Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/5602 E. 2022/12060 K. 12.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5602
KARAR NO : 2022/12060
KARAR TARİHİ : 12.10.2022

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Davacı … vekili Av. … tarafından, davalı aleyhine 02/11/2018 gününde verilen dilekçe ile sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın açılmamış sayılmasına dair verilen 28/06/2019 günlü karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 11/02/2022 günlü Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi kararının Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu davalıya sigortalı aracın 01/06/2018 tarihinde yaptığı kaza neticesinde yaralandığını ve tedavi altına alındığını, tazminatlarını davalıdan talep etmişse de kendisine cevap verilmediği iddiası ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı şirkete başvuru yapılan 16/08/019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı şirketten tahsilini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, davacı vekilinin son üç celsedir mazeret dilekçesi vererek dosyayı sürüncemede bıraktığı, verilen mazeret dilekçesinin kabul edilmeyerek dosyanın işlemden kaldırılması kararı verildiği, yenilenen ve tekrar duruşma günü verilen davada davacı vekilinin tekrar mazeret dilekçesi vermişse de kabul edilmediği gerekçesi ile HMK 150/6 maddesi gereği davanın açılmamış sayılamasına karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuş, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 353.maddesinin ilk hâlinde;
“(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;
a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:
1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması.
2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması.
3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması veyahut mahkemenin bölge adliye mahkemesinin yargı çevresi dışında kalması.
4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması.
5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, merci tayinine karar verilmiş olması.
6) Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması.
b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,
3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir…” hükmü yer almakta iken;
7035 ve 7251 sayılı Kanunlar ile yapılan değişiklikler sonucu 353 üncü madde;
“…(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;
a)Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:
1) Davaya bakması yasak olan hakimin karar vermiş olması.
2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hakimin davaya bakmış olması.
3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması.
4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması.
5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına karar verilmiş olması.
6) Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması.
b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,
3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir…” şeklinde düzenlenmiştir.
Öte yandan, 7251 sayılı Kanun ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesine eklenen (g) bendine göre; “353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararlar” hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı açıkça hüküm altına alınmış olup, hükmün gerekçesinde de; 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamına giren durumlarda bölge adliye mahkemesinin duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği, fıkraya eklenen yeni (g) bendiyle, 353 üncü madde hükmü ile uyum sağlanarak Kanunun bütünlüğünün korunması amaçlandığı ifade edilerek 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararların kesin nitelikte olduğu vurgulanmıştır.
Bu nedenlerle; HMK’nın 362. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendinde yapılan yollama gereği HMK’nın 353. maddesinin birinci fıkrasının, (a) bendinin, 5. alt bendine göre istinaf talebini inceleyen bölge adliye mahkemelerinin, yerel mahkemelerce usule aykırı olarak verilen davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına dair kararları da kesin nitelik taşımaktadır. Somut olayda açıklanan mahiyette bir kararın bulunmasına göre HMK’nın 362/I-g maddesi göndermesi ile uygulanan HMK’nın 353/I-a.5 hükmü uyarınca, temyiz edilemeyecek mahiyetteki bölge adliye mahkemesi kararına karşı verilen temyiz dilekçesinin reddi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12/10/2022 tarihinde Başkan …’ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Somut olayda ilk derece mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup davacı tarafın istinaf yoluna başvurması üzerine bölge adliye mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesi kararı davacı tarafça temyiz edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince esas incelenmeden kararın kaldırılıp dosyanın gönderilmesi şeklinde verilen bir karar bulunmadığından karar HMK 353/(1)-a) maddesi kapsamında değildir. Bölge adliye mahkemesinin esastan red kararı 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-b)-1) maddesi kapsamında olup aynı kanunun 362. maddesinde yer alan temyiz edilemeyen kararlar arasında sayılmadığından işin esasına girilerek temyiz incelemesi yapılması gerekirken (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 09/03/2020 tarihli, 2020/599-2020/1161 E.K. sayılı kararı; 25/01/2021 tarihli, 2020/3784-2021/201 E.K. sayılı kararı; 04/11/2021 tarihli, 2021/21473-2021/8229 E.K. sayılı kararı; 25/11/2021 tarihli, 2021/24255-2021/9218 E.K. sayılı kararı da bu yöndedir.) temyiz dilekçesinin reddine karar veren sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.