YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5468
KARAR NO : 2022/15704
KARAR TARİHİ : 29.11.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen davada trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 11/02/2019 tarih 2018/1179 Esas 2019/1207 Karar sayılı ilamında “birleşen dosya davalısı ….ne (yeni adı … Otomotiv A.Ş.) dava dilekçesi ve birleştirme kararının tebliğ edilmediği, yargılama da bu davalıya yapılan ilk tebligatın, bilirkişi raporuna ilişkin olduğu; davalının, davaya karşı cevap verme ve savunmalarını yapıp delillerini bildirme imkanından yoksun bırakıldığı görülmekle, adı geçen davalıya dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliği ile davalının savunma hakkını kullanması ve delillerini bildirmesinin sağlanması, delil bildirdiği takdirde delillerinin toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi; dava sonucuna doğrudan etki eden bilirkişi raporlarının davalılara tebliği ile varsa itirazlarının alınması ve bu itirazlarının karşılanması gerekirken, usulünce yapılmış tebligat olmadan ve davalının savunma haklarını da kısıtlar biçimde yargılamaya devam edilip yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru görülmediği, kabule göre dava konusu aracın dava dışı zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirketi tarafından davacıya dava açılmadan önce yapılan ödemenin güncellenmek suretiyle hesaplanan maddi tazminat miktarından düşülmemiş olması ile hakkındaki dava, pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilen ve davada kendisini vekille temsil ettiren davalı Finans Finansal Kiralama A.Ş. lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasının doğru olmadığı” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda, maddi tazminat isteminin ikinci ıslah dilekçesi ile arttırılan kısmını da kapsar şekilde asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 33.027,54 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 2.267,06 TL geçici iş göremezlik tazminatı bedellerinin haksız fiil tarihi olan 23/07/2009 tarihinden itibaren işlemiş kanuni faizi ile birlikte davalılar …, … Otomotiv Anonim Şirketi ve …’nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının bakıcı giderlerine yönelik talebinin reddine karar verilmiş; karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Asıl davanın davalısı …’ın temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Islah, taraf usul işlemlerinin kısmen veya tamamen düzeltilmesidir.. Islahla vakıalar ve talep sonucu değiştirilebilir. Davacı vekili, 27/06/2013 tarihinde verdiği ıslah dilekçesi ile 2.000,00 TL maddi tazminat olarak açtığı kısmi davayı bilirkişi raporu doğrultusunda ıslah ettiğini ve dava değerini 19.838,35 TL’ye çıkarttığını beyan etmiştir. Daha sonra Yargıtay bozma ilamı sonrasında mahkemece alınan bilirkişi ek hesap raporu doğrultusunda 28/05/2021 tarihinde ikinci kez ıslah dilekçesi sunarak 19.838,35 TL olan dava değerini arttırarak 33.027,54 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 2.267,06 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 3.161,44 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 38.456,04 TL’ye çıkarttığını belirtmiş, güncel duruma göre Yargıtay bozma ilamı sonrasında yeniden yapılan ek hesap raporuna göre sunulan ıslah dilekçesinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Dava 1086 sayılı HUMK’nın yürürlükte olduğu 05/07/2010 tarihinde açılmış olup o tarihte belirsiz alacak davası bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının 28/05/2021 tarihinde verdiği ve ıslah dilekçesi olarak adlandırdığı dilekçe bir miktar açıklama dilekçesi olmayıp ikinci ıslah dilekçesidir. 6100 sayılı HMK’nın 176. maddesinin (2). fıkrası “aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.” hükmünü amirdir.
Anılan yasal düzenleme karşısında mahkemece 28/05/2021 günlü ikinci ıslah dilekçesi ile arttırılan maddi tazminat miktarına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bu nedenle temyiz eden davalı … lehine bozulması gerekmiştir.
2-Temyiz eden asıl dosya davalısı QNB Finans Finansal Kiralama AŞ vekili ile birleşen dosya davalısı … Otomotiv AŞ vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun hükümlerine göre, trafik kaydı işleteni kesin olarak gösteren bir karine değilse de onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde “işleten; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 85. maddesinde ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araçların malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalkması nedeniyle, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekir. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler incelendiğinde, davalı Qnb Finans Finansal Kiralama A.Ş.’nin maliki olduğu kazaya neden olan … plakalı aracın finansal leasing sözleşmesi ile davalı … Otomotiv AŞ’ye 07.07.2008 tarihinden itibaren 4 yıl süre ile kiralandığı, sonrasında ise aracın davalı … Otomotiv AŞ tarafından ihbar olunan … Komünikasyon Ofis ve Haberleşme Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne otomobil kiralama sözleşmesi ile 17.07.2008 tarihinden itibaren 3 yıl süre ile kiralandığı, davalı …’ın ise ihbar olunan şirketin çalışanı olduğu ve olay günü şirkete ürün taşıdığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı finansal kiralama sözleşmesinde kiracı olan … Otomotiv AŞ ile ihbar olunan … Komünikasyon Ofis ve Haberleşme Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında 17.07.2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 3 yıl süreli kira sözleşmesi yapıldığı, aracın fiilen ihbar olunan şirketin kullanımında olduğu, davalı …’ın ihbar olunan şirketin çalışanı olduğu durumları gözetildiğinde, kira sözleşmesinin 3.kişileri bağlayıcı etkide ve güçte olduğunun kabulü ile aracın işleten sıfatının ihbar olunan şirkette olduğu, davalı araç maliki Qnb Finans Finansal Kiralama AŞ’nin ve davalı finansal kiralayandan aracı kiralayan … Otomotiv Aş’nin ayrı ayrı işleten sıfatlarının bulunmadığı anlaşılmakla, adı geçen davalılar yönünden davanın reddi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuş olmaları doğru görülmemiş, kararın bu nedenle temyiz eden davalı … Otomotiv Anonim Şirketi ve davalı … yönünden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı … yararına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … Otomotiv Anonim Şirketi ile davalı … yararına BOZULMASINA, davalıların sair temyiz itirazlarının bozma nedenine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 29/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.