Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/2961 E. 2022/10881 K. 27.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/2961
KARAR NO : 2022/10881
KARAR TARİHİ : 27.09.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş,bozma ilamı uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi sonucunda mahkemece verilen davanın kabulüne dair karar bu kez davalı vekilince süresi içinde temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 15/12/2020 tarih 2019/3712 E.-2020/8428 K. sayılı ilamında “davalı … şirketinin davacıya yapmış olduğu ödeme ile gerçek zarar arasındaki farkın açık bir nispetsizlik oluşturup oluşturmadığı, dosyaya sunulan ibranamenin düzenlenme tarihi itibariyle davacının müzayaka içerisinde bulunup bulunmadığı ve TBK’nun 28. maddesinde belirtilen koşulların değerlendirilmesi için, öncelikle davacının işyerindeki hasarın davacının hasar başvurusu sırasında davalıya sunduğu listenin, davalının aldığı eksper raporunun, yangın sonrası resmi görevlilerce tutulan tutanakların bir bütün olarak ele alınarak” önce mevcut olup da olay nedeniyle hasar gören sigortalı unsurların bedellerinin ayrıntılı biçimde davacının gerçek zararının tespiti için konusunda uzman teknik bilirkişi marifetiyle birlikte mahkemece keşif yapılmak sureti ile ayrıntılı, gerekçeli, mukayeseli ve denetime imkan sağlayacak rapor alınması; sonrasında, yine davaya konu yangının meydana geldiği 2016 yılından önceye dönük yakın yıllardaki davacının mali durumunun ticari defter ve kayıtları ile muhasebe belgeleri üzerinde yapılacak inceleme ile saptanması, davacının yangın hasarından önceki yakın yıllara ait işletme kar ve zararı ile özkaynağı olup olmadığının detaylıca irdelenmesi, davacının yangından kaynaklı olarak işlerinin durduğu yönündeki iddiasının da değerlendirilmesi, bu husustaki taraf delillerinin toplanması ile mali müşavir bilirkişiden rapor alınması, tüm bu deliller toplandıktan sonra taraflar arasında düzenlenen ibraname gereği davacının talepte bulunup bulunamayacağı, borcu söndüren sebeplerden olan ödeme ve ibranamenin davacıyı bağlayıp bağlamadığı, gabinin subjektif unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği” belirtilerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda,davanın kabulü ile 16.461,08 TL ‘nin 27/04/2016 tarihinden itibaren uygulanacak reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, davalı vekili kararı temyiz etmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, bozmaya uyulmasına, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Dava İşyeri Yangın Sigortasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile 16.461,08 TL zarar tespiti yapılmış, davacı vekili tarafından 07/11/2021 tarihli ıslah dilekçesi ve aynı tarihli harç tamamlama makbuzu ile dava bu miktar üzerinden ıslah edilmiştir.
TTK 1420. maddesinin “(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır. Rizikonun gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 154/1. maddesinde (818 sayılı BK’nun 133/1. maddesi) borçlunun ödemede bulunması zamanaşımını kesen sebepler arasında sayılmıştır.
Somut olayda, dava kısmi dava olarak açılmıştır. Rizikonun gerçekleştiği tarih 15/03/2016 olup dava açılmadan önce davalı tarafca 27/04/2016 tarihinde kısmi ödeme yapılmış ve bu tarihte zamanaşımı kesilmiştir. Ancak, anılan tarihten itibaren davanın ıslah edildiği 17/11/2021 tarihine kadar yeniden işlemeye başlayan 2 yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur.
Davalı vekili, davacının ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı definde bulunmuştur.
Açıklanan bu durum karşısında mahkemece, ıslah ile talep edilen kısım bakımından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamış kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 27/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.