YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2956
KARAR NO : 2022/15776
KARAR TARİHİ : 29.11.2022
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Burhaniye 2.Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 29/11/2022 Salı günü davacı vekili Avukat … geldi. Davalılar tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; davalı borçlu … hakkında yapılan takibin semeresiz kaldığını, borçlunun alacaklılardan mal kaçırma amacı ile adına kayıtlı 212 ada 66 parsel ile … plakalı aracını 11.12.2018 tarihinde davalı …’a sattığını belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri, alacağın dayanağı senedin sahte olduğunu, satışları gerçek ve rayiç bedelden yapıldığını, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesi, dava konusu 212 ada 66 parselin yargılama devam ederken davalı … tarafından borçluya devredilmiş olduğundan konusu kalmadığını, her iki tasarruf yönünden ivazlar arasında bedel farkı olmadığını ve davacının üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bildiğini ispatlayamadığını belirterek araç yönünden de davanın reddine karar vermiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, mahkeme gerekçesinin yerinde olduğunu ancak vekalet ücreti takdirinde hata yapıldığından bahisle istinaf isteminin kısmen kabulü ile yeniden hüküm tesis etmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasıdır.
İİK’nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nın 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK’nın 278, 279 ve 280.maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Mahkeme bu madde kapsamına girme konusunu serbestce takdir eder.
Somut olayda, borç 03.12.2018 tarihli çekten kaynaklanmakta olup takip kesinleşmiştir. Tasarruflar bu tarihten sonra 11.12.2018 tarihinde gerçekleşmiştir. Borçlu adresinde 22.01.2019 tarihinde yapılan haciz İİK’nın 105. maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliğindedir. Dava tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık süre dolmadan 10.01.2019 tarihinde açılmıştır. Bu hali ile dava koşullarının gerçekleştiği sabittir.
Dava konusu taşınmaz hissesi tapuda 39.000,00 TL ile satılmasına rağmen bilirkişi taşınmazın rayiç değerini 215.000,00 TL olarak belirlemiştir.Taşınmaz yönünden ivazlar arasında bedel farkı bulunduğundan İİK’nın 278/2 maddesi gereğince tasarrufun iptali gerektiği gibi davalılar verdikleri cevap dilekçelerinde borçlunun üçüncü kişi Necat’a 365.000,00 TL borcuna karşılık taşınmaz ve aracın devir edildiğini belirtmişlerdir. Bu halde ise İİK’nın 279/2. maddesi gereği mutad ödeme vasıtaları dışında bir ödeme söz konusu olması nedeni ile tasarrufun iptali gerekmektedir. Kaldı ki borçlu adresinde yapılan haciz sırasında üçüncü kişiye ait işletmenin kredi kartı slipleri bulunmuş, otel müşterilerine paket hizmeti olarak borçluya ait kulüpte yemek yemelerinin dahil edildiği belirtilmiştir. Bu halde borçlu ve üçüncü kişi arasında yakın ticari ilişki bulunduğu, İİK’nın 280/1.maddesi anlamında da davalı …’ın borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bilebilecek kişilerden olduğunun kabulü gerekir.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular dikkate alındığında, dava konusu araç yönünden davanın kabulüne, taşınmaz yönünden ise dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına yönündeki kararın isabetli olduğu, ancak yargılama giderinin haksız olan davalılardan tahsili şeklinde hüküm kurulması gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, HMK’nın 373/2. maddesi gereğince dosyanın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 8.400,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 29.11.2022 günü oybirliği ile karar verilmiştir.