YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/703
KARAR NO : 2022/12243
KARAR TARİHİ : 13.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın reddine dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 10.03.2018 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu araç ile müvekkilinin yolcusu olarak bulunduğu motosikletin karıştığı trafik kazası neticesinde yaralandığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 5.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, talebini 85.490,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; başvuru sahibinin talebinin kısmen kabulü ile 50.817,75 TL tazminatın davalı … şirketinden tahsil edilerek başvuru sahibine 02.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen itirazın reddine dair karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, hakem heyeti kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Hakem Heyetince hükme esas alınan 06.08.2019 tarihli aktüer bilirkişi raporunda; kaza tarihinde yaşına göre davacının TRH 2010 Tablosu’na göre muhtemel bakiye ömür süresi belirlenmeden hesaplama yapılmış, işleyecek aktif dönem ile işleyecek pasif dönem başlangıç ve bitiş tarihleri açık bir şekilde yazılmamış olup bu yönüyle rapor denetime elverişli değildir.
Bu durumda; davacının bakiye ömür süresi belirlenerek, bilinen ve bilinmeyen döneme ilişkin ayrıntılı olarak yılların yazılarak tablo ve cetvellerin yer aldığı, aktif ve pasif dönem başlangıç bitiş tarihleri ve süreleri gösterilmek suretiyle denetime elverişli, açık ve anlaşılır hesap raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Davacının polis memuru olduğu ve trafik kazasının görevi sırasında gerçekleştiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince uyuşmazlık konusu kaza nedeniyle davacıya 2330 Sayılı Yasa kapsamında nakdi tazminat ödenip ödenmediği, SGK tarafından peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığı, herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunda bir araştırma yapılması gerekirken bu araştırma yapılmadan hüküm kurulması hatalıdır. Diğer taraftan; davacının görevi başındayken gerçekleşen kazada yaralanıp maluliyete uğraması nedeniyle, dava dışı SGK Başkanlığı tarafından davacıya iş kazası nedeniyle rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun da araştırılmadığı görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle davacının kaza tarihi itibariyle bağlı olduğu kurumdan dava konusu trafik kazası nedeniyle, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun dahilinde davacıya bir ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmışsa ödenen bedelin neye ilişkin olduğu (maddi-manevi tazminat miktarlarının ayrı ayrı belirtilmesi) hususlarının sorulması ve dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi; yine, SGK’dan dava konusu kazada davacının malul kalması nedeniyle, iş kazası yönünden herhangi bir inceleme yapılıp yapılmadığı, olayın iş kazası olarak kabul edilmiş olması halinde davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılan ödemenin miktarı ve niteliği ile ilk peşin sermaye değeri tutarının ne olduğu, rücuya tabi olup olmadığı hususlarının sorulması, dayanak ödeme belgelerinin temin edilmesi; tüm belgelerin toplanmasından sonra, toplanan tüm deliller birlikte tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde verilen karar doğru görülmemiş ve karar açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
Kabule göre, Sigortacılık Kanunu’nda 30/17 maddesi ile 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13. maddesine “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir. Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın karar tarihinde AAÜT’de belirlenen maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 13.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.