YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/4799
KARAR NO : 2023/4430
KARAR TARİHİ : 27.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/766 E., 2021/771 K.
HÜKÜM/KARAR : Davanın Reddi
Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2007/256 Esas 2009/158 Karar sayılı ilamı ile iflasına karar verildiğini, iflas sonrası kararın kesinleşmesine müteakip 2. alacaklılar toplantısında iflas öncesi satışı yapılan taşınmazlar yönünden tasarrufun iptali davası açılmasına karar verildiğini, müflis şirketin iflas tarihinden evvel 04.07.2006 tarihinde dava konusu edilen taşınmazını önce davalılardan … İnş. Turz. Mob. San. Tic. A.Ş.’ye, ondan 14 ay sonra 28.09.2007 tarihinde … Mob.Ağaç..Ltd.Şti’ne, yine ondan 1 ay sonra da diğer davalılara devrettiğini, birbiri ardına yapılan satışların alacaklıları zarara uğratmak ve mal kaçırmak gayesi taşıdığını ileri sürerek, davalılar adına satışı yapılan Ankara ili Çayyolu ilçesi Çayyolu mahallesinde kain tapunun 13090 ada 11 parselini teşkil eden taşınmaza ilişkin yapılan tasarrufun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar … ve … vekili cevap dilekçesinde; usul yönünden zaman aşımı itirazında bulunmuş, esas yönünden ise açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkillerinin iyi niyetli 4. kişi olduklarını, yapılan satış işleminin gerçek bir işlem olup muvazaa taşımadığını, tapuda rayici ödenerek gerçek bedel üzerinden satın alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 11.06.2015 tarihli ve 2011/313 Esas, 2015/232 Karar sayılı kararı ile dava konusu devir işleminin gerçek bir satış olduğu, taşınmazın satışının gerçekleştiği ve sonrasında diğer davalıların da yapmış oldukları satışlarda herhangi bir muvazaanın bulunmadığı, davalı şirketler arasında muvazaaya yönelik organik bir bağ olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 08.10.2018 tarihli ve 2016/3014 Esas, 2018/8754 Karar sayılı ilamı ile;
“…
Somut olayda; müflis … Giyim San.ve Tic.A.Ş’nin devrettiği dava konusu taşınmaz dışında
başka taşınmazların da muvazaalı olarak devredildiği iddiasıyla açılan tasarrufun iptali davasında (Ankara 5.Asliye Hukuk Mahkemesi 2011/19-2014/422) yargılama sırasında alınan 08.10.2013 tarihli ve eldeki davada yargılama sırasında alınan 07.04.2015 havale tarihli bilirkişi raporlarında; borçlu müflis … Giyim San.ve Tic.A.Ş.’nin iflasından önce ticari emtiasının önemli bir bölümünü 37 farklı firmaya aynı dönem içinde devrettiği belirtilerek Daire’nin 19.11.2009 tarih 2009/2547-2009/7730 K. sayılı ilamına atıf yaptığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın borçlu şirketin ticari işletmesine dahil olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Ayrıca Dairemizin 2009/2547 Esas sayılı dosyasında inceleme konusu yapılan istihkak davası ile borçlu şirketin işletmesine dahil başkaca taşınmazlarını bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere farklı firmalara sattığı görülmektedir. Bu bakımdan; belirtilen bu satışlar da değerlendirilerek, işletmenin mühim bir kısmının elden çıkarılıp çıkarılmadığı hususunun söz konusu devirlere ilişkin kayıtlar da getirtilerek inceleme yapılması ve az yukarıda belirtilen madde kapsamında ticari işletmenin tamamını veya mühim bir kısmını teşkil edip etmediği belirlenip, İİK’nun 280/son maddesindeki şartların oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde yazılı gerekçelerle hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.” gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İ.İ.K. 280/son maddesinin kapsamında tasarrufun iptal edilebilmesi için taşınmazları devralan, iktisap eden veyahut işgal ile uhdesine geçiren kişinin aynı kişi olması gerektiği, davacı müflis şirketin iflas öncesinde mal varlığını 37 farklı kişiye aynı veya yakın tarihlerde devrettiği, ancak davalılara devredilen bir taşınmaz olduğu, davaya konu edilen taşınmazın, müflis şirketin ticari mal varlığının tamamını veyahut önemli bir kısmını da kapsamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece bozma ilamında belirtilen konularda araştırma ve inceleme yapılmadan davanın reddine karar verildiğini, müflisin iflastan önce yakın tarihlerde 37 taşınmazını devrettiğinin tespit edildiğini, bu tespitin bile tek başına mal kaçırmanın açık kanıtını oluşturduğunu, taşınmazın değerinin 2.525.978,57 TL olduğunu, buna karşılık müflisin taşınmazı 1.200.000,00 TL bedelle sattığını, mislini aşan fark olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (2004 sayılı Kanun) 277 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı, davacı müflis şirket tarafından dava dışı diğer taşınmazların farklı kişilere devredildiği anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
27.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.