YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/424
KARAR NO : 2022/11362
KARAR TARİHİ : 03.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 17/12/2018 tarih, 2015/19357 Esas ve 2018/12265 Karar sayılı bozma ilamında; “davacı vekiline takip konusu borcun doğumuna ilişkin temel ilişki konusunda delillerini sunması için süre verilmesi, sunduğu delillerin toplanması,davacı ve davalı borçlunun varsa ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması, gerektiğinde davacı ve borçlunun isticvabı ile borcun doğumunun tespiti; daha önce doğduğu ispatlandığı takdirde buna ilişkin dava koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek işin esasına girilip iptal nedenlerinin oluşup oluşmadığının araştırılması, davalı borçlu ile davalı 3. kişi olan … arasında; İİK’nun 280./1 maddesine göre tanışıklık, arkadaşlık, akrabalık, iş ilişkisi vs. gibi durumların olup olmadığı, davalı 3. kişinin borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığının değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; borcun doğum tarihinin takip konusu bonodan önce olduğu kanaatine varılmış ancak davalı borçlu … ile 3. kişi olan … arasında İİK’nun 280/1. maddesine göre tanışıklık, arkadaşlık, iş ilişkisi vs. gibi durumların olduğu ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı … ve … vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı, üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir.
İcra ve İflas Kanununu 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötüniyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nın 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Genelde, borçlunun iptal edilebilecek tasarrufları, alacaklılarından mal kaçırılmasına yönelik olarak yapılan ivazsız veya aciz halinde yapılan tasarruflar ile alacaklılarına zarar verme kastıyla yapılan tasarruflardır.
Somut olaya dönüldüğünde tasarruf konusu olan taşınmaz davalı borçlu … tarafından 01/04/2008 tarihinde davalı 3. kişi …’a, … tarafından da 26/05/2010 tarihinde borçlu …’ın kızı olan 4.kişi davalı …’a devredilmiştir. Davalı 4.kişi … davalı borçlu …’nın kızı olduğuna göre borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bilebilecek durumdadır. Bozma ilamında; mahkemece davalı borçlu ile davalı 3.kişi olan … arasında da; İİK’nun 280./1 maddesine göre tanışıklık, arkadaşlık, akrabalık, iş ilişkisi vs. gibi durumların olup olmadığı, davalı 3.kişinin borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığı konusunda araştırma yapılmadığı belirtilmiş olup, mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen bozmanın gereklerinin yerine getirilmediği, davalı borçlu … ve kızı … ile davalı 3. kişi … arasında tanışıklık, arkadaşlık, akrabalık, iş ilişkisi vs. gibi bir durum olup olmadığı konusunda yeterince araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında tanık olarak dinlenen …; taşınmazın davalı … tarafından davalı …’a devredilmesinden sonra taşınmazda borçlu …’nın oturmaya devam ettiğini, … isimli birini tanıdığını ancak soyismini bilmediğini, … isimli kişinin …’nın kızı …’in sevgilisi olduğunu beyan etmiş olup, bu şahısların aynı kişiler olup olmadığı, davalı borçlu …’nın taşınmazı devrettikten sonra taşınmazda oturmaya devam edip etmediği, oturmaya devam etti ise davalı …’a kira bedeli ödeyip ödemediği ve buna dair delilleri, tasarruf tarihi itibariyle borçlu … ile 3. kişi …’ın aynı çevrede oturup oturmadığı hususlarına yönelik yeterince araştırma yapıldığı söylenemez. Hal böyle olunca davalı 3. kişi … hakkında iptal koşullarının mevcut olup olmadığı irdelenmeden eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 869,80 TL fazla alınan temyiz peşin harcının davalılar … ve …’a iadesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 03.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.