YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1757
KARAR NO : 2022/13688
KARAR TARİHİ : 02.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine dair verilen kararın temyizi davalı … vekili ve davalı … ve … vekili tarafından istenilmekle, dosyadaki kağıtlar okundu gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, asıl davada; davalı … ve …’dan alacaklı olduğunu, davalı borçlular aleyhine icra takipleri yapıldığını, açılan takibin iptali davalarının reddedildiğini, davalı borçluların acz halinde olduğunu, Mersin İli, …. İlçesi, …. Mah. 565 ada, 97 parselde kayıtlı gayrımenkulün önce …’e ondan da …’a devredildiğinin tespit edildiğini, beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada da aynı gayrımenkul yönünden farklı icra dosyalarındaki alacaklar için tasarrufun iptali talep edilmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu gayrımenkulün davalı borçlular tarafından 22.09.2011 tarihinde davalı …’a satış yoluyla intikal edildiği, … tarafından da 22.11.2011 tarihinde Davalı …’ya satıldığı, davalı … ve … tarafından 1. sulh hukuk mahkemesine mirasın reddi davası açıldığı yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği, davalı … ve …’un kötü niyetli olarak mirasın aktifini kabul ettikleri, İİK 277 vd maddelerine göre borçlu muris …’ın mirasçıları tarafından hacizden önce borcun doğumundan sonra dava konusu Mersin ili … ilçesi …. mahallesi,… Caddesi 565 ada 97 parselde bulunan taşınmazın devredildiği, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın tasarruf tarihindeki değerinin 111.695,00 TL olduğu, toplanan deliller, takip dosyaları, tapu kayıtları ve dosya içeriğine göre davalılar … ve …’un mal varlığını borçlarına yetmeyen borçlu murislerine ait miras yolu ile intikal eden taşınmazı alacaklı şirkete zarar vermek kastı ile diğer davalıya sattıkları, resmi senetteki bedelle tasarruf tarihindeki bedel arasında mislini aşan fark bulunduğu, davacı şirketin davasında haklı olduğu gerekçesiyle davanın, asıl ve birleşen davada davalılar …, … ve … yönünden kabulüne, kötü niyeti ispat edilemediğinden davalı … yönünden reddine, 111.695,00 TL ve 101.833,00 TL tazminatın asıl ve birleşen davaya konu icra dosyalarındaki alacak ve ferilerini geçmemek üzere davalılar …, … ve ….’dan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı … vekili ve davalı borçlular vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bir davada taraflarca ileri sürülen maddi olguların hukuki değerlendirilmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hakimin doğrudan görevidir. HMK’nın 33. maddesine göre hakim, Türk Hukukunu resen uygulamak zorundadır. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, nitelemeyi yapıp hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.
Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278,279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, Mahkemece hem TBK 19. maddeye hem de İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak gerekçe belirtilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.
Davacının dava dilekçesinde İİK 277 ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptalinin talep edildiği görülmüştür. Eldeki davanın tasarrufun iptali davası olarak açılmış olması ve talebin TBK 19. maddesi gereği muvazaaya dayalı iptal davası olarak görülmesi için usulüne uygun ıslah bulunmaması nedeniyle davaya İİK 277 ve devamı maddelerine göre tasarrufun iptali davası olarak bakılması ve ona göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Kabule göre;
a) Davacı dosyaya 2013/1608 sayılı takip dosyasından borç ödemeden aciz belgesi ibraz etmiştir. Dava dilekçesi ve dosya içerisinde yer alan icra dosyaları ve belgeler incelendiğinde iş bu aciz belgesinin dayanak hangi icra dosyasına ait olduğu anlaşılamamıştır. Mahkemece iş bu belgenin hangi dosyadan alındığı araştırılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir.
b) Mahkemece asıl ve birleşen davalar yönünden, dava konusu gayrımenkulün iyi niyetli 4. kişiye devredilmesi sebebi ile davalı … ve davalı borçluların asıl dosyada 111.685,00 TL, birleşen dosyada ise 101.833,00 TL tazminat ile sorumlu tutulmalarına karar verilmiştir. Tazminat miktarı, davalı 3. kişi … tarafından davalı 4. kişiye devredildiği tarih olan 22.11.2011 tarihi itibari gayrımenkulün gerçek değeri belirlenerek iş bu bedelden (asıl ve birleşen davaların konusu aynı gayrımenkul olması sebebi ile) tahsilde tekerrür olmamak ve gayrımenkulün gerçek değerini aşmamak, dava konusu icra dosyasındaki alacak ve ferileri de sınırlı olmak kaydı ile davalı 3. kişinin sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken ve talebin tazminat istemine dönüşmesi halinde borçlu davalı hakkında zaten devam eden bir icra takibinin bulunması nedeniyle sadece taşınmazı elden çıkaran kötü niyetli 3. kişi konumundaki davalının( …) tazminata mahkum edilmesi gerekirken borçlu davalının da tazminata mahkum edilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı … vekilinin ve davalı borçlular vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin ve davalı borçlular vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı davalı … vekilinin ve davalı borçlular vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar …, … ve …’a geri verilmesine 02.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.