YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/407
KARAR NO : 2022/14160
KARAR TARİHİ : 08.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalılar … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, borçlu şirket hakkında takipler başlatıldığını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı bulunmadığını, alacaklılardan mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazlarından 630 ada 4 nolu parseli 04/10/2013 tarihinde davalı …’e, 19706 ada 4 nolu parseli 17/12/2013 tarihinde davalı …’e sattığını belirterek bu tasarrufların iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 26/06/2018 tarih 2016/14623 Esas 2018/6393 Karar sayılı ilamı ile davalı borçlu şirket vekili ile davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, davalı …’in temyizine gelince: davalı …’in borçlunun İİK’nun 278.madde kapsamında akrabası olduğu veya İİK’nun 280.maddesi gereğince boçlunun aciz halini ve alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken şahıslardan olduğunu gösteren somut delil ileri sürülmediği ve ispat edilmediğinden, anılan davalı taşınmazı 110.000,00 TL’ye aldığı, ileri sürdüğü, gerçekten de taşınmazın satışının yapıldığı 04/10/2013 tarihininde davalı … hesabından 100.000,00 TL çekildiği, tapuda satış bedeli 18.500,00 TL olarak belirtildiği, Dairemizin istikrar kazınmış görüş ve uygulamalarına göre aynı gün çekilen paranın ödeme yerine geçtiği kabul edildiği, bilirkişi taşınmazın değerini 120.000,00 TL olarak belirlediğinden, davalı …’in dava konusu taşınmazı raiç bedelden aldığını ispatladığından bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi düşüncelerle davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu, dava iki ayrı taşınmazın farklı davalılara yapılan satışının iptaline ilişkin olduğundan, davalılar … ve … arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olup her birinin tasarrufu bağımsız dava konusu olup ayrı ayrı değerlendirilmeleri gerekmektiği, öte yandan, tasarrufun iptali davasının kabulü halinde harç ve vekalet ücreti, takip konusu alacak ile iptal edilen tasarruf konusu şeyin değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hükmedilmesi gerekirken, takip konusu alacak miktarı iptalina karar verilen taşınmazların gerçek değerinden fazla olduğundan, her bir tasarruf yönünden taşınmazın gerçek değeri esas alınarak, ayrı ayrı harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde kümülatif bir yargılama giderine hükmedilmesinin de hatalı olduğundan bahisle bozulmuş, bozmadan sonra mahkemece, davalı … yönünden davanın reddine, … yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve davalılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekili ve davalılar … ve … vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Bozma ilamında da belirtildiği üzere, davalılar … ve … arasında ihtiyari dava arkadaşlığı olup her birinin tasarrufu bağımsız dava konusu olup ayrı ayrı değerlendirilmeleri gerektiği, öte yandan, tasarrufun iptali davasının kabulü halinde harç ve vekalet ücreti, takip konusu alacak ile iptal edilen tasarruf konusu şeyin değerinden hangisi az ise o değer üzerinden hükmedilmesi gerekirken, takip konusu alacak miktarı iptaline karar verilen taşınmazların gerçek değerinden fazla olduğundan, her bir tasarruf yönünden taşınmazın gerçek değeri esas alınarak, ayrı ayrı harç ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde kümülatif bir şekilde yargılama giderine hükmedilmesinin de hatalı olduğu belirtilmiş olmasına rağmen ve davalı … yönünden dava red edildiği halde yargılama giderinde böyle bir ayrım yapmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3-Davalı … hakkındaki dava esastan red edilmesine rağmen lehe vekalet ücreti takdir edilmemesi de isabetsiz olmuştur.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 Sayılı HMK’nin geçiçi 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK’nin 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı … ve … vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, hükmün harca ilişkin 4. bendinin tümünün silinerek yerine “Alınması gerekli 23.259,55 TL nispi karar harcından peşin alınan 15.801,69 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.457,86 TL harcın davalı …’den tahsili ile hazineye irat kaydına” ibaresinin yazılmasına, 5, 6 ve 7. bentlerdeki “davalılardan” ibaresinin silinerek yerine “davalı …’den” ibaresinin yazılmasına, 8. bentteki “65.314,65 TL” ibaresinin silinerek yerine “22.170,00 TL” ibaresinin yazılmasına, hükme “Davalı … lehine 15.350,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı …’e verilmesine” ibaresinin eklenmesine, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 80,70 TL peşin alınan harcın onama harcına mahsubuna, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ve …’e geri verilmesine 08/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.