Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/1983 E. 2023/7046 K. 25.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/1983
KARAR NO : 2023/7046
KARAR TARİHİ : 25.05.2023

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/56 E., 2022/68 K.
SAYISI : 2022/İHK-2065
HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulüne / İtirazın Reddine
SAYISI : K-2021/153307

Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince itirazın reddine karar verilmiştir.

… kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 14.06.2018 tarihinde davacının yolcu olduğu araç ile davalıya trafik sigortalı aracın karıştığı çift taraflı kazada davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere; 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesiyle sürekli iş göremezlik talebini 160.156,28 TL’ye, geçici iş göremezlik talebini 7.214,04 TL’ye artırmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; maluliyet oranının hatalı olduğunu, yapılan ödeme ile borcun sona erdiğini, müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. … KARARI
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile maluliyet raporunun kaza tarihinde geçerli yönetmeliğe uygun olduğu, tazminatın aktüer bilirkişice usulünce belirlendiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 160.156,28 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 7.214,04 TL geçici iş göremezlik tazminatının 16.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ
A. İtiraz Yoluna Başvuranlar
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur.

B. İtiraz Sebepleri
Davalı vekili itiraz dilekçesinde; mevzuata uygun maluliyet raporu ile başvuru yapılmadığından başvurunun usulden reddi gerektiğini, sigorta şirketinin kusur oranında sorumlu olduğunu, yeniden bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, maluliyet raporunun tek taraflı olup şekil ve esas bakımından kaza tarihinde geçerli yönetmeliğe göre düzenlenmediğini, davacıda psikolojik araz oluştuğuna dair yeterli inceleme yapılmadığını, yapılan ödeme ile borcun sona erdiğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, davacının rapor tarihindeki yaşı dikkate alınarak hesap yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatının teminat dışında olduğunu, davacının emniyet kemeri takmamasının sonuca etkisi tartışılarak müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ıslah dilekçesi tebliğ edilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığını, ıslah edilen kısma ıslah tarihinden itibaren yasal faiz hükmedilmesi gerektiğini, davacı lehine tarifeye göre belirlenen ücretin 1/5’i oranında vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
… yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile usulüne uygun başvuru yapıldığı, mauliyet raporunun bilimsel ve denetime elverişli olduğu, hesap raporunun usul ve denetime elverişli olup hata içermediği, kusur oranlarının yasal dayanakları ile belirlendiği, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminatı kapsamında olduğu, davacının müterafik kusuruna ilişkin delil bulunmadığı, HMK gereği ıslah dilekçesi tebliği gerekir ise de karar tebliği ile davalı tarafın ıslaha muttali olduğu itiraz etmekle ıslaha karşı mümkün itirazlarını ileri sürdüğü, gerekli değerlendirmenin kararları ile yapıldığı, usuli eksikliğin sonuca etkili olmadığı, belirsiz alacak talebi ile temerrüdün oluştuğu tarihten itibaren tüm alacak için temerrüt tarihinen itibaren faiz istenebileceği, vekalet ücretinin Kanun ve Tarifeye uygun olduğu gerekçesiyle, itirazın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; … kararına karşı yaptığı itiraz başvurusuna konu ettiği nedenlerden ıslah dilekçesinin tebliğ edilmediği hususu hariç olmak üzere aynı nedenlerle, … kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe:
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davalı … tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (…) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı ile geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85, 89, 90 ve 91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30 uncu maddesi, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları.

3. Değerlendirme
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.

Somut olayda hükme esas alınan KATÜ Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca düzenlenen 12.03.2020 tarihli sağlık kurulu raporunda, davacının trafik kazası sonrası meydana gelen diğer bulgularla birlikte nevrotik stresle ilgili ve somataform bozukluklara bağlı sürekli iş göremezlik oranı % 13 olarak hesaplanmış, İtiraz Hakem Heyetince bu rapor hükme esas alınmıştır.

Davacının sürekli iş göremezliğinin dava konusu kaza sonucu oluştuğunun, yani haksız eylem ile illiyet bağı bulunduğunun belirlenmesi sorumluluk açısından zorunludur. Dosya içerisindeki sağlık kurulu raporu hüküm kurmaya elverişli olmayıp eksik inceleme ile karar verilemez.

Bu durumda, davacının fiziksel bulgularının yanında psikiyatrik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakı temin edildikten sonra, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 30.03.2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınmalıdır. Söz konusu raporda; özellikle kazadan sonra oluştuğu belirtilen “nevrotik stresle ilgili ve somataform bozukluklar” olarak nitelendirilen rahatsızlık nedeniyle davacıda sürekli iş göremezliğin oluşup oluşmadığı veya bu bulgunun, sürekli iş göremezlik oranını artırıp artırmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, ömür boyu sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilerek ve bizzat muayene edilmek suretiyle yukarıda açıklandığı üzere içerisinde psikiyatri uzmanı bulunan yetkili sağlık kurulundan gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp, davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir.

3. 6100 sayılı HMK’nın 177. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ıslah dilekçesinin tebliği konusundaki düzenleme, adil yargılanma hakkı kapsamında bulunan savunma hakkının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulmuş olup hassasiyetle üzerinde durulmalıdır. Bu yasal düzenlemede, davada taraf olanların haklarının korunması amaçlanmış olup tarafların yargılama süreçlerine etkin bir şekilde katılımı ise yapılan tüm tebligatların usulüne uygun olması ile sağlanabilecektir.

Somut olayda; … yargılaması sırasında davacının sunduğu ıslah dilekçesinin davalı vekiline tebliğ edildiğine dair herhangi bir belgenin dosyada bulunmadığı; davalı vekilinin … kararına karşı yaptığı itiraz başvurusunda, ıslah dilekçesinin tebliğ edilmemiş olmasını da itiraz sebebi yaptığı; … tarafından, HMK gereği ıslah dilekçesi tebliği gerekir ise de karar tebliği ile davalı tarafın ıslaha muttali olduğu itiraz etmekle ıslaha karşı mümkün itirazlarını ileri sürdüğü, gerekli değerlendirmenin kararları ile yapıldığı, usuli eksikliğin sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle, bu yöne ilişkin itirazın reddine karar verildiği, ıslah dilekçesinin tebliğine ilişkin eksikliğin de tamamlanmadığı; davalının, ıslaha karşı cevap verme, savunmalarını yapma imkanından yoksun bırakıldığı görülmektedir.

Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereği, davacı tarafın ıslah dilekçesinin davalı … şirketine tebliğ edilmesi gerekirken, usulünce yapılmış tebligat olmadan ve davalının savunma hakkı ile hukuki dinlenilmesi hakkını kısıtlar biçimde yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve … kararının bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

4. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

VI. KARAR
1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,

2. Değerlendirme bölümünün (2), (3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan … kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine,
Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,
25.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.