Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/5399 E. 2023/5138 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5399
KARAR NO : 2023/5138
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/184 – 2021/461
HÜKÜM/KARAR : Karar Verilmesine Yer Olmadığına

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Dairece bozulması üzerine mahkemenin vermiş olduğu direnme kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca bozulmuştur.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafça Bugün Gazetesinin 22.11.2011 tarihli nüshasının 1 ve 14 sayfalarında yer alan “Yumurta savunması meslekten attırdı” ve “Baykal’a yumurta mesleğinden etti” aynı gazetenin internet sayfasında “… Meslekten İhraç Edildi” şeklindeki haberlerden dolayı müvekkili hakkında ihraç kararı olmadığı hâlde iddiaların doğruluğu ve dayanakları araştırılmadan gerçek dışı haber yapılarak müvekkilinin aleyhinde olumsuz bir kamuoyu oluşturulduğunu, müvekkili hakkında gazete ile internet sitesinde “Uyuşturucu şebekesi ile bağlantılı olduğu iddiası ile müfettiş soruşturması başlatıldığı ve adının uyuşturucu kaçakçılığına karışmış olduğu ve halen de bu konuda soruşturma yapıldığı” şeklinde haberlere yer verilmiş ise de Van Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/1128 sayılı dosyası ile yapılan soruşturma sonucunda hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına” dair karar verildiğini, aynı konuda Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada 03.07.2010 tarihli ve 121819 sayılı karar ile disiplin soruşturması açılmasına gerek görülmediği, meslekten ihraç kararı verildiğine ilişkin haberlerin gerçek dışı olduğu, adlî ve idarî yönden takipsizlik kararı verildiğinin kamuoyuna duyurulduğunu, bu şekilde müvekkili hakkında ihraç kararı olmadığı hâlde iddiaların doğruluğu ve dayanakları araştırılmadan gerçek dışı haber yapılarak müvekkilinin kişilik haklarının ağır şekilde ihlâl edildiğini ileri sürerek 10.000 TL manevi tazminatın haberin yayınlandığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı hakkındaki “Mert meslekten ihraç edildi” şeklindeki ifadenin sehven yazıldığını, Bugün Gazetesinde 22.11.2011 tarihinde yayınlanan “İhraç değil uyarı cezası” başlıklı haberde bu durumun düzeltilerek kamuoyunun bilgisine sunulduğunu, bu sebeple müvekkili gazetenin davacının şeref ve haysiyeti ile oynamak ya da kişilik haklarına saldırı amacının bulunmadığının yayınlanan tekzip yazısı ile ortaya konulduğunu, dava konusu haberlerin görünür gerçeğe uygun olduğunu, davacı hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığını ve benzer nitelikteki haberlerin birçok basın yayın organında yer aldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.12.2014 tarihli ve 2012/465 E., 2014/607 K. sayılı kararı ile dava konusu haberlerin mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun ( BK) 41. ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49. maddesinde düzenlenen haksız fiil niteliğinde olduğu, TBK’nın 58. maddesinde düzenlenen manevi tazminat unsurlarının oluştuğu gerekçesiyle “… davanın kısmen kabulü ile 8.000 TL manevi tazminatın 22.11.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine…” karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. I. Bozma Kararı
Mahkeme kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairenin 08.03.2016 tarihli ve 2015/5613 E., 2016/2995 K.sayılı kararı ile
“…Somut olaya gelince; bir dönem Van Emniyet Müdürü olarak görev yapan davacının dönemin Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olan Deniz Baykal’ın Van ilini ziyareti sırasında meydana gelen bazı olaylar nedeniyle adli ve idari soruşturma geçirdiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacı hakkındaki idari soruşturma çerçevesinde düzenlenen ve İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna sunulan disiplin raporunda davacının eyleminin meslekten çıkarma cezasını gerektirdiği ancak geçmiş hizmetleri olumlu ve sicilleri iyi olduğundan bir alt cezanın uygulanması hususunun Disiplin Kurulunun takdirine bağlı olduğu belirtilmiştir. Yüksek Disiplin Kurulu tarafından davacıya uyarma cezası verilmiştir.

Bu açıklamalar ışığında ve özellikle davacı hakkındaki disiplin raporu, ceza mahkemesi kararı ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu haberin görünür gerçeğe uygun olduğu anlaşılmaktadır. Basının haberi ilgi çekici kılmak için kullandığı ifadelerin de davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu kabul edilemez. Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek istemin reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle kısmen kabulü doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur.

Mahkemenin 18.10.2016 tarihli ve 2016/393 E., 2016/614 K. sayılı kararı ile önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı süresi içinde ihbar olunan … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dairenin 09.04.2018 tarih ve 2017/4973 Esas, 2018/2828 Karar sayılı ilamıyla;

“…Dairemizin 08/03/2016 gün, 2015/5613 esas ve 2016/2995 karar sayılı bozma ilamında düzeltilecek bir husus bulunmadığı ve ilk derece mahkemesi direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, 6763 sayılı Kanunun 43. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK’nun 373. maddesinin 5. fıkrası gereğince dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine… ” karar verilmiştir.

B.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 25.03.2021 tarih ve 2018/4-585 Esas, 2021/358 Karar sayılı kararıyla; 20.07.2016 tarih ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hâl kararı doğrultusunda, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler kapsamında çıkarılan 29.10.2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin “Dava ve Takip Usulü” başlıklı 16. maddesinde;

“(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hâl kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

(2) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hâl kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce başlatılan icra ve iflas takipleri ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen takipler hakkında icra müdürlüklerince, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca düşme kararı verilir. Bu kararlar dosya üzerinden kesin olarak verilir ve takip alacaklısına resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı takip giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hâl kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine … ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dâhil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir.

(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz.” hükmü düzenlenmiştir.
Aynı hüküm 08.03.2018 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 16. maddesi ile de aynen kabul edilerek Kanun hükmü hâline getirilmiştir.

27.07.2016 tarihli 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler İle Bazı Kurum Ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin “Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirler” başlıklı 2. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan ekli (3) sayılı listede yer alan gazete ve dergiler ile yayınevleri ve dağıtım kanallarının kapatıldığı belirtilmiştir.

Dava konusu haberin yayımlandığı Bugün Gazetesinin 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin kapatılan gazete ve dergiler ile yayınevi ve dağıtım kanallarına ilişkin ekli (3) sayılı listede yer aldığı ve 2/1-c maddesi gereğince kapatıldığı anlaşıldığı gibi, davalı Koza İpek Basın ve Basım San ve Tic. A.Ş.’ninde 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ticaret sicil kaydı 30.09.2016 tarihinde re’sen terkin edilmiş ve bu hususun tescil ve ilan olunduğu Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 05.10.2016 tarihli, 9169 sayı ve sayfa 53’te belirtilmiştir.

Bu durumda anılan davalı hakkında 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 16. maddesi kapsamında değerlendirme yapılabilmesi için direnme kararının bu değişik gerekçe ile bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.

C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, “Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 08.07.2021 tarihli dilekçesinde, ihtiyari dava arkadaşlarından davalı … yönünden verilen önceki hükme yönelik davalının temyiz talebi bulunmadığından kararın bu davalı yönünden kesinleştiği gözetilerek bu davalı yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, hüküm altına alınan manevi tazminat alacağının faizi, mahkeme masrafları ve mahkeme vekalet ücreti ile birlikte diğer davalı … tarafından ödendiği ve özellikle mahkeme kararının bu davalı yönünden temyiz edilmeyerek kesinleştiği gözetilerek diğer davalı … ( Koza İpet Basın ve Basım Sanayii Ticaret A.Ş) yönelik manevi tazminat, yargılama gideri ve vekalet ücreti ödendiğinden ötürü konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ettiği, davacı vekili duruşmada alınan beyanında, … yönünden kararın kesinleştiğini, davalı …’un müvekkilinin zararını ödediğini, davanın konusu kalmadığını beyan ettiğinden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı … vekili; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ilamı doğrultusunda 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 16. maddesi kapsamında davalı idare yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi ile lehine vekalet ücreti taktir edilmesi gerekirken, karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurularak davalı idarenin vekalet ücreti ödemekle yükümlü kabul edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; davaya konu yayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmediği, buradan varılacak sonuca göre davacı yararına manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 427 vd maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 41 inci maddesi, 5187 sayılı Basın Kanunu’nun 1 inci ve 3 üncü maddeleri, 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 16 ıncı maddesi.

3. Değerlendirme
20.07.2016 tarih ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hâl kararı doğrultusunda, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler kapsamında çıkarılan 29.10.2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin “Dava ve Takip Usulü” başlıklı 16. maddesi ve 08.03.2018 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 16. maddesi ile de aynen kabul edilerek Kanun hükmü hâline getirilen düzenleme ile 20.07.2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hâl kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17.08.2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15.08.2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verileceği, bu kararların duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verileceği ve davacılara resen tebliğ edileceği, tarafların yaptığı yargılama giderlerinin de kendi üzerlerinde bırakılacağı belirtilmiştir.

Somut davada Hukuk Genel Kurulu bozma kararında da ilgili maddelere atıf yapılarak mahkemece bu husus değerlendirilmek üzere bozma yapılmış, mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilmiş ise de gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; mahkemece öncelikle 7082 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapılarak, davalı … hakkında açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine ve tarafların yaptığı yargılama giderlerinin de kendi üzerlerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken, davalı … yönünden de konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve vekalet ücreti ile sorumlu kabul edilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.

VI. KARAR
Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan mahkeme kararının BOZULMASINA,

Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.