YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/3365
KARAR NO : 2022/15400
KARAR TARİHİ : 24.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … ve arkadaşları vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğerleri aleyhine 03/02/2015 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 16/11/2021 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Hükmüne uyulan Dairemizin 22/02/2017 gün, 2016/15992 E – 2017/1030 K sayılı ilamında; davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, işin esası incelenerek çıkacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken davanın usulden reddinin usul ve yasaya uygun düşmediği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde de; davanın kabulü ile toplam 217.925,98 TL’nin ihale tarihi olan 11/07/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hisseleri oranında davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamından, davacılar ve davalıların hissedarı oldukları dava konusu 1049 ada 5 ve 16 nolu parsellerin ortaklığının satış suretiyle giderilmesine karar verildiği, belirtilen parsellerin ihalesine davalılar adına vekilleri …’un katıldığı, davalıların satış dosyasındaki vekilleri Av. …’un ihalede en yüksek peyi ileri sürdüğü, bunun üzerine 5 ve 16 nolu parsellerin davalılara ihale edildiği, ihale alıcısı tarafından süresinde ihale bedeli yatırılmadığı için, ikinci en yüksek pey sürene taşınmazların ihale edildiği, iki bedel arasındaki farkın ödenmesi için ihale alıcısına muhtıra gönderilmesi talebinin satış müdürlüğünce reddedildiği ileri sürülerek, eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İcra ve İflas Kanunu’nun 133/2. maddesinde; “ İhaleye katılıp daha sonra ihale bedelini yatırmamak suretiyle ihalenin feshine sebep olan tüm alıcılar ve kefilleri teklif ettikleri bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan ve diğer zararlardan ve ayrıca temerrüt faizinden müteselsilen mesuldürler. İhale farkı ve temerrüt faizi ayrıca hükme hacet kalmaksızın dairece tahsil olunur. Bu fark, varsa öncelikle teminat bedelinden tahsil olunur” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda, 1049 ada 5 nolu parselin 350.000,00 TL bedelle, 16 nolu parselin ise 360.000,00 TL bedelle davalı şahıslar adına ihale edildiği, yasal süre içerisinde ihale bedeli yatırılmadığından ikinci en yüksek pey süren kişilere teklif götürüldüğü ve ikinci en yüksek pey süren dava dışı kişilerin süresinde kabul beyanı neticesinde 1049 ada 5 nolu parselin 98.500,00 TL bedelle, 16 nolu parselin ise 110.000,00 TL bedelle üçüncü kişilere ihale edildiği ve ihalenin kesinleştiği görülmektedir.
Bu durumda, ikinci en yüksek pey süren üçüncü kişiye ihale yapılmış olup, taşınmaz, İİK’nun 133/1. maddesi gereğince icra müdürlüğünce yeniden artırmaya çıkarılmadığından davalı (ilk ihale alıcısı), İİK’nun 133/2. maddesi uyarınca teklif edilen bedel ile son ihale bedeli arasındaki farktan sorumlu tutulamaz.
O halde, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, istemin kabulü yönünde hüküm tesisi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 24/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.