YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/5892
KARAR NO : 2022/14627
KARAR TARİHİ : 14.11.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay(Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 23.11.2020 tarih, 2018/1280 Esas ve 2020/7432 Karar sayılı bozma ilamında; “davacının dayandığı icra takip dosyalarında borcun kaynağı olarak 20.11.2008 tarihi ile 05.10.2009 tarihlerini kapsayan dönemde düzenlenmiş olan çeklerin gösterildiği, iptali istenilen tasarrufun ise 08.10.2008 tarihli olduğu, davacının alacağının tasarruf tarihinden sonra doğduğunun görüldüğü, ancak uygulamada daha önceki tarihli hukuki veya ticari bir ilişki nedeniyle sonraki tarihli senet veya çeklerin düzenlendiğinin de bir vakıa olduğu, bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda her ne kadar davacının tuttuğu ticari defterlerin kapanış tarihlerinin olmaması nedeniyle lehine delil olma özelliğinin bulunmadığı bildirilmiş ise de aynı bilirkişi raporunda davacı alacaklı ile borçlu davalı arasındaki ticari ilişkinin tasarruf tarihinden önce 15.08.2007 tarihinde başladığının bildirildiği, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen faturaların da bu hususu teyit ettiği belirtilerek, bu durumda davacının alacağının tasarruf tarihinden önce doğduğunun kabulü ile davanın esasına girilerek tarafların delillerinin toplanması, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; bilirkişiler her ne kadar borcun doğum tarihini 15.08.2007 olarak belirtmişler ise de, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, kapanış tasdiklerinin olmadığı, bu nedenle delil olma vasıfları ve niteliklerinin bulunmadığı, borcun doğum tarihi net ve doğru olarak tespit edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak karar verildiği belirtilmiş ise de dosya kapsamından bozma gerekleri yerine getirilmeden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.
Tasarrufun iptali davalarında kural olarak, tasarrufun iptal edilebilmesi için borcun doğum tarihinin iptali istenilen tasarruf tarihinden önce olması gerekir. Bu husus, dava şartı olup mahkemece res’en araştırılmalıdır. Dava şartı gerçekleşmediği takdirde işin esası hakkında hüküm kurulamaz.
Hükmüne uyulan bozma ilamında; bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda her ne kadar davacının tuttuğu ticari defterlerin kapanış tarihlerinin olmaması nedeniyle lehine delil olma özelliğinin bulunmadığı bildirilmiş ise de aynı bilirkişi raporunda davacı alacaklı ile borçlu davalı arasındaki ticari ilişkinin tasarruf tarihinden önce 15/08/2007 tarihinde başladığının bildirildiği, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen faturaların da bu hususu teyit ettiği belirtilerek, bu durumda davacının alacağının tasarruf tarihinden önce doğduğunun kabulü ile davanın esasına girilerek tarafların delillerinin toplanması, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar verilmesi gereğine değinilmesine karşın mahkemece, bozmaya uyulmasına rağmen, yine davacının usulüne uygun tutulmayan defterlerine delil olarak dayanması ve lehine sonuç çıkarılmasının TTK ve usul hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, her ne kadar davacının ticari defterleri kapanış tasdikleri olmaması nedeniyle usulüne uygun değil ise de, ticari ilişkinin tasarruf tarihinden önce 15.08.2007 tarihinde başladığı, davacı tarafından dosyaya ibraz edilen faturaların da bu hususu teyit ettiği ve ticari defterleri desteklediği anlaşılmış olup, bozma ilamında da bu husus belirtilerek davacının alacağının tasarruf tarihinden önce doğduğunun kabulü ile davanın esasına girilmesi gerekirken, aynı gerekçe ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; davacının alacağının tasarruf tarihinden önce doğduğunun, yani buna dair dava şartının gerçekleştiğinin kabulü ile davanın esasına girilerek tarafların delillerinin toplanması, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre esas hakkında bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.