YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4716
KARAR NO : 2022/12479
KARAR TARİHİ : 18.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili; müvekkili …’in eşi, diğer davacılar müvekkillerinin babası …’in 19/07/2012 tarihinde vefat ettiğini, müvekkillerinin murisinin sağlığında doktor olduğunu, … Akbank Şubesinden sabit faizli tüketici kredisi sözleşmesi ile 25.000,00 TL’lik 60 ay vadeli ihtiyaç kredisi çektiğini, ihtiyaç kredisini alırken vefat halinde 26.250,00 TL değerinde kredili hayat sigorta sigorta poliçesi imzalatıldığını belirterek müvekkillerinin murisinin kullandığı ihtiyaç kredisinin yenilenmiş hali ile kalan 22.600,00 TL ve 60 ay vadeli ihtiyaç kredisinin hayat sigortasından karşılanması gerektiğinden mezkur ihtiyaç kredisinde müvekkillerinin borçlu olmadığının tespitine, davalı şirketin haksız ve yasaya aykırı cayma kararı ile dava tarihine kadar yapmış oldukları 2.832,35 TL bedelin her bir taksitin ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont ticari faizi ile birlikte istirdatına, tedbir kararı verilmediği taktirde ödemek zorunda kalacakları taksitlerin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte istirdatına, taraflar arasında imzalanmış hayat sigortası ve lehdarı dava dışı bankadan kullanılmış ihtiyaç kredisinin ödenerek borcun kapatılmasına, kredi tutarının kapatılmasından sonra bakiye kalan tazminat bedelinin yasal mirasçıları müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkil şirket ile sigortalı arasında akdedilen 17/01/2012 başlangıç tarihli 27-70 yaş kredili hayat sigorta poliçesinin imzalandığını, bu sözleşme ile murisin daha önceden geçirmiş olduğu bir hastalığının olup olmadığının, tedavi görüp görmediği sorulup başvuru formunda da belirtilmesinin istendiğini, davacılar murisi ile imzalanan sözleşme tarihinde murisin rahatsızlığını bilip müvekkil şirketten sakladığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; 2.832,35 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davalı sigorta şirketinin T-1482663 başvuru numaralı İ-1733351 poliçe seri numaralı, sigorta ettireni …, bitiş tarihi 17/01/2013, lehdarı Akbank T.A.Ş. … Şubesi olan 27-70 yaş kredili hayat sigorta poliçesinden dolayı davacılara yönelik çıkardığı muarazanın men’i ile poliçeye konu sigorta teminatından dolayı davalı sigorta şirketinin sorumlu olduğunun tespitine, davacıların davalı ile aralarında borç ilişkisi doğuracak ilişkisinin bulunmaması ve sigorta ile teminat altına alınan kredi borcunun dava dışı bankaya ait olması nedeniyle, menfi tespit davası açmakta hukuki yararları bulunmadığından buna ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay (kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 23/12/2019 tarih ve 2018/5446 Esas-2019/12294 Karar sayılı ilamında özetle; “Mahkemece verilen karardan sonra 07/01/2015 tarihinde davacılar tarafından dava dışı bankaya kredi borcunun tamamının ödendiği anlaşılmıştır. Davacılar tarafından dava dışı Bankaya bakiye kredi borç miktarının ödendiği ve hayat sigorta poliçesinin ölüm halinde borcun kapatılması teminatı için yapıldığı ve davanın da bu miktar üzerinden açıldığı hususları birlikte gözetildiğinde; mahkemece, davacının talebi gözetilerek sigorta poliçesindeki teminat miktarının davacı tarafa iadesine karar verilmesi gerekirken sadece ölüm tarihi ile dava tarihi arasında mirasçılar tarafından yapılan toplam 2.832,35 TL ödeme miktarının davacı tarafa iadesine karar verilmesi isabetli olmamıştır” şeklindeki gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama neticesinde, davanın istirdat talebi yönünden kabulü ile 22.600,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden (poliçe teminat miktarı ile sınırlı olmak kaydı ile) alınarak davacılara verilmesine, davacıların menfi tespit talebi yönünden, 15/12/2014 tarihli verilen hüküm Yargıtay kararı kapsamı kesinleştiğinden bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, karar verilmiş, davacılar vekili ile davalı vekili kararı temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi olanağı bulunmamasına göre, davacılar vekili ile davalı vekilinin yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1.158,05 TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda dökümü yazılı 80,70 TL peşin alınan harcın onama harcına mahsubuna 18/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.