YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2405
KARAR NO : 2022/13424
KARAR TARİHİ : 31.10.2022
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan istinaf incelemesi sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı … vekilinin istinaf başvurunun kabulüne, davacılar vekilinin istinaf talebinin incelenmesine yer olmadığına dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, 04/09/2008 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazasında davacılar desteğinin vefat ettiğini, müteveffa …’ın vefatı nedeniyle eşi ve çocukları olan davacıların destekten yoksun kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, davacı eş … için 5.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan, davacı eş için 100.000,00 TL davacı çocuklar için 50.000,00’er TL’den 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı …’dan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında davacı eş için maddi tazminat talebini 109.702,37 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar; davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile davacı … için 109.702,37 TL miktarındaki destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminatın davalı … yönünden kaza tarihi olan 04/09/2008’den, diğer davalı … yönünden itibaren ise temerrüt tarihi olan 29/07/2016’dan itibaren işleyecek yasal faizi ile ve davalı … hesabının sorumluğunun 04/09/2008 kaza tarihi itibariyle geçerli … sigorta poliçesi limiti ile sınırlı sorumlu olması koşuluyla olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı …’a ödenmesine; davacı … için 40.000,00 TL, davacı … için 25.000,00 TL ve davacı … için de 25.000,00 TL miktarlarındaki manevi tazminatın kaza tarihi olan 04/09/2008’den itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’dan alınarak işbu davacılara ayrı ayrı ödenmesine, davacıların manevi tazminatla ilgili fazlaya ilişkin taleplerinin ise reddine karar verilmiş; hüküm, taraf vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalı … vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, kararın kaldırılma sebebine göre davacılar vekilinin istinaf nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına, davalı … vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davacı … için 109.702,37 TL destekten yoksun kalma tazminatının 29/07/2016 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … Hesabından tahsili ile davacıya ödenmesine, davacılar tarafından davalı … aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine, karar verilmiş; karar, davacılar vekili ve davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
1-İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından temyiz sınırı davalının her bir davacıya yönelik temyizi bakımından ayrı ayrı belirlenecektir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2021 yılı için 78.635,57 TL’dir.
HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 78.635,57 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir.
Davacılar … ve … yönünden reddedilen manevi tazminat miktarı temyiz kesinlik sınırının altında kalmaktadır. O halde Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti olmayıp davacılar vekilinin davacılar … ve …’a yönelik temyiz dilekçesinin HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Davacı … yönünden davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda; davalı … vekili 06/09/2008 tarihli Serik 2. Noterliğinin vekaletnamesi ile aracın satışı için vekalet verdiğini, kazadan yaklaşık bir ay önce galeriye teslim ettiğini belirtmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de Manavgat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/61 E. – 2014/78 K. sayılı dosyasında Manavgat 2. Ağır Ceza
Mahkemesinin 2013/61 E.- 2014/78 K. sayılı dosyasında Sompo Japan Sigorta A.Ş’nin şikayetçi olması üzerine sanıklar …, … ve … hakkında sigorta bedelini almak amacıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçları nedeniyle kamu davası açıldığı, yapılan yargılamada sanık … beyanında galerici olduğunu, …’in kullanmış olduğu ve Kayseri’ye satmış olduğu kazaya karışan aracın Wolksvagen Volt 2005 model araç olduğunu, aracın çekme belgeli olması nedeniyle Kayseri’ye götürülmek üzere alan şahısların geçici çekme belgesi alacağını söyleyerek aracı aldıklarını, Kayseri’de kaza yapan aracın çekme belgeli olduğu için sigortalı olmadığını, dava açıldıktan sonra sigortadan para alındığını öğrendiğini, aracın ruhsatını vermediklerini, araç kaza yaptığı zaman …’a ait olduğunu, sattıkları kazaya karışan araç üzerinde plaka olmamış olsaydı aracı alan … isimli şahsın ödeyeceğini, aracı sattıklarına dair belgelerinin bulunduğunu, araca başka plaka takılmasının sebebinin alan şahsın geçici çekme belgesi almak için yapacağı masraftan kurtulmak olduğunu beyan ettiği, bu beyan ile davalı … tarafından aracın çekme belgesi alınarak galerici …’a teslim edildiği, galerici tarafından … ’a satıldığı, aracın … tarafından Kayseri’ye götürülürken kazanın meydana geldiği, araçta başka bir araca ait plaka takılı olduğunun anlaşılmasına göre kazaya karışan … plakalı aracın kaza tarihinden önce davalı … tarafından trafikten çekme belgesi alınarak galeriye teslim edildiği, araç üzerinde fiili hakimiyeti ve ekonomik yararlanmasının galeriye geçtiği, davalının araç maliki olması nedeniyle işleten olarak sorumlu tutulamayacağından davalı … hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı … hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
İşleten tanımı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK’nın 3. maddesinde işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçüden yararlanılmıştır. Şekli ölçüye göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüye göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay’ın kabul ettiği görüş maddi ölçüdür.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, işleten sıfatının belirlenmesinde araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiili hakimiyetin uzun süreli olması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şarttır.
Hukuk Genel Kurulu’nun 06/05/2015 tarih, 2013/17-2197 Esas ve 2015/1302 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, bu eylemsel egemenliğin geçişi de aracın satışı için verilmiş özel vekaletname ve aracın galeriye teslim edildiğine dair yazılı herhangi bir belge ile ispat edilebilecektir.
Somut olayda; aracın kayden maliki olan davalı … tarafından galeriye teslim edildiğine dair herhangi bir yazılı belge sunulmamıştır. Davalı tarafça fiili hakimiyetin bir başkasına geçtiği konusunda sadece tanık beyanı gösterilmiş olması ve bunun dışında hiçbir yazılı delile dayanılmamış olması gözönüne alındığında davalı … yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-Bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle davacılar … ve … yönünden temyiz dilekçesinin hükmün miktar yönünden kesin olması nedeniyle REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davacı … yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 371/1-a maddesi gereğince, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davacılar vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazının bu aşamada incelemesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 5.561,26 TL kalan harcın temyiz eden davalı …’ndan alınmasına 31/10/2022 gününde Üye …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.