış senedindeki değeri ile gerçek rayiç değer arasındaki farkın tek başına muvazaanın varlığına yeterli sayılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 15.03.2021 tarihli ve 2019/2219 Esas, 2021/2709 Karar sayılı ilamı ile;
“..
Dava konusu taşınmazlardan Konya İli- Selçuklu İlçesi- Dikilitaş Mah.-16403 Ada-12 Parsel- A
Blok-Zemin Kat- No:2- bağımsız bölüm davalı borçlu … İnş.Ltd.Şti.adına kayıtlı iken 26/05/2011 tarihinde davalı 3.kişi …’a, davalı 3. kişi … tarafından da 10/06/2011 tarihinde davalı 4.kişi …’e devredilmiştir. Konya İli- Selçuklu İlçesi- Dikilitaş Mah.-16403 Ada-12 Parsel- C Blok- 1. Kat- No:4-bağımsız bölüm 26/05/2011 tarihinde davalı 3.kişi …’a, … tarafından da 01/06/2011 tarihinde davalı 4.kişi … Çılgı’ya devredilmiştir. Konya İli- Selçuklu İlçesi- Dikilitaş Mah.-16403 Ada-12 Parsel- A Blok-Zemin Kat- No:4-bağımsız bölüm 26/05/2011 tarihinde davalı 3.kişi …’a, … tarafından da 01/06/2011 tarihinde davalı 4.kişi …’e devredilmiştir. Davanın bu taşınmazlar için davalı 4.kişiler …, … Çılgı ve … yönünden reddi doğru ise de; davalı borçlu … İnş. Ltd. Şti.’nin yetkili ortağı …’in davalı 3.kişi …’ın kuzeni olduğu belirtilmiş olup; mahkemece bu kişilerin nüfus kayıtlarının getirtilerek, akrabalık bağının tespitinden sonra davalı 3.kişi …’ın davalı borçlu … İnş. Ltd. Şti.’nin İİK. 280. madde kapsamında alacaklıya zarar verme kastıyla taşınmazlarını sattığını bilebilecek kişilerden olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre İİK’nın 283/2. maddesi uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişi …’ın dava konusu bu taşınmazları elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle(davacının alacak ve ferileriyle sınırlı olmak üzere) sorumlu tutulması düşünülerek karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
Öte yandan; İİK’nun 280/son fıkrasında; ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edildiği, bu karinenin, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğinin veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunun ispatla çürütülebileceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda dava konusu Konya İli- Selçuklu İlçesi- Dikilitaş Mah.-16403 Ada-12 Parsel- A Blok-Zemin Kat- No:2- bağımsız bölümün tapuda pide fırını olarak, Konya İli- Selçuklu İlçesi- Dikilitaş Mah.-16403 Ada-12 Parsel- A Blok-Zemin Kat- No:4-bağımsız bölümün ise dükkan olarak göründüğü anlaşıldığından bu taşınmazların devrinin İİK 280/3 gereğince ticari işletme devri olup olmadığı hususu da karar yerinde tartışılmadan faaliyet ile ilgili gerekli araştırma yapılmadan davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.” gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile UYAP sistemi üzerinden yapılan araştırma sonucu borçlu … İnş. Ltd. Şti. ortağı … ile davalı … arasında herhangi bir akrabalık bağının bulunmadığı, davalı 3. Kişi …’ın davalı borçlu … İnş. Ltd. Şti.’nin İİK’nun 280. Maddesi kapsamında alacaklıya zarar verme kastıyla taşınmazlarını sattığını bilebilecek kişilerden olmadığı, diğer taraftan dava konusu edilen Konya İli, Selçuklu ilçesi, Dikilitaş Mh. 16403 ada 12 parsel numaralı taşınmaz üzerindeki yapılardan A Blak Zemin Kat 2 bağımsız bölümün tapuda pide fırını olarak, Konya İli, Selçuklu ilçesi, Dikilitaş Mh. 16403 ada 12 parsel numaralı taşınmaz üzerindeki yapılardan A Blak Zemin Kat 4 bağımsız bölümün dükkan olarak kayıtlı olmasına rağmen boş durumda olup kapalı olduğu, İİK’nun 280/son maddesi gereğince ticari işletme devri niteliğinde olduğu hususunun tespit edilemediği, davacı tarafından da gerek davalı 3. Kişi …’ın davalı borçlu … İnş. Ltd. Şti.’nin alacaklılarına zarar verme kastıyla hareket ettiğinin, gerekse ticari işletme devri olduğu hususun da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozmadan önce davalılar …, … ve … yönünden dava reddedilerek müvekkili aleyhine vekalet ücreti takdir edildiğini, yerel mahkemece sayılan davalılarla ilgili bozmadan sonra karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmişse de yeniden aleyhe vekalet ücreti takdir edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle sayılan davalılar açısından yeniden aleyhe vekalet ücreti verilmesi yönünden kararın bozulması gerektiğini, 26.05.2011 tarihinde borçlu davalı şirketin malvarlığını oluşturan, adına kayıtlı 9 adet taşınmazdan 4 tanesini … İnş. Otom. Nak. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne devrettiğini, diğer 5 tanesini ise … adlı şahsa devrettiğini, … tarafından da bedel farkı ile davalı 4.kişilere devredildiğini, devirlerin mal kaçırmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali hükümleri.

3. Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene davacıya yükletilmesine ,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.