YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5750
KARAR NO : 2022/14643
KARAR TARİHİ : 15.11.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı Uyuşmazlık Hakem Heyeti’nce davanın kabulüne dair verilen karara davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 27.09.2020 tarihli davalı vekilinin itirazının reddine dair kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; 03.01.2016 tarihinde davalıya trafik sigortalı araç ile davacının sürücüsü olduğu aracın çarpışması sonucu gerçekleşen trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere sürekli iş göremezlik zararı için şimdilik 15.100,00 TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, dava değerini 49.963,72 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; davanın kabulü ile 49.963,72 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 17.02.2020 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekilinin söz konusu karara itirazı üzerine, İtiraz Hakem Heyeti itirazın reddine karar vermiş, davalı vekili anılan kararı temyiz etmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.
Çalışma gücünün kaybına ilişkin zarar talebi, kişinin tüm yaşamı boyunca katlanacağı, geleceğe yönelik zararının da giderimi amacını taşıyan bir talep olduğundan, kişinin hak kazanacağı tazminat miktarının doğru belirlenebilmesi bakımından, çalışma gücü kaybına yol açan kaza tarihindeki gerçek ve net gelirinin doğru belirlenmesi önemlidir.
Kişinin herhangi bir işi yoksa, geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer davacının gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiği iddia ediliyorsa, bunun ispat edilmesi gerekir. Davacı asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia etmiş ise SGK’dan trafik kazasının olduğu tarihteki davacının ücret ve gelirlerini gösterir tüm belgeler getirtilmelidir. Kişi belirli bir iş yerine bağlı olmaksızın belirli bir meslek icra eden kişilerden ise SGK kayıtları olup olmadığı da araştırılarak ekonomik ve sosyal durumu ile ilgili zabıta araştırması yanında, meslek odasından o mesleği icra edenlerin kaza tarihi itibarı ile ortalama ücretleri sorulmalıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde davacının forklift yükleyici kazıyıcı kamyon belgesine sahip olduğunu, bizzat şöför olarak çalışarak gelir elde ettiğini iddia etmiştir.
Hakem Heyetince karara esas alınan aktüer raporunda bilirkişi tarafından davacının geliri TÜİK verilerinden ve kariyer netten yapılan araştırma sonuçları gereği aylık ortalama 3.393,64 TL kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Ancak forklift türü iş makinesi kullanımı işin özelliği gereği her gün yapılabilecek bir iş değildir.
Şu halde, davacının kazadan önce ne kadar gelir elde ettiğinin tespiti için İtiraz Hakem Heyetince, öncelikle davacının SGK kayıtlarının celp edilmesi, davacının ilgili şoför odalarında kaydı olup olmadığının araştırılması, ilgili vergi dairesinden kazançlarına ilişkin belgelerin getirtilmesi, davacının varsa mesleği ile ilgili sertifikaları sunmasının istenilmesi, forkliftin bir ay boyunca ortalama kaç gün kaç saat çalışacağının ilgili meslek odasından ve forklift kullananların çalışabilecekleri sürede gözetilerek aylık ne kadar kazanç elde edebileceklerinin (kaza tarihi itibariyle) sorularak davacının mesleğinin ve gerçek gelirinin tespit edilmesi, bilahare kararı hesaplama yapılmak üzere aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre (davacının kararı temyiz etmemiş olduğu ve davalının usuli kazanılmış hakları da göz önüne alınmak suretiyle) karar verilmesi gerekirken yetersiz araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir. Sigortacılık Kanunu’nun 30/17. ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. Maddeleri uyarınca, tarafların vekille temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekalet ücretinin her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan Asliye Mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olduğu öngörülmüştür. Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için ilgili mevzuat göz önüne alınarak hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında belirlenmesi, sözonusu miktarın maktu vekalet ücretinin altında kalması hâlinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 15.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.