Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/1884 E. 2022/15562 K. 28.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1884
KARAR NO : 2022/15562
KARAR TARİHİ : 28.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

K A R A R

Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 14.01.2019 tarih, 2018/213 Esas ve 2019/18 Karar sayılı ilamında özetle; vergi mükellefi olarak işyeri işleten ve Vodafone A.Ş’nin bayiliğini de yapan desteğin gelirinin saptanması için; ilgili Vergi Dairesi’ne ve SGK’ya müzekkere yazılıp vergi kayıtları ve SGK kayıtlarının getirtilmesi, bu belgeler ile desteğin işlettiği işletmeye ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde, desteğin gelirinin belirlenmesi konusunda mali müşavir bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılması; Vodafone A.Ş’nin ticari kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp desteğin kaza tarihine yakın zaman diliminde, adı geçen şirketten elde ettiği bayilik kazancı tutarı yine cep telefonu ve aksesuarı ile iştigali tespit edilirse şahsi katkısının da değerlendirilerek belirletilmesi; anılan tüm bu araştırmaların sonuçları dahilinde gerçek gelirin net biçimde saptanmasından sonra, daha önce rapor düzenleyen bilirkişiden, tazminat hesabı konusunda ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; (taleple bağlı kalınarak) davanın kabulü ile 200.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının 27.01.2012 tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına; özellikle, 2918 sayılı KTK’nın 109/2. maddesi gereği geçerli olan uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde davanın açılıp ıslahın yapıldığı dikkate alındığında, bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmemesine göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen diğer bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan ölüm nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı taraf, desteğin sağlığında cep telefonu ile aksesuarları satımı ve Vodafone bayiliğini yaptığı dükkanı işletip gelir elde ettiğini iddia ederek tazminat talebinde bulunmuş; mahkeme ilk hükmüne esas alınan ve asgari ücretin 3,36 katı gelir üzerinden hesaplama yapılan aktüer raporundaki gelire ilişkin incelemenin eksik olduğu gerekçesiyle, karar bozulmuştur. Bozmaya uyan mahkemece, mali müşavir bilirkişiden alınan 27.08.2021 tarihli raporda, desteğin Vodafone bayiliğinden 3.000,00 TL ve ticari satışları nedeniyle de aynı miktarda gelir elde edeceği, kendi işinde fiilen çalışması nedeniyle şahsi katkısının %20 oranında olacağı kabul edilerek tespit edilen 7.200,00 TL’den vergi ve masrafların düşülmesiyle belirlendiği belirtilen aylık net kazancın 5.184,00 TL olacağı yönünde görüş bildirilmiş; aktüer bilirkişi tarafından, bildirilen bu gelirin, asgari ücretin 7,73 katı olduğu saptanarak bu gelir üzerinden tazminat hesabı yapılmıştır.
Davacı desteğinin, vergi mükellefi olarak cep telefonu satışı ve Vodafone bayiliği yapıp kazanç elde ettiği dosya kapsamı ile sabit olmakla birlikte, kazadan önceki yıla (2010) ait vergi kayıtlarında, desteğin yıllık gelirinin 11.546,05 TL olduğu da dikkate alındığında, aylık gelirinin 5.184,00 TL olarak tespitine ilişkin mali müşavir raporundaki tespitlerin, dosya kapsamına uymadığı açıktır. Desteğin işlettiği dükkanın vergi kaydının, ölüm nedeniyle son bulduğu gözetilerek, işletmenin miras yoluyla davacıya intikal edeceği de gözetildiğinde, tazminata esas gelirin belirlenmesinde, desteğin kişisel yetenek ve emeğinin gelire katkı oranının saptanması ve bu bedelin hesaba esas alınması gerekeceği açıktır. Mahkeme tarafından bu hususta herhangi bir irdeleme ve araştırma yapılmadan, mali müşavir bilirkişinin belirlediği aylık gelir üzerinden hesaplanan tazminatın hüküm altına alınması, eksik inceleme niteliğindedir.
Bu durumda mahkemece; desteğin vergi mükellefi olarak yürüttüğü işe ilişkin işletmenin faaliyetlerinin devamı için desteğin kişisel katkısının (teknik bilgi birikim gerektirip gerektirmeyeceği ve desteğin yerine çalıştırılabilecek vasıftaki kişiye ödenecek ücret kadar olmalı) belirlenmesi ve bu katkı oranındaki gelirin tazminat hesabına esas alınması gerektiğini gözetmeyen rapora göre karar verilmesi doğru olmamıştır.
3-Mahkemece verilen ilk hükmün, davacı ve davalı vekili tarafından tazminat hesabına esas alınan gelirin belirlenmesi bakımından temyiz edildiği ve Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi tarafından, gelir tespitine ilişkin her iki tarafın temyiz itirazları kabul edilip, hükmün iki taraf yararına bozulduğu; bozma öncesi hükme esas alınan aktüer raporunun diğer unsurları bakımından herhangi bir temyiz ve bozma olmadığı için, hesaba esas alınacak gelir dışındaki yönlerden tazminat hesap biçiminin kesinleştiği görülmektedir. Bu nedenle; mahkeme ilk hükmüne esas alınan aktüer raporunda, bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi bakımından PMF 1931 Yaşam Tablosu kullanıldığından, yapılacak yeni hesaplamada da PMF Yaşam Tablosu’nun kullanılması gerektiğini dikkate almayıp, TRH Yaşam Tablosu’na göre ve progresif rant tekniği kullanılarak hesaplamanın yapıldığı 11.10.2021 tarihli aktüer raporu hatalıdır.
Diğer yandan; yukarıda da açıklandığı üzere, mahkeme ilk hükmüne esas alınan aktüer raporunun aktif ve pasif devre belirlemesi yapılan sürelerine ilişkin de temyiz ve bozma olmadığı için, desteğin aktif ve pasif devresi olarak tespit edilip kesinleşen sürelere göre hesaplamanın yapılması gerektiği açıktır. Temyize konu hükme esas alınan 11.10.2021 tarihli aktüer raporunda, davaya konu kaza tarihinde 61 yaşında olup, gelir getirici işte çalışmaya devam ettiği için aktif devresi süren desteğin, muhtemel ömür süresi olan 16 yıl 10 ay 29 günlük bakiye ömür süresinin tamamı için aktif devrede olacağı kabul edilerek hesaplamanın yapıldığı görülmektedir. Halihazırda aktif devrede olsa dahi, 61 yaşında olan desteğin kalan ömrünün tamamında çalışıp aktif devre gelirini elde edeceği varsayımı, hayatın olağan akışına uygun bulunmadığı gibi Dairemizin yerleşik uygulamalarına da aykırıdır. Bu yönü gözetmeyen ve muhtemel yaşam süresinin tamamı için aktif devredeki gelir üzerinden hesaplama yapan rapor, hükme esas alınabilir nitelikte değildir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle; desteğin şahsi katkısına ilişkin belirlemeyle gelirin tespitinden sonra, PMF Yaşam Tablosu kullanılarak ve mahkeme ilk hükmüne esas alınan 02.03.2015 tarihli aktüer raporundaki gibi desteğin aktif-pasif devresi belirlenmek suretiyle tazminatın hesaplanması için, başka bir aktüerya uzmanından rapor alınıp karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
4-Mahkemenin bozmadan önceki ilk kararında, hükmedilen tazminata 21.02.2012 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verildiği; kararın, temerrüt faiz türü ve faiz başlangıç tarihi bakımından temyiz edilmediği; bu itibarla, anılan yönlerin kesinleştiği dikkate alınmadan, faiz türünün değiştirilip avans faizine karar verilmesi ve faiz başlangıç tarihinin de değiştirilip (daha önceki tarihe çekilip) 27.01.2012 olarak belirlenmesi, davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakları ihlal edici nitelikte olduğundan, doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer tüm temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA;
peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 28.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.