YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/6653
KARAR NO : 2022/12633
KARAR TARİHİ : 19.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; alabalık çiftliği sahibi olduğunu, yaklaşık bu yerde 15 yıldır alabalık üretim ve pazarlama ve parekende satış işi yaptığını, bu tesislerde 120 ton/yıl kapasite ile üretim ve satış yaptığını, ancak davalı şirketin Temmuz 2011 içerisinde Kayaiçi mevkiinde … Nehiri (çayı) üzerinde hiçbir tedbir almadan dere ıslah, istinat çalışması yaptığını, bu çalışmada aşırı derecede bozuk,bulanık, çamurlu suya sebebiyet vererek bu suyun kendi çiftliğine gelmesine ve balıklarının zayiatına sebebiyet verdiğinden, fazlaya ilişkin hakkının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; sorumluluğu bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava haksız fiil nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davalının dere ıslahı ve istinat çalışmaları sırasında suyun bulandığı ve davacıya ait balıkların ölmesine sebebiyet verildiği gerekçesi ile talebin kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemenin 09.05.2013 tarih ve 2011/171 esas, 2013/156 sayılı kararı, Dairemizin 09.06.2014 tarih ve 2013/14251 esas, 2014/9439 karar sayılı ilamı ile bozulmuş olup; bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılama sonunda mahkemece verilen 21.03.2018 tarihli 2014/329 Esas-2018/106 Karar sayılı karar, Dairemizin 08/04/2019 tarih 2018/4871 Esas, 2019/2083 Karar sayılı kararı ile ikinci kez bozulmuş, mahkemece bozma ilamı doğrultusunda davanın kabulü ile 10.000,00 TL maddi tazminata hükmedilmiştir. Karar süresi içerisinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda dava dilekçesinde açıkça “fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsili” talep edilmiş, mahkemece açılan davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizin 09.06.2014 tarihli ilk bozma kararı üzerine, mahkemece tahkikata ilişkin olarak zararın hesaplanması için bilirkişi raporu alınmış, rapor sonrası davacı tarafça mahkemeye sunulan 05.09.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değeri 272.000,00 TL’ye yükseltilmiştir. Mahkemece verilen ikinci kararda davacının davasının kabulü ile 272.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 08.04.2019 tarihli kararında; bozma ilamından sonra yapılan ıslah ile artırılan maddi tazminat miktarı yönünden davanın kabulüne karar verilmesi yasal düzenlemeye ve İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olduğundan ikinci kez bozma kararı verilmiştir. Mahkemece ikinci bozma ilamına uyularak, ıslah yapılmamış gibi davacının davasının kabulü ile 10.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Her ne kadar mahkemece uyulan Dairemizin 08.04.2019 tarihli ilamında, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gözetilerek davacı bakımından tazminatın belirlenmesine vurgu yapılmış ve mahkeme tarafından ıslahla artırılan 262.000,00 TL dikkate alınmadan karar verilmişse de, 7251 sayılı kanun ile değişik 6100 sayılı HMK’nın 177/2. maddesi gereği varılan sonuç doğru olmamıştır.
22.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK’nın 177/2. maddesinde; “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması halinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz” düzenlemesine yer verilerek bozmadan sonra ıslah konusuna yasal açıklık getirilmiş, bozma kararı sonrası ıslah yapılıp yapılamayacağı hakkındaki farklı görüş ve uygulamalara son verilerek bozma ve kaldırma kararlarından sonra dosyanın ilk derece mahkemesine döndüğünde tahkikata ilişkin bir işlem yapılıyor ise tahkikat bitinceye kadar ıslah yapılabileceği net bir şekilde belirlenmiştir.
Açıklanan nedenlerle; 22.07.2020 yürürlük tarihli 7251 sayılı Kanun ile değişen 6100 sayılı HMK’nın 177/2. maddesi ile bozma kararından sonra tahkikata ilişkin bir işlem yapılması halinde, tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabileceğine dair açık düzenleme yapıldığı gözetilerek, Kanun değişikliği uyarınca Dairemizin ilk bozma kararından sonra tahkikata ilişkin işlem yapıldığı göz önünde bulundurularak davacının 05.09.2016 tarihli dilekçesi değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 19.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.