YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/604
KARAR NO : 2022/17774
KARAR TARİHİ : 27.12.2022
MAHKEMESİ :Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ :Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ilk derece mahkemesinde görülen tasarrufun iptali davasında verilen davanın kabulüne ilişkin hüküm hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; esas yönünden istinaf isteminin reddine ilişkin kararın, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu şirket hisselerini diğer davalılara satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulü ile; davalı …’nun … Tic. Ltd. Şti’ndeki 27 adet hissesinin Samsun …. Noterliği’nin 30.07.2013 tarih 12643 yevmiye no ile davalı …’e, 25 adet hissesinin Samsun …. Noterliği’nin 30.07.2013 tarih 12633 yevmiye no ile davalı …’na Hisse Devir ve Temlik Sözleşmesi ile yapmış olduğu tasarrufların AATUHK 24 vd maddeleri gereğince iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Bölge Adliye Mahkemeleri, 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulmuş ve Adalet Bakanlığı’nın 07/11/2015 tarihli 29525 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan kararı uyarınca tüm yurtta 20/07/2016 tarihinde göreve başlamışlardır. 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesinin (1) numaralı fıkrasında “Bölge Adliye Mahkemelerinin 26/09/2004 tarihli 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmi Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar 1086 Sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.”, (2) numaralı fıkrasında “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez.” hükmü yer almaktadır.
Eldeki davada; davacı vekili tarafından davanın ilk olarak İstanbul 21.Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, mahkemenin 23/10/2014 tarih ve 2014/247-2014/296 sayılı yetkisizlik kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 14/04/2015 tarih ve 2015/4250-2015/5921 sayılı onama ilamı ile kararın temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesinin kararı istinaf yasa yoluna tabi olmayıp, değişiklikten önceki HUMK hükümlerine göre temyize tabidir. Yasa yolu adının yanlış gösterilmesi ona istinaf hukuki vasfını kazandırmayacaktır. Buna göre; Bafra 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın kabulüne dair 25/02/2021 tarihli kararının temyiz incelemesinin Yargıtay tarafından yapılması gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin 10/12/2021 tarih ve 2021/2439 Esas 2021/2548 Karar sayılı kararının yok hükmünde olduğu anlaşıldığından, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin anılan kararının kaldırılmasına karar verilerek işin esasının ve ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu davanın kabulüne dair kararının temyiz incelemesine geçilmiştir.
2-Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin 3 nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3-Dava, 6183 sayılı Yasadan kaynaklanan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Tasarrufun iptali davalarında dava değerini, takibe konu alacak miktarı ile iptali istenilen tasarruf bedelinden hangisi az ise o bedel oluşturmaktadır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tasarruf konusu… Tic Ltd Şti’nin 52 adet hissesinin değeri belirlenirken şirket adına kayıtlı Samsun … Mah. 25 Ada 42 Parsel taşınmazın değeri tespit edilerek, şirket hissesinin değerinin bu olduğu sonucuna varılmışsa da, şirket hisselerinin değeri tespit edilirken sadece aktiflerinin değil, aktifleriyle beraber pasiflerinin de değerlendirilerek bir sonuca varılması gerektiği göz önünde bulundurulmamıştır. Bu durumda, mahkemece konusunda uzman bir bilirkişiden, şirketin tasarruf tarihi itibariyle tüm aktif ve pasifleri belirlenerek, tasarruf konusu 52 adet hissesinin değerinin buna göre tespitinden sonra dava değerinin, davacının tasarruf tarihi itibariyle alacak miktarı ile karşılaştırılıp az olan miktar üzerinden belirlenerek, yargılama giderlerine buna göre hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Kabule göre; 136 sayılı Avukatlık Kanununun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı Yasanın 35. maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü gereğince maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdir edilmesi de doğru değildir.
Yine kabule göre; davanın amacı davacı alacaklıya tasarruf tarihinde tespit edilen alacakları ile sınırlı olarak haciz ve satış isteme yetkisinin alınması olup, tasarruf tarihine kadar olan alacak ve fer’ileriyle sınırlı olarak dava konusu limited şirketin 52 adet hissesi üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi gerekirken infazda tereddüt oluşturacak şekilde sadece tasarrufun iptali şeklinde karar verilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin 10/12/2021 tarih ve 2021/2439 Esas 2021/2548 sayılı kararının yok hükmünde olması sebebi ile KALDIRILMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 27.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.