Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2022/7267 E. 2022/11725 K. 06.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2022/7267
KARAR NO : 2022/11725
KARAR TARİHİ : 06.10.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın reddine dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 05.11.2018 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu araç ile müvekkilinin yolcusu olarak bulunduğu aracın karıştığı trafik kazası neticesinde yaralandığını belirterek, belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesi talebini 62.109,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; başvurunun kabulü ile 62.109,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından itirazın reddine dair karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, hakem heyeti kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı vekilince dosyaya sunulan 05.08.2019 tarihli Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Bilimleri Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen raporda; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının mevcut sol radius kırığı ile travma sonrası stres bozukluğu arızası nedeniyle maluliyet oranı %20 belirlenmiş, hükme esas alınmıştır.
Dosya kapsamında davacının psikiyatri tedavisi gördüğüne ilişkin yeterli belgeler bulunmadığı gibi alınan maluliyet raporunda da travma sonrası stres bozukluğunun tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği,sürekli olup olmayacağına ilişkin ayrıntılara yer verilmemiştir. Rapor bu hali ile karar vermeye elverişli değildir.
Bu durumda, davacının psikolojik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakları dosya arasına getirtildikten sonra muayenesi de yapılarak, içinde psikiyatri uzmanının da olduğu Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarından kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, kazadan sonra oluştuğu belirtilen psikolojik rahatsızlıkların kaza ile illiyet bağının olup olmadığı, maluliyet oranına etki edip etmediği, travma sonrası stres bozukluğunun bakiye ömür boyunca süreklilik arz edip etmediği ve sürekli değilse ne kadar süre devam edeceği tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Hakem Heyetince hükme esas alınan 16.12.2019 tarihli aktüer bilirkişi raporunda; kaza tarihinde yaşına göre davacının TRH 2010 Tablosu’na göre muhtemel bakiye ömür süresi belirlenmeden, TRH Tablosu’na göre davacının 99 yaşına kadar yaşama ihtimali hesaba dahil edilerek,ortalama yaşam süresi ile sınırlama yapılmadan hesaplama yapılmış, işleyecek aktif dönem ile işleyecek pasif dönem başlangıç ve bitiş tarihleri açık bir şekilde yazılmamış olup bu yönüyle rapor denetime elverişli değildir.
Bu durumda; davacının bakiye ömür süresi belirlenerek, bilinen ve bilinmeyen döneme ilişkin ayrıntılı olarak yılların yazılarak tablo ve cetvellerin yer aldığı, aktif ve pasif dönem başlangıç bitiş tarihleri ve süreleri gösterilmek suretiyle denetime elverişli, açık ve anlaşılır hesap raporu alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme yazılı olduğu şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre, Sigortacılık Kanunu’nda 30/17 maddesi ile 19.01.2016 tarihli ve 29598 Resmî Gazete’de yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. maddesine “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir. Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın karar tarihinde AAÜT’de belirlenen maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde fazla vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 06.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.