YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2324
KARAR NO : 2022/15206
KARAR TARİHİ : 22.11.2022
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5.Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çine Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili Avukat … vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 22.11.2022 Salı günü davacı vekili Avukat …, davalılar … ve … vekilleri Avukat … geldiler. Diğer davalılardan gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili ile davalılar vekili dinlendikten sonra dosya incelendi gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; müvekkili tarafından davalılardan … aleyhine Çine İcra Müdürlüğü’nün 2016/426 ve 2019/115 esas sayılı dosyalarından icra takibi yapıldığını, davalı …’ın dosya borçlarını ödemediğini, ancak adına kayıtlı olan Çine ilçesi, … mahallesi 106 ada 21,139,149,150,151,152 ve 153 parselde kayıtlı olan gayrimenkullerini 14.08.2015 tarihinde davalı …’a, 09.11.2015 tarihinde de davalı … tarafından davalı …’a bedellerinin çok altında fiyata devredildiğini, yapılmış olan satış işlemlerinin muvazaalı olduğunu belirterek bu tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; dava şartlarının oluşmadığını, …’ın taşınmazları ipotekli olarak devraldığını, muvazaa olgusunun oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili; kesinleşmiş bir alacak bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …; davalı …’ın davacı …’e olan borçları hakkında bilgisinin olmadığını, dava konusu gayrimenkulleri … isimli davalıdan satın aldığını, muvazaalı bir devir işlemi gerçekleştirmediğini, söz konusu gayrimenkulleri birikimini değerlendirmek maksadı ile aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu edilen taşınmazlardan 106 ada 150 parsel ile 106 ada 21 parsel sayılı taşınmazlarda takip borçlusu olan davalı …’ın daha önce malik olmadığı, bu nedenle davalılar … ve …’a davalı borçlu tarafından devredilmediği anlaşıldığından dava konusu Çine ilçesi … mahallesi 106 ada 150 ve 106 ada 21 parsel sayılı taşınmazlar yönünden, davacının tasarrufun iptali talebine ilişkin yasal şartların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu diğer taşınmazlara gelince, İİK.nun 284. maddesine göre tasarrufun iptali davalarının tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmasının öngörüldüğü, söz konusu sürenin hak düşürücü süre olup, mahkemece resen nazara alınması gerektiği belirtilerek, dava konusu Çine ilçesi … mahallesi 106 ada 149, 106 ada 151,106 ada 152,106 ada 153 ve 106 ada 139 parsel sayılı taşınmazların ilk satış tarihi 14/08/2015 olup iptal davasının ise 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 15.10.2020 tarihinde açıldığı gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesince, Çine Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/375-2021/202 sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
İİK’nun 284. maddesine göre “İptal davası açma hakkı, batıl tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş sene geçmekle düşer” maddesinde belirtilen beş yıllık süre hak düşürücü süre niteliğinde olup mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir.
İlk Derece Mahkemesince; 5 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de hak düşürücü sürenin tasarruf işlem tarihi olan 14/08/2015 tarihinden itibaren başlayıp, 5 yılın sonu olan 14.08.2020 tarihinde yani yargı sürelerinin durduğu tarihten yaklaşık iki ay sonrasında sona erdiğinden, ek 15 günlük sürenin somut olayda uygulanamayacağı belirtilmişse de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi (1)Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.1.2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30.4.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.” hükmünü haizdir.
2480 Sayılı Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar, 30 Nisan 2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup; yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7226 Sayılı Kanunun Geçici 1. maddesi 1. fıkrası a bendi kapsamında 13.03.2020 tarihinden itibaren duran sürelerin 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar durmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda davaya konu tasarruf 14.08.2015 tarihinde yapılmış, dava ise 15.10.2020 tarihinde açılmıştır. Yukarıda açıklanan kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca durma süresinin 15.06.2020 tarihine kadar uzatılmış olması karşısında ve İİK.’nun 284. maddesine göre, dava açma süresinin son günü 14.08.2020 tarihi olup, durma süresi olan 95 günün bu tarihe eklenmesi gerektiği gözetildiğinde, davacı tarafından 15.10.2020 tarihinde açılmış olan davanın süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Buna göre, dava süresinde açıldığından mahkemece diğer dava koşulları araştırılıp var ise esasa girilerek taraf delilleri toplanıp oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu yerel mahkeme kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA; HMK 373/1 maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin esastan red kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 22.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.